banner864

Ufuk Akkaya - Dinleye dinleye cinayet 23 Temmuz 2014, 12:49

Danıştay, Hrant Dink, Rahip Santoro ve Zirve Yayınevi cinayetlerinin işleneceğini Emniyet İstihbaratı biliyordu. Ancak kılını bile kıpırdatmadı. Bu bir saptama değil, gerçek! Dört cinayet telefon dinlemesinde kesişti. Polis, Danıştay’ı basanları da Dink’i öldürenleri de suikastlardan önce takibe aldı. Saldırganlara hem teknik takip (telefon dinlemesi), hem de fiziki takip yapıldı. Cinayetler bilinmesine rağmen önlen(e)medi.

 Ergenekon sürecine giden yolda dört önemli cinayet işlendi:

1- 5 Şubat 2006: Rahip Andrea Santoro öldü­rüldü.

2- 17 Mayıs 2006: Danıştay baskını. 2. Daire Hâkimi Mustafa Yücel Özbilgin öldürüldü.

3- 19 Ocak 2007: Gazeteci Hrant Dink öldürüldü.

4- 18 Nisan 2007: Malatya Zirve Yayınevi basıldı, üç kişi öldürüldü.

 Bu dört cinayet, Fethullahçı kulaklarda kesişti.

 

Santoro dinlenirken öldürüldü

 Tarih: 5 Şubat 2006, günlerden pazar. Trabzon İskenderpaşa Mahallesi’ndeki Santa Maria Katolik Kilise­si Rahibi Andrea Santoro öldürülmüş ve cinayetin “faili” 16 yaşın­daki Oğuzhan Akdin, iki gün sonra yakalanmıştı. “Miyop” olan Oğuzhan, Santoro’yu 40 metreden ateş ederek vurmuştu!

Trabzon Emniyeti, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne baş­vurmuş ve 8 Kasım 2005 tarihinde Rahip Santoro’nun telefonları­nın dinlenmesi kararı almıştı. Gerekçesi de “Pontusçuluk ve bölücü fa­aliyetler”.

Polisin “telefonları dinlenecekler” listesinde 24 Temmuz 2004’te Trabzon McDonald’s’a bomba­layan, kilisenin eski rahibini keser sapıyla döven Yasin Hayal’in de isim vardı. Mahkeme Hayal’in de dinlemesine karar verdi. Bu sefer gerekçe; “sansasyonel eylem peşinde” oldu.

Santoro ile Hayal’in telefonları üç ay bo­yunca dinlemeye alındı. Üç ay dolmadan Rahip Santoro öldürüldü. Hem de tehdit edildiğinin polis tarafından bilinmesine rağmen.

Hrant Dink cinayetinden sonra basına “Santoro cinayetini de ‘Yasin Hayal çevresi’nin işlediği” bilgileri yansımıştı.

Santoro’yu öldüren Glock marka tabanca daha önce bir cinayette kullanılmıştı. Şeniz Dervişoğlu mafya grubunun “Sarı Osman” lakaplı Osman K. üyesince 28 Ocak 2006’da Trabzon’daki Yeşilyurt Restoran’ta yaşanan ve adam öldürmeyle sonuçlanan eylemin ardından Santoro’yu öldüren Oğuzhan’ın ağabeyi Alparslan Akdin’e verilmişti.[i]

Şeniz Dervişoğlu ekibinden bir kişinin, bir polis memuruyla 19 Ocak 2007 tarihinde yaptıkları telefon konuşmasından Dink’in öldürülmesi olayı ile bağlantıları olduğu ortaya çıktı. O.D. (Trabzon Emniyeti’nde görevli polis) ile G.K. arasında Dink’in öldürüldüğü gün yapılan konuşmalarda; Ogün Samast’ın Giresun’da karşılanması, Yasin Hayal’in adını açıklamaması için telkinde bulunulması için devreye girilmesi gerekildiği konuşuluyordu.

[ii]

Rahip Santoro öldürüldüğünde Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek’ti.

*

Azınlıklara da Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi bakıyordu. Dönemin C Şube Müdürü de Ali Fuat Yılmazer.

**

 

Dink öldürüleceğini bilmeyen yoktu

 19 Ocak 2007 günü Hrant Dink öldürüldü. “Tetikçi” Ogün Samast ve azmettiriciler Yasin Hayal ile Erhan Tuncel yakalandı.

Peki, kim bu Yasin Hayal?

- 24 Ekim 2004 günü Trabzon’daki McDonald’s’ı bombalayan kişi!

Yasin Hayal bombayı nereden temin etti?

- Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi Erhan Tuncel yapmış! Hatta Tuncel, bombala­ma eyleminde erketede durmuş.

Erhan Tuncel, McDonald’s bombalamasından yargılan­dı mı?

- Hayır!

Neden?

- Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, 24 Ekim 2004 günü Erhan Tuncel’i yasal adı Yardımcı İstihbarat Elemanı (YİE) olan “muhbir” yani “polis ajanı” yaptığı için.

Erhan Tuncel kim?

- Ortaokul ve lise yıllarında Elazığ’da Fethullah Gülen cemaati­nin “Işık Evleri”nde kaldı. Elazığ’da olduğu yıllarda Mehmet Ağar’ın seçim çalışmalarına katıldı. Trabzon’da bir yandan Alperen Ocakları’na giderken diğer yandan da cemaat evlerine gitti.*** Dink’i öldüren silahın tetiğini çeken Ogün Samast’a Hrant Dink’in fotoğ­raflarını verdi.

Akyürek, Erhan Tuncel’e “af karşılığı muhbirlik” yaptırıyor. Bu muhbirlik ilişkisi “suçluyu saklama” ve “suçun affedilmesi” anla­mına geliyor. Oysa Emniyet Müdürlerinin böyle bir yetkisi yok. Ramazan Akyürek, bir suçluyu “muhbir” yaparak suç işliyordu.

 

Ağabeyler

 Hrant Dink’i “öldüren” Ogün Samast’ın ağabeyi kim?

- Yasin Hayal!

Yasin Hayal’in ağabeyi kim?

- Erhan Tuncel!

Erhan Tuncel’in ağabeyi?

- Ramazan Akyürek!

Erhan Tuncel 22 Ocak 2007 tarihli ifadesinde Akyürek’e “Ramazan abi”[iii] diyordu.

Ramazan Akyürek kim?

- Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü, Hrant Dink öldürüldüğünde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı!

Peki, Akyürek’in ağabeyi kim?

- Fethullah Gülen!

Çünkü Akyürek’in sicil kaydına “Fethullahçı, dikkat edilmeli” yazıyor.

Yasin Hayal’in telefonları Emniyet İstihbarat tarafından 8 Kasım 2005’ten Hrant Dink’in öldürüldüğü 19 Ocak 2007’ye kadar aralık­sız olarak dinlenmişti.

24 Ekim 2004 tarihinde “polis muhbiri” yapılan Erhan Tuncel’in telefonları da 13 Temmuz 2006 tarihinden Hrant Dink’in öl­dürüldüğü 19 Ocak 2007 tarihine kadar kesintisiz dinlenmiş ve kayda alınmıştı.

Tuncel, Trabzon Emniyet İstihbarat Şubesi’ne birçok kez Yasin Hayal’in planlarını rapor etmişti. Hatta “ne paha­sına olursa olsun Dink’i öldüreceği”* bilgisini aktarmıştı. Emniyet İstihbarat Dairesi Dink’in öldürüleceğini biliyordu. 

Zirve cinayetini telekulak çözmüş!

 Dönemin EGM İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek 70 mil­yonun iletişimini izlemek için mahkemeye yazdığı yazıda, Zirve Yayınevi saldırısının “kısa sürede neticelenmesi”ni teknik izleme­ye, yani telefon dinlemesine bağlamıştı. Emniyet’in 70 milyonu dinlemek için mahkeme kararı almasının ortaya çıkması üzerine, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım TBMM’de dinlemelerin başarısı­nı anlatmak için, “Malatya cinayeti failleri dinlemeyle yakalandı”[iv] dedi. Bakan ve İstihbarat Başkanı’nın ifa­delerinden, Zirve Yayınevi katillerinin saldırıdan önce dinlendiği ve takip edildiği ortaya çıkıyor.

Saldırının kilit ismi Emre Günaydın, Fethullah’ın evlerinde ye­tişmişti. Haftada dört kez “Nur cemaati” evlerine gittiğini ifade eden Günaydın, burada Said-i Nursi ve Fethullah Gülen’in kitaplar oku­yup sohbet toplantılarına katıldığını anlatmıştı.

Bir önemli not daha aktaralım. Zirve cinayetinin yaşandığı dönemde Malatya Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya’ydı. Kahya da Emniyet içindeki F-tipi ekipten.

 

Dinliyordunuz da neden öldürüldüler?

 Rahip Santoro, Hrant Dink ve Zirve Yayınevi saldırılarının or­tak noktası Emniyet’in bu cinayetlerin yapılacağını bilmesine karşın elini dahi kıpırdatmaması. Bu bir saptama değil, gerçek!

 Andrea Santoro:

 Tehditler alıyordu. Trabzon Emniyeti’ne başvurdu. Hiçbir ön­lem alınmadı. Emniyet, Santoro ile Yasin Hayal’i aylarca dinledi, adım adım takip etti. Santoro’yu vuran çocuğun “Yasin Hayal grubu” ile ilişkili olduğu belirlendi. Buna rağmen Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro öldürüldü.

 Hrant Dink:

 Trabzon’da Dink’in öldürüleceğini sağır sultan bile duy­muştu. Emniyet ve Jandarma’nın bu konuda istihbaratı vardı. Em­niyet Dink’i öldürecek Yasin Hayal ve Erhan Tuncel ekibini teknik (telefon dinlemesi) ve fiziki takibe almıştı. Erhan Tuncel zaten Em­niyet İstihbaratı’nın muhbiriydi. EGM İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek’e “abi” diyecek kadar yakındı; çünkü onu Akyürek ajanlaştırmıştı. Dink’in öldürülmesi adeta iz­lendi. Madem faillerin telefonlarını dinliyorsunuz, neden Hrant Dink’in öldürülmesine izin verdiniz?

 Malatya Zirve Yayınevi:

 Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile EGM İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, “Malatya cinayeti failleri dinlemeyle yakalandı” diye açıkladı. Faillerin telefonlarını dinliyordunuz, ne­den yayınevi baskınını önlemediniz?

 Öldüren de Fethullahçı, soruşturan da!

 Santoro, Dink ve Zirve Yayınevi cinayetleri Türkiye’de etnik ve dinsel çatışma zemini hazırlamaya yönelik bir dizi tertipti. Büyük operas­yonun adımları gibiydi. Emniyet İstihbarat, cinayetle sonuçlanan üç olayın faillerini saldırılardan önce dinledi ve izledi. Ancak cina­yetler önlen(e)medi. Göz göre göre cinayetler işlendi. Adeta cinayet­lerin önü açıldı.

 Bu üç cinayetin ortak özelliği faillerinin telefonlarının saldırı­lardan önce dinlenmesi ve önlem alınmamasıydı. Bir ortak nokta daha var. Santoro’yu öldüren 16 yaşındaki çocuk, Dink’in cinayeti­ni azmettiren Yasin Hayal’ler, Erhan Tuncel’ler, Zirve Yayınevi sal­dırısının baş faili Emre Günaydın’lar Fethullah Gülen’in Işık Evleri müdavimleri. Eğitimlerini bu evlerdeki “ağabeyleri” veriyor. Bu ci­nayetleri soruşturan Emniyet İstihbaratı’nın müdürleri de Fethullahçı. Olay­lar gerçekleştiğinde Ramazan Akyürek İstihbarat Dairesi Başkanı 2008 yılında ortaya çıkan “57 F-tipi polis” listesinin başını çekti. Ali Fuat Yılmazer, Emniyet İstihbarat Dairesi C Şube Müdürü olarak listenin 10. sırasında yer aldı. Öldüren de, soruşturan da Fethullahçı. 

Ve Danıştay Saldırısı

 Sırada cinayetlerin dördüncüsü ve en etkilisi Danıştay saldırısı var. Danıştay cinayeti failleri de tıpkı Rahip Santoro, Hrant Dink ve Zirve Yayınevi cinayetlerinde olduğu gibi telefonları önceden dinleniyordu.

Emniyet İstihbaratı, Danıştay zanlıları İsmail Sağır ve Tekin İrşi’nin telefonlarını saldırıdan 10 gün önce dinlenmeye almıştı. Sağır’a Ankara TEM’de soruldu:

“Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 07.05.2006 tarih ve 2006/508 Değişik İş sayılı kararı ile kullanmakta olduğunuz 0544 951 93 83 No’lu telefon dinlemesinden; 0544 926 51 12 No’lu tele­fonu kullanan Murat Bulut isimli şahıs ile 17.05.2006 günü saat: 15.25’te yaptığınız telefon görüşmesi 09 No’lu ses kayıt çözüm tu­tanağında (...) konu hakkında bilgi veriniz.”

 Danıştay’a saldırı 17 Mayıs 2006 tarihinde gerçekleştirildi. Po­lis ise Danıştay saldırısı faili İsmail Sağır’a 7 Mayıs 2006 tarihinde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği telefon dinleme kara­rına dayanarak sorular yöneltti. Bu, saldırganların telefonlarının baskından 10 gün önce dinlemeye alındığının kanıtıydı. Diğer fail Tekin İrşi’nin telefonları da saldırıdan önce mahkeme kararı ile din­lemeye alınmıştı. Yani Emniyet İstihbaratı saldırıdan önce Danıştay katillerine kulak misafiri olmuş.

 Danıştay’a saldıranlar aynı zamanda Cumhuriyet gazetesine bomba atan ekipti. Emniyet istihbaratı İsmail Sağır ve Tekin İr­şi’nin telefonlarını Cumhuriyet’in bombalanmasından iki gün sonra dinlemeye almıştı. Saldırganlar adım adım takip etmişti.

Sonuç: 12 gün sonra, 17 Mayıs 2006 günü aynı saldırganlar Da­nıştay’ı bastı ve Danıştay 2. Dairesi Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin’i öldürdü. 

Katiller 5 Mayıs’ta takibe alındı

 Danıştay baskınından önce, saldırganları polisin takibe aldığı, 20 Nisan 2010 tarihli “Ergenekon” davasının 143. duruşmasında bir kez daha teyit edildi. Sorgusu yapılan Te­kin İrşi, Cumhuriyet’e atılan 1. bombanın ardından polislerin ken­disini takibini şöyle anlattı:

Sanık Tekin Irşi: Erhan (Timuroğlu) “teslim olalım” dedi. Hatta “sen tes­lim ol Tekin, ismimizi ver gelelim” dedi. Polis de almıyordu bizi, yani bunun da farkındaydık. Polis takip ediyordu almıyordu.

Av. Kemal Kerinçsiz: Bu takip olayı 1. bombalamadan he­men sonra mı başladı?

Sanık Tekin Irşi: 1. bombadan beri hep takip ediliyorduk. Polis de bunu bana söyledi; “Sen genç adamsın niye bu kadar içki içiyorsun, barda falan beni hatırladın mı, ben senin yan masanda oturtuyordum” dedi.

Av. Nusret Senem: Emniyet’te sor­gun yapılırken gördüğün polisler içinde seni takip edenlerden gördüklerin oldu mu?

Sanık Tekin Irşi: Görmüşümdür. Uzun saçlı top sakallı küpeli bazı polisler vardı.

Polis, saldırganları Danıştay saldırısından 12 gün önce, 5 Mayıs 2006 tarihinde takibe aldı. Tekin Irşi ile Erhan Timuroğlu takip edildikle­rinin farkındaydılar. Hatta teslim olmayı düşünüyorlardı. Polis takip ediyor ancak Cumhuriyet’e bomba atan zanlıları gözaltına almıyordu.

 

Bir yıldır dinleniyorlardı

 Emniyet İstihbaratı, Danıştay suikastını azmettirmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Yıldırım’ı da saldırılardan önce dinlemişti. Yıldırım, Ergenekon davasının 9 Kasım 2009 tarihli 120. duruşmasında şöyle dedi:

“...Daha adliyeye sevk edilmeden sorgulandım. Cumhuriyet ga­zetesi konularını inkâr ettim ilk başta. Onlar da önüme telefon gö­rüşmelerini çıkardılar. Kabul etmek durumunda kaldım, kabul et­tim. Doğrudur ben yaptırdım. Ve sadece Cumhuriyet gazetesine ya­pılan eylemlerden dolayı sorgulandım, kabul ettim.”

Sanki “görev tamamlanmadı, sırada Danıştay var” düşüncesiyle beklenmiş. “Türkiye’yi bekleyen sürprizlere, ha­zırlıklı olunmalıydı.”

Teknik istihbaratın kurucusu Emniyet Müdürü Hanefi Avcı “Ha­liç’te Yaşayan Simonlar” kitabının satır aralarında Danıştay zanlılarının “bir yıl önce” dinleme yapıldığı bilgisini verdi:

“... İstihbari dinleme kayıtlarına bakılması yeterli olacaktır. Muzaffer Tekin başta olmak üzere Danıştay olayı ile ilgili ola­rak Alparslan Arslan ile irtibatlı olduğu iddia edilerek İstan­bul’da gözaltına alınan herkesin Danıştay olayından en az bir yıl önce dinlendiği ortaya çıkacaktır.”[v]

Emniyet Müdürü Avcı, Alparslan Arslanlar’ın “bir yıldır” dinlendiklerini belirtiyor. Osman Yıldırım’ın önüne Emniyet’te saldırı planlarının yapıldığı telefon konuşmaları konuyor. Tekin Irşi ile İsmail Sağır’ın telefonları da saldırıdan 10 gün önce dinlenmeye başlıyor. Attıkları adımların sa­yısından, içtikleri rakının dublesine kadar hepsini polis biliyor. Elbette cinayet planları da biliniyor. Peki, bildiler de ne oldu? Göz göre göre Danıştay binası ba­sıldı ve 2. Daire Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin şehit edildi.

Şimdi Emniyet İstihbaratı ve polis teşkilatı içindeki Fethullahçılar’ın sanık sandalyesine oturma zamanı.  



[i] Nedim Şener, Kırmızı Cuma / Dink’in kalemini kim kırdı?, Doğan Kitap, 2011, s. 98.

[ii] Age., s. 100, 101, 102, 103.

* Ramazan Akyürek”in Trabzon Emniyet Müdürlüğü yaptığı sırada:

1) 24 Ekim 2004”te McDonald”s bombalandı.

2) 29 Kasım 2004”te Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hicabi Cindik öldürüldü.

3) 7 Ocak 2005”te KTÜ”den Prof. Dr. Sadettin Güner ve üç yaşındaki oğlu çapraz ateşle öldürüldü.

4) 19 Ocak 2006”da Doğu ve Güneydoğu bölgesinden gelen Kürt kökenli tarım işçilerinin gittiği kıraathaneye molotof kokteyli ile saldırısı oldu.

5) Bu olaydan dört gün sonra MHP binasına bomba kondu.

6) 6 Nisan 2005 tarihinde Tutuklu Yakınla­rı ve Dayanışma Derneği (TAYAD) üyelerinin linç edilmek istendiği kışkırtma yaşandı.

7) Trabzonspor futbolcuları Gökdeniz Karadeniz ve Fatih Tekke”nin kurşunlanması olayı.

8) 5 Şubat 2006”da Santa Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santoro, 16 yaşındaki Oğuzhan Akdin tarafından Glock marka silahla vurularak öldürül­dü.

** Ali Fuat Yılmazer’in ismi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2008 yılında su­nulan “Emniyet içindeki F-Tipi Yapının Etkin Elemanları” başlıklı dört sayfalık listesinin 10. sırasında bulunuyor.

*** Erhan Tuncel bu yanıtları 22.01.2007 tarihinde İstanbul TEM Şubesi’ndeki sor­gusunda anlattı. Ancak hazırlanan “mülakat tutanağı”na bu bilgiler geçirilmedi. [Hürriyet, 27.03.2007] “Büyük ağabey Erhan Tuncel”in Ramazan Akyürek’ten “Ramazan abi” diye bahsettiği bölümler ve içinde yer aldığı operas­yonlarla ilgili anlatımlar da “mülakat tespit tutanağı”na yazılmadı.

[iii] Fatih Altaylı, Sabah, 28 Ocak 2007.

* Ancak EGM İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi bu bilgiyi “eylem” biçiminde İstanbul’a iletti. Daire Başkanı koltuğunda Ramazan Akyürek, C Şube Müdürü koltuğunda da Ali Fuat Yılmazer oturuyordu. “Yasin Hayal ne pahasına olursa olsun Dink’i öldürecek” istihbaratını “eylem” şeklinde İstanbul’a gönderen isim de Ali Fuat Yılmazer’di. Aktaran: Nedim Şener, Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları, İs­tanbul, Güncel Yayıncılık, 2009, s.215. Yılmazer ile ilgili başka bilgiyi de 24 Ağustos 2010 tarihinde Emre Uslu’nun Taraf’taki yazısından öğrendik: “...Yılmazer’in cemaatle bir ilişkisinin olup olmadığını bilmiyorum ama onun neden güçlü olduğunu bildiğim çok net bir bilgiye sahibim. O, bu göreve getirildi çün­kü onu Başbakan Tayyip Erdoğan istedi. İstanbul’a her geldiğinde de onunla mutlaka görüşüyor Erdoğan.”

[iv] Birgün, 05 Temmuz 2008.

 

[v] Hanefi Avcı, Haliç”te Yaşayan Simonlar Dün Devlet / Bugün Cemaat, Angora Yayınevi, Ankara, 2010, s.507.

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder