banner864

Soner Polat - Atatürk heykelleri bir bir düşerken 28 Ağustos 2014, 00:03

Düşman postalları altında inim inim inlerken, kendisini kurtaran kahramanına ve ülkesinin kurucusuna sırtını dönen ve ona ait eserleri yok eden bir ulusa dünyanın beş kıtasında da rastlayamazsanız. Üstelik bir de heykellerini yıkma noktasına gelmişseniz, sosyoloji ve psikoloji de dâhil dünyadaki hiçbir bilim dalı bu davranış biçimini açıklayamaz!

İsterseniz, bugüne geçmeden biraz geriye dönelim. Atatürk’ün ölümünden kısa bir süre sonra, henüz hatıralar bile canlı iken, vefalı (!) Türkler her şeylerini borçlu oldukları o eşsiz insanın, erişilmez Dâhi’nin heykellerini parçalamaya başladı. Yasal boşluk nedeniyle çirkin saldırılar ciddi bir boyut kazandı. Bir yasa ile bu yüz kızartıcı durumun engellenmesi yönünde düşünceler kamuoyunun gündemine girdi

Ancak Türk Parlamentosu’ndaki, ahde vefa duygusu yüksek (!) milletvekillerinin muhalefeti nedeniyle, “Atatürk’ü Koruma Kanunu” çıkarılamadı. İlgili kanun, 7 Mayıs 1951 günü 146’ya karşı 141 oyla reddedildi. Demokrasi aşığı (!) mebuslar, “Kişiye özel kanun olur mu?” dediler! Bu kanun, doğuştan bizden olmayan ama Türk’e her vesile ile kol kanat geren Ord. Prof. Dr. Ernest Eduard Hirsch’in (1902-1985) ön ayak olması ile Meclis’ten güçlükle geçebildi.

Prof. Hirsch, çok bilen (!) milletvekillerine şunları söyledi: ”Hayatta olmayan bir kişi için nasıl ayrıcalık olur; biz burada bir devlet kurucusunun manevi şahsiyetinden bahsediyoruz!” Peki, Prof. Hirsch kimdi? Bu efsane hukuk âlimi, Nazi zulmü nedeniyle Türkiye’ye gelmiş, İstanbul Üniversite’si ve Ankara Üniversite’si Hukuk Fakültelerine büyük katkılarda bulunmuştu. Türkiye’yi ikinci vatanı olarak gören bu saygın hukukçu, TC vatandaşlığına geçmiş ve ülkemize büyük hizmetlerde bulunmuştu.

Ürdün Kralı Abdullah, Mart 2013’te Türkiye’yi ziyaret eder. Anıtkabir’de bu yüce kişilik karşısında duygularına hâkim olamaz, gözyaşları sel olup akar. Daha sonra bir dergiye verdiği demeç Türk yetkililer tarafından hoş karşılanmaz.

Hükümet sözcüsünün açıklaması şaşkınlık yaratır: “Bu adamın böyle söyleyeceğini Anıtkabir’deki gözyaşlarından anlamıştım!”

Falih Rıfkı Atay’ın (1894-1971) şu sözleri hiçbir zaman hafızamdan çıkmadı: Ulu Önder Büyük Taarruz’u kazandıktan sonra, henüz Ankara’ya dönmeden muhalefet başlamıştı. Söylentiler yayılıyordu: “Yunan’dan kurtulduk, ama Mustafa Kemal’den nasıl kurtulacağız!” “Ah! Bir kurşun, son Yunan kurşunu Mustafa Kemal’in göğsüne saplanamaz mıydı?”

Atay isyan ediyordu. “Doğu böyledir, dostlarım. Doğu’da kin, kolayca hıyanete kadar götürür… Doğu kini, vicdanları saran bu kanser. Kanserlerin en habis soyu!”


Acaba, biz nankörlerin dudak büktüğü, arka arkaya heykellerini devirdiği Atatürk’ü dünya nasıl görüyor? UNESCO (BM Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı), 1976 yılında 152 üye devletin karşısına bir teklif ile çıkar. Teklif, bütün dünyanın hayranlık beslediği, büyük bir sevgi ve saygı duyduğu Atatürk ile ilgilidir: ”Üzerinde çalıştığımız bütün projelerin isim babası Atatürk’tür. O’nun 100’üncü doğum yılı olan 1981 yılında Atatürk’ün, bütün üye ülkelerde eş zamanlı olarak anılmasını öneriyoruz.”

152 ülke oybirliği ile teklifi kabul ederler. Ve derler ki: “Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba sarf etmiş üstün vasıflı, olağanüstü yenilikler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve istilaya karşı savaşan ilk önderdir. İnsan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı yapmayan, benzeri olmayan devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.”

Değerli Şair Süleyman Apaydın’ın “Yıkın Heykellerimi” adlı şiiri her şeyi o kadar güzel anlatıyor ki, bu şiirden bazı dizelerle, Atatürk’ün kemiklerini sızlatmanın utancı içinde yazımıza nokta koyalım.

Ey Milletim
Ben Mustafa Kemal’im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hâlâ en hakiki mürşit değilse ilim
Özür dilerim

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Fazla geldiyse size
Hürriyet, Cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hâlâ önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını beklemeyin şeyhülislamın

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ


Amiral Soner Polat
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

che :

yazınızdaki ilk cümle son 12 yılın özetidir. utanç verici gerçekler.

AYHAN OĞUZ, İnş. Müh. :

sevgili komutanım sizin de çok iyi bildiğiniz gibi içinden geçtiğimiz süreç; emperyal güçlerin uzun zaman emek verip yurdumuzu yönetenleri satin alarak kendi hayal ettikleri şekilde türkiye'yi içeriden işgal etmelerinden başka bir şey değildir. burada bir numarali sorumlu: bu ülkenin kurucu gücünün, kuruluş felsefesinden gelen koruyuculuk görevini yerine getirmeyerek kendine ve milletine en büyük ihaneti etmesidir.

Emre :

Sevgili Amiralim,yaramiza bastiginiz tuzun acisinin bizi ayaga kaldirmasini,en derin hislerimle temenni ederim...

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder