banner864

Mehmet Ali Güller - Erdoğan'ın darbe girişimi 08 Ağustos 2014, 11:12

Erdoğan, 10 Ağustos yaklaştıkça seçim konuşmalarının merkezine "nasıl bir cumhurbaşkanı" olacağını koymaya yoğunlaştı. Son olarak "Bakanlar Kurulu'na her ay başkanlık yapacağını" söyledi.

Erdoğan'ın adım adım gelmek istediği noktaya bakanlarından Nihat Zeybekçi doğrudan geldi. Ekonomi Bakanı Zeybekçi bundan sonra Türkiye'de bir başbakan olmayacağını belirterek şöyle dedi: "Bakanlar Kurulu Başkanı olur. Türkiye'de Başbakan'ın olmayıp Bakanlar Kurulu Başkanı olur dediğiniz anda Cumhurbaşkanı nasıl olur ortaya çıkmış oluyor. Bakanlar Kurulu'na başkanlık eden, toplantıya çağıran, bunu rutine bindiren, yani aylık Bakanlar Kurulu toplantıları yapar hale gelen." (Star, 7 Ağustos 2014)

YARI DİKTATÖRLÜKTEN DİKTATÖRLÜĞE

Açık ki Erdoğan, Anayasa'ya aykırı bir statü edinmeye çalışıyor.

Daha basit anlatmak gerekirse, Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimine katılıyor ama "Kazanınca cumhurbaşkanı olmam, başkan olurum, başbakanı da ortadan kaldırırım" demiş oluyor.

Bunun adı siyaset biliminde de, devletler hukukunda da açıkça darbe girişimidir.

Pratikteki anlamı ise şudur: Yarı-diktatör Erdoğan, 10 Ağustos'tan sonra diktatörlüğünü ilan etmeye hazırlanıyor!

MİT ve HSYK yasaları da zaten dikkat çektiğimiz gibi, aslında 10 Ağustos sonrasının hazırlığıydı.

ESAS HEDEFTE BİRLEŞMEK

Bakınız ilkini 5 Temmuz'da yazdığımız "10 Ağustos'ta ne yapılmalı" başlıklı incelemelerde işaret ettiğimiz durum buydu: "10 Ağustos'ta ne yapılmalı" sorusu, aslında "11 Ağustos'tan sonra Erdoğan diktatörlüğüne karşı nasıl, nerede ve kimlerle birlikte mücadele edeceğiz" sorusuydu.

Konuyu pratikte Ekmeleddin İhsanoğlu'nu boykot anlamına gelen tartışmanın dar çerçevesinden çıkarmak istememizin nedeni buydu.

Darbe girişimi yapan, kendisini Anayasa'ya aykırı olarak başkan ilan eden bir yasadışılığa karşı ancak bir cephe mücadelesi verilebileceği açıktır.

Cephe siyasetlerinin merkezinde de esas vuruşun yapılacağı hedefte ortaklaşma ilkesi vardır.

ÖNCE BAŞKAN SONRA ANAYASA

Gelin önce durumu saptayalım:

BOP eşbaşkanlığının önüne Türk-Kürt Federasyonu projesi konuldu. Açılım da bunun içindi.

Türkiye Cumhuriyeti gibi üniter devletler parlamenter sistemle ama federasyonlar başkanlık sistemiyle yönetilirdi. Zaten başkan olmak, Erdoğan'ın ruh iklimine de uygundu.

Yeni Anayasa çalışmasının hedefi, Anayasa'yı başkanlık modeline uygun hale getirmekti.

Ancak merkezinde İşçi Partisi'nin olduğu tüm milli kuvvetler birleşti ve Yeni Anayasa'ya geçit vermedi.

Erdoğan o nedenle şimdi açık darbeye yöneldi ve durumu "madem anayasayı değiştirip başkan olamıyorum, o zaman önce başkan (diktatör) olur, sonra anayasa yaparım" demeye getirdi.

10 Ağustos günü ortada bir sandık olması, bu gerçeği değiştirmiyor!

ERDOĞAN'A KARŞI TÜRKİYE CEPHESİ

Yeni Anayasa'ya nasıl geçit verilmediği sorusu, 11 Ağustos'tan sonra Erdoğan'a karşı nasıl mücadele verileceği gerçeğinin yanıtını da içeriyor!

Öncü ve milli kuvvetler, Erdoğan'a karşı Türkiye Cephesi inşa etmelidir!

Bu cephe iktidarın karakteri nedeniyle aynı zamanda "diktatörlüğe karşı birleşik cephe" niteliği taşıyacaktır.

Türkiye'nin önü ve milli kuvvetleri o nedenle taktik esnekliği daha da geliştirmeli ve esas vuruşu yapabilmek için esas hedefte birleşmeye yoğunlaşmalıdır.

Diğer tüm hedefler 11 Ağustos'tan sonra talidir!

ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder