banner864

Oktay Yıldırım - Bülent Arınç'ın direkle imtihanı 03 Ağustos 2014, 23:14

Bülent Arınç iffetten söz ederken kahkaha atan kadınların iffetsiz olduğunu söylemiş... 

Konuşmanın burası tuhaf ya geri kalan tarafı gözden kaçmış. Bakın şöyle diyor: "(...) toplumda ahlak, inanç değerlerine, eşlere olan sadakati, bağlılığı bir kenara atarak, evliyken, çocuğu dahi olmuşken kocasını bırakıp sevgilisiyle tatile çıkanlar... Sonra pişti oldu haberleri, birbirlerine el sallamalar, aynı mekanda yan yana oturmalar veya Allah saklasın, direği gördüğü zaman dayanamayıp direğe çıkanlar..."

Adam cidi ciddi magazin gündemini izliyor. Direk dansı yapanlar, pişti olanlar filan... Dervişin fikri neyse zikir odur derler. Yanlış anlaşılmasın eleştirmiyorum. Neyi eksik? Yakışır bile...

Bir de işin sonunda "biz böyle bir hayatın özlemini çekmiyoruz" demez mi?


'BİZİM KUMPAS KALİTELİYDİ'

Gerçekten de bu kadarına pes... Zaman yazarı Mustafa Ünal Cemaate yönelik operasyonların kumpas olduğunu yazdı ve bu kumpası Ergenekon-Balyoz ile karşılaştırdı: bu ayağa düşmüş, bizimkisi daha kaliteliydi...

Aynen şöyle yazdı:"Amaç suçu ortaya çıkarmak, suçluyu cezalandırmak değil. Başbakan Ergenekon ve Balyoz davalarının 'savcısıydı' ama 'kumpas' oralarda bu kadar ayağa düşmemişti. Erdoğan 'iktidar mücadelesinin' gereği olarak o davaları baştan sona yönetti. En ince ayrıntısına kadar müdahil oldu. Bugün Doğu Perinçek'le, Dursun Çiçek'le, Çetin Doğan'la ittifak içine girme çabaları bu gerçeği değiştirmez. Son operasyonda 'kumpas' veya 'kurgu' göstere göstere, çok açık yapıldı. Sağır sultanın duyacağı, kör padişahın göreceği netlikte..."(1 Ağustos)


HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ

"Nasıl Galatasaray'ı tutuyorsam, Türkiye'de de AK Parti gerçeğini kabul ediyorum. Ettim zaten. Başbakanımızın vizyonu, spora desteği, liderliği ve yaptığı icraatlar, her şey ortada. Gerçekten 2002'den sonra Türkiye'ye Tayyip Erdoğan damgasını vurmuştur. Ben papatya olmadım, devletle hiç bugüne kadar iş yapmadım, yapmam da. Çünkü ben futbolcuyum. Başbakanı seviyorum, suç mu? Ben Sayın Başbakan'ı bugüne kadar hep destekledim, hatta direkt mitinglerinde bulundum. Bizim sevgimiz latifeden değil."

Aslında interneti biraz karıştırınca eski fotoğraflarını görüyorsunuz... Birçok lider için böyle sözleri ya da sözleri yoksa fotoğrafları var... Futbol oynadığı yıllarda kale önünde bekler ve gelen topu gole çevirirdi. Fırsatçıydı. Yakaladı mı affetmezdi. Gol kralı olmuştu... Hep kale önünde, fırsat kolluyordu...

Tanju Çolak o...



HAFTANIN TAKİYYESİ

Zaman gazetesi, kocaman bir başlıkla birinci sayfadan vermiş haberi: "Hukuksuz Delilsiz Gözaltı Olmaz."

Bu gazetenin samimi olmadığını biliyoruz, ama Allah'ın sopası dedikleri bu olsa gerek, Zaman gazetesine bile hukuku öğretti...




PİŞKİNLİK TARİFİ


Telefonda bir pazarlık hakkında konuştuğu birine talimat veriyordu: "Üçe kapatın..." Gazeteci Deniz Yıldırım bu konuşmayı yayınlayıp, "Neyi üçe kapatıyorsunuz" diye sorduğu için 4 buçuk yıl yattı.

Durumu şöyle açıkladılar: "O gazetecilik faaliyeti yüzünden yatmıyor..."

Arkasından oğluyla yaptığı sıfırlama konuşmaları, bakanlarının oğullarından çıkan dolu para kasaları, ayakkabı kutularına doldurulmuş dolarlar hakkında yapılan konuşmalar çıktı piyasaya...

Hepsine bir açıklaması vardı: "montaj bunlar" diyordu.

Ve insanlar da gerçekten merak ediyordu: "nasıl bu kadar pişkin olunabilir?"

İşte o pişkinliğin tarifi eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün tarafından verildi. Şöyle diyor eski Bakan: "Biz kısık ateşte pişmiş insanlarız. Kısık ateşte pişen insanlardan çiğ davranışlar beklenmez. Bizim pişmemiş tarafımız kalmadı zaten..."(Hürriyet, 30 Temmuz)

Allah beterinden saklasın kardeşim, ne diyelim...



MEYDAN GÖRMEMİŞİN DÜZEYİ


Cemaat-AKP medyasında geçen hafta biri Elif Şafak'ın tangasını diline dolamıştı... Bu hafta da Fatih Tezcan Cemaaten söz ederken "paralel İhanet çetesi" kelimelerinin baş harflerini kullanarak "PİÇ" dedi.

Cemaati savunan bir twitter kullanıcısı da "biz sana güç örgütü taraftarı (göt) desek olur mu" diye cevap verdi...

Mehmet Baransu Şamil Tayyar'a "eçcinsel" imasında bulunurken Şamil Tayyar, "it, köpek, şerefsiz" gibi sözleri kullandığı mesajını, "karına sahip çık" diyerek taçlandırdı...

Akif Beki de Nazlı Ilıcak'ın kasetleri olduğunu yazdı: "Sen şimdi cemaatle kuzu sarmasısın diye seninle alakalı kasetler cemaatte yok mu sanıyorsun? Onlar zamanı gelince kullanmak üzere arşivlerler. Onlar arşivcidir Nazlı Hanım, arşivci!..."

Şu düzeye ve birbirlerine vuruş biçimlerine... Şu pespayeliğe bakar mısınız...

Bunlar devleti paylaşmışlardı bir zaman... Ağızları tangalı, dillerinin ucunda birbirlerinin karıları, ya da kasetleri...

Ne güzel söylemişti Aşık Hüseyin: "Nolacak muhannet meydan görmemiş..."

Demek ki, böyle oluyor meydan görmemişin kavgası...



MUNİSMİŞ


Ekmeleddin Bey, röportaj yaptığı Cansu Çamlıbel'e anlatıyor: "Munis bir aday gerekiyordu..."

Bu aslında onun kendi sözleri değil. Demişler buna, "munis lazımdı seni bulduk..." O da anlatıyor.

Munis değil milli biri lazım bu ülkeye hemşerim...

Sesi gür, Türkçesi iyi, memleketi ve siyaseti bilen ve iki de bir de Tayyip Erdoğan'a teşekkür etmeyen bir aday. Onunla yarışıyormuş gibi yapacak değil, onunla gerçekten yarışacak bir aday...

Sadece seçim için değil 11 Ağustos sonrası için de...



NİŞANLI BUNLAR

Ekmeleddin Bey, "Suudi Arabistan beni devlet nişanıyla uğurladı" diye övünüyor...

Durumu izah edeyim...

Suudi Arabistan ABD ve İsrail'in en büyük üssü ve destekçisi... İsrail jetlerine petrol de satıyor...

İsrail ve ABD ise Müslümanların en büyük düşmanı ve Ortadoğu'nun yağmacıları...

Tayyip Erdoğan Yahudi cesaret ödülü sahibi ve Barzani ile birlikte İsrail'e petrol satan BOP Eşbaşkanı...

Eşittir...

Nişanlılar yarışıyor kardeşim...


HİYERARŞİK TERÖR


Tutuklanan Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılmazer: "Devletin yasal hiyerarşisini örgüt ilişkisi saydılar..."

Şimdi ağzımdan bir laf çıkacak...

Sanki zamanında bütün Genelkurmay karargâhını, başındaki komutanla birlikte "terör örgütü üyesi" sayan kendisi değildi. Mesela o sırada İl Jandarma Komutanı olan Hasan Atilla Uğur'un, maiyetindeki ilçe Jandarma Komutanıyla konuşması mahkemede sorulmamış gibi...


BÜYÜKLERE MASALLAR

Zaman yazarı Ali Bulaç, Yeni Asya gazetesine verdiği röportajda, "AKP'yi dindar Ergenekoncuların ele geçirdiğini" söylemiş...

Zaman gazetesine göre de "TEM Müdürü Selim Kutkan, iddialara göre elde ettiği bütün bilgileri İşçi Partili Doğu Perinçek'in Aydınlık dergisinde çalışan bir akrabasına aktarıyordu. Bunun üzerine acil olarak görevden alındı."

Bu iddianın kanıtı da şu: "Hatırlanacağı üzere İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, "Cemaat, bitirmede AK Parti hükümetine her türlü desteği veririz." demişti. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nusret Senem ise, "Polislere yönelik operasyonun gerçek sahibi biziz." yönünde bir açıklama yapıp her türlü desteği vermeye hazır olduklarını bildirmişti. Aydınlık gazetesi ile iktidara yakın basın kuruluşlarının 22 Temmuz operasyonundan sonraki manşetlerinin benzerliği de dikkat çekiyor"(1 Ağustos)

Bonzai desem değil, toz desem değil... Vallahi ağır tramva... Geçmiyor arkadaş...

Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder