banner864

Mehmet Bedri Gültekin - ÖSO ve IŞİD'le başarılamayan, PKK ile de başarılamaz 21 Ağustos 2014, 12:55

PKK'nın Haziran ayında Diyarbakır Bingöl karayolunu tam 24 gün boyunca ulaşıma kapatması ve ardından kendi iradesi ile açmasının ardından yeni hamlesi 15 Ağustos'da geldi. 1984 yılındaki ilk saldırıları gerçekleştiren Mahsum Korkmaz'ın heykeli, Lice Yolaçtı köyündeki örgüt mezarlığına dikildi.

Diyarbakır Bingöl karayolu ise terör örgütü tarafından ulaşıma yeniden kapatıldı. Yetkililer, vatandaşlara Bingöl'e gitmek için alternatif yollar(!) önerdiklerini açıkladılar.

AKP'nin yürütmekte olduğu açılım politikası, Güneydoğu'da PKK'yı otorite yapmıştır. 19 Ağustos günü gazetelerde yer alan, PKK'nın gençlik yapılanması olan YDG-H'nin Diyarbakır'da uyuşturucu operasyonu yaptığı gösteren haber ve fotoğraflar, bölgedeki fiili iktidarı gösteren bir başka kanıt oldu.

Böylece Beşir Atalay'ın PKK ile üzerinde anlaştıklarını söylediği çözüm paketinin gerçekte ne olduğu, bu uygulamalarla gözler önüne serildi.

IRAK'TA NELER OLUYOR?


Aslında bütün bu gelişmeleri IŞİD saldırıları sonucunda PKK'nın Irak'ta kazandığı mevzilerle birlikte değerlendirmek gerekiyor. IŞİD saldırısı PKK'ya Türkiye-Irak sınırı ve Kandil Dağının yanı sıra Sincar (Şengal) dağından Kerkük'e kadar Irak Kürt Bölgesi'nin bütününe yerleşme olanağı verdi.

Barzani bugüne kadar ısrarla PKK'yı Kuzey Irak yerleşimlerinden uzak tutmak istiyordu. Ama IŞİD tehdidine karşı Kürtleri savunan güç görüntüsü, PKK'yı Kuzey Irak'ta daha aktif ve etkin bir konuma getirdi. Gelinen aşamada, PKK, KDP ve YNK'nın ortak komutanlık oluşturması konuşuluyor.

ABD ve Avrupa'da, PKK'yı terör örgütleri listesinden çıkarma niyetlerinin dile getirilmesini, bütün bu gelişmelerin sonucu olarak görmek doğru olmaz. IŞİD saldırısı ile PKK'nın Türkiye, Irak ve Suriye'deki etkinliğini artırmasını, daha bütünsel bir planın parçası olarak anlamak gerekir. ABD artık duyurusunu yaparak PKK ile açıktan görüşüyor. Batılı ülkeler tarafından yapılan silah yardımının en azından bir kısmı PKK'ya gidiyor.

Bütün bu olgular, ABD ve Avrupa tarafından PKK'nın önünün açılmaya çalışıldığını gösteriyor. IŞİD'in Suriye ve Irak'taki etkinliği bir yandan İsrail'i rahatlatırken, öte yandan PKK'yı daha etkin konuma taşıyarak daha elverişli bir "enstrüman" olmasını sağlıyor.

Selahattin Demirtaş'ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 10'a yakın oy almasını da bu çerçevede ele alabiliriz. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ABD tarafından aday olarak CHP'nin önüne konması; önceden mi planlandı kesin bir şey söylemek mümkün değil, ancak oy oranının yüzde elli oranında artmasını sağlayarak PKK'nın elini güçlendirdiği gün gibi aşikar.

EN UYGUN ARAÇ

ABD'nin Kürt sorununu kullanarak Bölgeyi yeniden düzenleme operasyonunda en uygun aracın PKK olduğunu hep söyledik. Çünkü PKK, KDP'den farklı olarak bütün bölge ülkelerinde örgütlüdür. Yerel ve aşiret tabanlı bir yapılanma değildir. Irak'ın kuzeyinden Akdeniz'e kadar uzanacak bir Kürt koridorunun yaratılmasında tartışmasız en elverişli araç durumundadır.

PKK yöneticileri bugüne kadar hemen her vesileyle ABD'ye; Ortadoğu'da yeni bir düzen getirilmesinde üzerlerine düşecek rolü oynamaya hazır olduklarını söylediler. Şimdi o "tarihi an"ın geldiğini düşündükleri ve harekete geçtikleri veya geçirildikleri anlaşılıyor.

BÖLGE VE TÜRKİYE GERÇEĞİ

Amerika, şeriatçı terör örgütlerini kullanarak önce Suriye yönetimini değiştirmeyi, sonra Türkiye başta olmak üzere diğer bölge ülkelerini çıkarlarına uygun olarak düzenlemeyi hedeflemişti. Bu girişim Suriye halkının ve hükümetinin kahramanca direnişi ile boşa çıkarıldı.

ABD, İslamcı teröristleri kullanarak başaramadığını şimdi PKK'yı devreye sokarak başarmaya çalışıyor. Dolaysıyla PKK'nın son dönemde Irak, Suriye ve Türkiye'de gösterdiği etkinliği, ABD'nin BOP'u uygulama yolunda yaptığı son hamle olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır.

Ama ABD, 2000lerin ilk on yılında doğrudan askeri gücüyle, son dört yıldır şeriatçı terör örgütleriyle başaramadığını, PKK'yı kullanarak da başaramayacaktır.

PKK'nın içinde bulunduğu gerçek durumu yansıtan verileri ise, AKP'nin açılım politikasının ve ABD'nin IŞİD gibi enstrümanları kullanarak sunduğu olanaklar değil, aylardır Diyarbakır Dağkapı meydanında çocuklarını geri almak için mücadele eden anaların ortaya koyduğu irade belirleyecektir.

Ama PKK heykelinin yıkılması, AKP-PKK ortaklığının yaptığı planlar ne olursa olsun; teröre ve bölünmeye karşı alt edilemeyen ve alt edilemeyecek bir Türkiye gerçeğinin var olduğunu bir kez daha gösterdi.



Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder