Oktay Yıldırım - Erhan Tuncel-Emniyet İlişkisi Neden Bitti 26 Temmuz 2014, 11:13

Polislerin ifadelerine göre Erhan Tuncel ile polisin ilişkisi Hrant Dnik cinayetinden yaklaşık 2 ay önce bitti. Çünkü Erhan Tuncel gerçek olmayan bilgiler veriyor ve para koparmaya çalışıyordu. Ama her nedense Erhan Tuncel’in verdiği istihbarat raporlarının hiç birine bu durum yazılmamıştı. Hatta polisler sürekli “bir talebi yok” diye yazmışlardı. Raporu yazan müfettişlere göre bu ilişkinin kesilmesinin tespit edilemeyen başka nedenleri vardı(s.60). Yine müfettişlere göre Erhan Tuncel’in görevine son verilmesi de doğru değildi(s.60)
Müfettişler, Erhan Tuncel’in görevine son verilmesi konusunda polis tarafından ileri sürülenlerin “fiili olguları karşılamadığı” tespitini yapmışlardı(s.719 yani müfettişler,” bu ilişkinin kesilmesi sizin anlattığınız gibi değil ve biz nedenlerini tespit edemiyoruz” diyorlardı. Müfettişler için o ilişki karanlıkta kalmıştı.

Telefon Kayıtları Neden Yok Edildi
Polis Erhan Tuncel’in telefonlarını da dinlemişti ama raporu yazan müfettişlere göre bunun güvensizlik nedeniyle olduğu söylenemezdi. Üstelik dinleme kayıtları da yok edilmişti(s.60,61). Acaba Emniyetin Erhan Tuncel ile olan ilişkisinin derinliğini ortaya koyacak konuşmalar mı vardı? Ya da daha beteri mi? Çünkü Tuncel’in telefonları Hrant Dink cinayetinin işlendiği dönemi de kapsayacak şekilde dinlenmişti. Adına da “önleme dinlemesi” diyorlardı.

İşe bakın, hiçbir şeyi önleyemediği gibi bu kayıtlar da tıpkı o kanlı pantolon gibi ortadan yok olmuştu. Hem de cinayetten aylar sonra(s.70)… Yasin Hayal tutukluyken… Adli Emanet’te Erhan Tuncel ile Dilek Bedir arasında geçen bir telefon kaydı vardı. Ama o da kesilmişti. Görüşme 1 dakika 14 saniyelikti ama elde sadece 19 saniyelik kısmı vardı. “Kesilmiş” tespitini bu raporu hazırlayan müfettişler yapıyordu. İyi de neden?
Zanlı tutukluyken adli emanet görevlisiyle konuşuyor, sonra deliller ve bu kayıtlar yok oluyor. İşin dehşet verici özeti bu…
Üstelik bu adamların telefonları El Kaide bağlantısı, Vehhabilik-Selefilik gibi radikal İslami ideolojileri nedeniyle dinlenmişti ama Hrant Dink cinayetinden sonraki polis raporlarında “bunların bir örgüt bağlantılarının olmadığı arkadaş grubu oldukları” yazılmış, iddianamede de bu radikal eğilimlerden söz edilmemişti. Raporu yazan müfettişler bunun da “fiili gerçekle uyuşmadığını” yazmışlardı(s.70).
Devam ediyoruz…

O Telefonların Araştırılmasına Neden izin Verilmedi
Yasin Hayal’in o tarihlerde (2004 yılı Eylül- Ekim ayları) kullandığı telefon Esat Yorulmaz adına kayıtlıydı. Esat Yorulmaz Denizli nüfusuna kayıtlıydı ve bu soruşturma başlamadan kısa süre önce de ölmüştü(25.08.2007). Polis bu numarayı biliyordu. Bakın Mc Donalds bombalaması olayında Yasin Hayal’in sıkça ve kısa aralıklarla yurt dışında bir numara ile görüştü. Ama bundan daha sık olarak da Sinan Raşitoğlu isimli kişiyle… Sinan Raşitoğlu da tıpkı Erhan Tuncel gibi polis muhbiriydi. Ve o da tıpkı Erhan Tuncel’in Hrant Dink cinayetinden iki ay önce muhbirlikten ayrılması gibi, bombalamadan kısa süre önce muhbirlikten ayrılmıştı(s.159). Müfettişler bu ayrılmalarla ilgili ileri sürülen gerekçeleri Erhan Tuncel bakımından ikna edici bulmamışlardı. Ya Sinan Raşitoğlu? Onun hakkında araştırma bile yapamadılar.
Müfettişlerin çok dikkatlerini çeken bir şey vardı, bunu rapora da yazdılar: “Bütün süreçlerde Yasin Hayal’in etrafında polis muhbirleri var…”
Yasin Hayal tarafından kullanılan 0537 506 55 41 numaralı telefon ile Hollanda Almanya, Rusya, İsviçre, Kıbrıs hatta Amerika ile görüşmeler yapılmıştı. Eylemden hemen önce Almanya ve Amerika ile sıkça konuşmuşlardı(s.196). Rapora göre 24 Ekim 2004 tarihinde saat 13.30’da Mc.Donalds bombalaması yapıldı. Hemen arkasından saat 14.17’de Almanya ile; 14.18’de Amerika ile; 14.33’te tekrar Almanya ile ve saat 19.58’de de İsviçre ile görüşmeler yapılmıştı. İnsanın aklına Cumhuriyet gazetesini bombaladıktan hemen sonra şeyhini arayan Alparslan Arslan geliyor. Her şey ne kadar da aynı…

Tıpkı orada olduğu gibi burada da bu telefon irtibatları araştırılmadı.

Bu karmaşık ilişkilerin ortaya çıkması için yapılacak tek şey iletişim bilgilerinin incelenmesiydi. Müfettişler bu adamların bütün ülke ve yurt dışı bağlantılarını, dolaştıkları yerleri, ne zaman kimlerle aynı yerden sinyal verdiklerini araştırmak istiyorlardı. Sadece bu ilişkiler değil, Ogün Samast’ın cinayet günü olay yerindeki irtibatlarını tespit edebilmek için de önce mahkemeden izin alınması için Ankara ve İstanbul C. Başsavcılıklarına başvurdular. Reddedildi(s.160).
Onlar da bu kez Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne başvurdular. Adalet Bakanlığı da uzun bir mevzuat açıklamasından sonra talebi reddetti(9 Temmuz 2008, s.164). Bütün kapılar duvar olmuştu.
Müfettişler raporlarına, “bu bağlantıların çok dikkat çekici olduğunu, davaya bakan mahkemeye de bildirilmesini ve mahkeme isterse tekrar araştırabileceklerini” de yazdılar. Peki, istedi mi İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi? Hayır, bu telefon yargılama sürecine bile dahil edilmedi(s.196).

Peki, kendilerine Hrant’ın Arkadaşları diyenler, bir kez olsun bunları anlattı mı kamuoyuna?


Etiketler

Yorum Gönder