banner864

Tayfun İçli - Çağrı 21 Temmuz 2014, 15:17

6551 sayılı “Terörün Sona Erdirilmesi Ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, Anayasamızın 2, 3, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 14, 87, 125 ve 137 madde hükümlerine açıkça aykırıdır.

Anayasa’mızın 2’inci maddesine göre; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

Anayasa’mızın başlangıcında belirtilen temel ilkelere göre,

• Egemenliği Türk Milleti adına kullanmaya yetkili hiçbir kişi ve kuruluş, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamaz.

• Kuvvetler ayrımı, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliğidir. Üstünlük Anayasa ve kanunlarda bulunmaktadır.

• Hiçbir faaliyet Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremez ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duyguları, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmaz.

Cumhurbaşkanınca onaylanan ve 16.07.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Terörün Sona Erdirilmesi Ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” ile Anayasamızın başlangıcında belirtilen temel ilkelere ve anayasamızın hükümlerine aykırı davranılarak hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkılmıştır.

Bu düzenlemeler ile,

• Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan her tür faaliyet koruma altına alınmıştır.

• Silahlı eşkıyaya, teröriste teslim olunmuştur.

• PKK terör örgütü meşruiyet kazanmış, muhatap kabul edilmiştir.

• PKK terör örgütüne ‘Demokratik Özerklik’ gibi üniter devlet yapısını sekteye uğratacak talepler için meşru bir zemin yaratılmıştır.

• Hükümete sözde ‘çözüm süreci’ kapsamında Anayasaya aykırı olarak yetki ve görev verilmiştir.

• Kanunun 4. Maddesindeki “Bu Kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz” şeklindeki düzenleme ile geçmişte Anayasa ve yasalara aykırı olarak faaliyet gösteren ve suç işleyen kamu kurum ve kuruluşlarında görevli kişilere ‘özel af’ getirildiği gibi bu kişilerin gelecekte işleyecekleri bu kapsamdaki suçlar da idari ve cezai “sorumsuzluğa, dokunulmazlığa” kavuşturulmuştur.

Anayasamıza göre, kanunların şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelerine ait olup bu hak, kanunun yayımı tarihinden itibaren on gün içerisinde kullanılabilecektir.

Cumhurbaşkanımız ile milletvekillerimiz görevlerine başlarken; “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağına, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağına,(…)” Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusları ve şerefleri üzerine ant içmişlerdir.

Büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “(...) Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk
İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” şeklindeki hitabesinden esinlenerek;

Başta Cumhurbaşkanı ve ana muhalefet partisi genel başkanı olmak üzere, tüm milletvekillerine namuslarınız ve şerefleriniz üzerine içtiğiniz andı hatırlatıyor ve Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Türk Milletinin dikkatinden kaçırılmaya çalışılan bu kanunu Anayasa Mahkemesine götürmeniz çağrısında bulunuyorum.

Tayfun İÇLİ
Devlet Eski Bakanı - 21 ve 23 Dönem Milletvekili


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

ERDiNC ÜNLÜ :

Sn. Icli, bu kisilerden hicbirsey cikmaz. Cözüm Sine-i Millet´tir. Y CHP´nin ve AK MHP´nin tabanlarina, kendi partilerin gn.baskanlarina, vekillerine ve il-ilce yönetimlerine baski yapmalari icin, kazan kaldirmalari icin cagrida bulunun.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder