banner864

Levent Kırca - Hiç yoktan iyidir 06 Temmuz 2014, 13:40

Bugünleri göreceğim hiç aklıma gelmezdi. Cumhuriyet elden gidiyor. Millet de seyredip şakşak tutuyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin meclisinden Atatürkçü, Cumhuriyetçi yirmi milletvekili çıkmadı, çıkamadı. İnşallah benim de şu sıralar karşıma bir milletvekili çıkmaz. Görürsem dokunacağım.

Peki ben Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne yapacağım?

Onu da bir-iki mavra yaptıktan sonra söyleyeceğim. Yazının dibine sakladım.

ZİYARET


Bir arkadaşımın işyerine gittim. Beş katlı bir bina. Çalışanların çoğu üniversite mezunu. Her katta ayrı ayrı tuvalet var. Ama tuvaletler kötü kullanılıyor. Sifonu çekmiyorlar. Klozete izmarit dahil herşeyi atıyorlar. Erkekler klozet kapağını kaldırmadan işiyorlar. Damlacıklar sarı sarı lekeler oluşturuyor kapağın üzerinde. Bir sonra giren oturup da yapamıyor yapacağını.

Arkadaş bana soruyor: Peki hepimiz medeniyiz, bu nasıl oluyor?

Bir kere bana neden soruyorsun, benim tuvalet işletmelerim mi var? Neyse, benden akıl mı istiyorsun diye soruyorum. Evet, diyor. Tuvaletlerdeki yazıları değiştireceksin. Lütfen damlatmayın, lütfen kağıt atmayın vs yazıyorsun ya, oradaki "lütfenler" kalkacak. İşemesini bilmeyene "lütfen" denmez. Yazıların tarzını değiştireceksin. Bağışıklık sistemleri, bu yazılara karşı savunma mekanizması oluşturuyor. Nasıl ki, sigaraların üzerine sigara sağlığa zararlıdır diye yazıyorlar da, hatta pörsümüş ciğer, dalak resimleri koyuyorlar da olmuyor. Sigara içenler bunları kanıksadı. Ciğerciden akciğer alıp sigara paketi ile birlikte vereceksin. Gene sigaranın üstünde sırtsırta (artık karı koca mı, sevgili mi orasını bilemiyorum, ama AKP hükümetinde basıldığı için sevgililerse de evlendirilmişlerdir kesin), resimde kadın istiyor, erkeğine hadi diyor, erkek bitmiş, karısının isteğini karşılayamıyor. Neden?

Çünkü asgari ücret düşük, evini geçindiremiyor, onun için mi? Hayır. Sigara. Sigara bitirmiş adamı. Pakette ne resim olursa olsun, tiryaki alacak ve içecek o paketi. Zira kanıksamış.

Beş katta beş ayrı tuvalet var değil mi? Tuvaletlerin kapısına görevli koyacaksın. Girenle girecek, çıkanla çıkacak. İçerde eşlik edecek def-i hacet edene. Yeri gelecek damlattırmayacak, yeri gelecek silkelettirmeyecek, yeri gelecek adamın deliği tutturabilmesi için "gel, gel" yapacak. Deliği de tutturmak çok kolay değil hani. İşi bitip de oturaktan kalkanla birlikte bakılacak yapılana. Eğer "gel, gel"e rağmen deliğin kenarına yapmış, hedefi tutturamamışsa, o kişi deftere yazılıp fişlenecek, "kıçının ayarı yok" diye. Sifonu çektikten sonra tuvalet kağıdını deliğe attırmayacak. Poposunu silen, katlasın kağıdı, cebine koysun. Aynı kağıdı idareli kullanırsa bir daha geldiğinde de silinebilir. Aynı şirkette kaç kişi, kaç kere büyüğünü, kaç kişi küçüğünü yapıyor, bunlar kayıt altına alınacak. İş bittikten sonra elini kim yıkıyor, kim öylece çıkıyor, kim ne kadar süreyle kalıyor, girip de geç çıkanlar, hatta hiç çıkmayanlar olabilir, bu sürelerin bilirkişi tarafından tespiti gerekir. Biriktirip de mi yapıyor yoksa taksit taksit mi? Çünkü bazen öyle hacetler oluyor ki, hacet delikten büyük oluyor. O taktirde o marifeti yapan, isterse yaptığını yanında götürmeli, tezek olarak sobada iyi yanıyor. Yok ben marifetimi burada bırakacağım derse, o zaman parçalattırıp küçük kıyım haline getirtmen gerekir.

Kimisi tuvalet kağıdını az kullanır, kimisi çok. Tuvalet kağıdını, tuvalete girerken adama metre ile vereceksin. Herkes mabadının ölçüsünü bilsin. Ben herkesin başına bir eleman dikemem, masraflı olur diyorsan, tuvaletlere kamera koyup, herkesi kaydedeceksin. Kim nasıl yapıyor, neyi ne kadar kullanıyor, görüntüyü tekrar tekrar başa alıp izleyerek takip edebilirsin. Ya da şöyle yapabilirsin. İşe eleman alırken, "Bizde tuvalet yok. İşe tuvaletinizi yapıp da gelin!" diyebilirsin. Bu da bir yöntem. İş yok, arayan çok. Bütün gün tutsunlar, gidip evlerinde yapsınlar.

Bir arkadaşım mesela, şöyle bir yöntem bulmuş: Bir personel, belli saatlerde çalışanları dolaştırmaya çıkarıyor. Dolaşırken de, çişlerini, kakalarını yaptırıyor. Sonra yapılanları, bir naylon torbayı ters çevirerek toplatıp çöpe attırıyor.

Biz, bizim ülkemizde tuvalet kullanmasını insanlara anlatıp öğretemedik. Öğrenmek niyetinde de değiller zaten.

Şaka bir yana, tuvalet eğitimini okullara ders olarak koymalı ve insanları küçük yaşta eğitmeli.

Taksim'de tuvalet işleten birini tanıdım. Ara sıra sıkışır, giderim yanına. Bir gittiğimde sordum: "Nasıl bir iş bu abi?", "pis bir iş" diye yanıtlıyor beni. Sonra ucuz, diye ekliyor. Küçüğün fiyatı ayrı, büyüğün fiyatı ayrı. Bence, diyor, büyük de kendi içinde fiyatlandırılmalı. Nasıl, diyorum? Şöyle diyor: "Küçük boy, orta boy ve büyük boy.." "Ne farkedecek abi", diyorum. "Ne farkedecek olur mu", diyor.. "Biz temizliyoruz." Mesela büyük boyu temizle temizle bitmiyormuş. Peki, nasıl tespit edeceksin ne kadar yapıldığını, diyorum.. Gramajla, diyor. 50 gramın fiyatı, yarım kiloyla bir olmamalı.

Böyle bir teklifi var..

Ülkede, adam olacak çocuklar b.klarından anlaşıldığına göre, b.kun ne kadar değerli olduğu ortada.

Acaba mecliste tuvaletler nasıl? Tamamiyle alaturkaya çevrildi mi mesela? Neyse; bir atasözü söyleyip, bu pis konuyu kapatalım:

'B.K, B.KU KENEFTE BULURMUŞ'


Ha bu arada, aynı kenefçi arkadaş anlattı, eklemeden geçemeyeceğim:

Bir adam sıkışmış, yanına gelmiş. Tam içeri girecekken bizimki uyarmış. "Sular kesik".. "Orada masanın üzerindeki su şişelerinden birini al yanına." Hayli sıkışmış adam dönüp bakmış masanın üzerine. Aynı büyüklükteki şişelerden bir tanesine uzanmış. Bizimki seslenmiş, "hayır onu alma, ötekini al!".. Adam ötekine uzanmış.. "hayır diğerini" demiş bu sefer kenefçi. Adam altına yaptı yapacak, dönüp sormuş: "yahu hepsi aynı büyüklükte şişelerin. Ha onu almışım, ha bunu. Ne farkeder?"

Bizim kenefçi cevap vermiş..

"Biz burda neden oturuyoruz?"

Cumhurbaşkanlığı seçimi


Atatürk'ün kurduğu Cumhurbaşkanlığı'na Cumhuriyetçi bir aday yok malesef. Yine Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı, gerici bir şeriatçı. Üstelik de Atatürk Düşmanı. Eklemeddin Bey, Amerika'nın direktifi üzerine, öteki şeriatçı Tayyip'in önünü açmak için icad edildi. İki muhalefet partisinin ortak düşüncesi bu. Üç aday var, üçünden de Cumhurbaşkanı olmaz. Ben T.C.'nin bir sanatçısı olarak, bana düşeni yapacağım. Ya geçersiz oy kullanacağım, ya da hiç. Hiç yoktan iyidir.

Levent Kırca
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

Seçkin Alağaş :

yani eklemeddin beyemi koyacaz oyumuzu başka seçeneğimiz yokmu ?

fenasi kerim :

vallah orasını bilmem ama göl tutatsada kokar tutmassada kokar bence uğraşmayın.

Emre Duman :

haklısın abi

Hüsnü Sert :

amma tutarsa bir göl yoğurdumuz olur....

ALİ AKAR :

ya tutarsa eklemeddin insanoğlu? göl tamamıyla yoğurt olur haaaa

cenap aytepe :

koca adam nedemek hiç yoktan iyidir kafamızı bozma .

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder