banner864

Mehmet Bedri Gültekin - Kürtçe okul girişimi nedir, kime hizmet ediyor? 21 Eylül 2014, 14:59

PKK’nın Kürtçe eğitim verecek okullar açma girişimini, Kürt yurttaşlarımızın bugün yaşadığı gerçeklik zemininde tartışmak gerekiyor.
- Kürtçe eğitimi savunan Eğitim-Sen’in 2010 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Güneydoğu Anadolu bölgemizde yaşayan yurttaşlarımızın yüzde 58’inin anadili Türkçedir. Hiç şüphe yok ki bu yurttaşlarımızın da çoğunluğu Kürt kökenlidir. Geri kalan yüzde 42 içinde, Kurmançca, Zazaca ve Arapça konuşan yurttaşlarımız vardır. Kurmançca ve Zazaca farklı dillerdir. Aynı araştırmaya göre Güneydoğu’da anadili Zazaca olan yüzde 5.7, Doğu Anadolu’da ise yüzde 12.7 oranında yurttaşımız vardır. Yani Türkçe sadece çoğunluğun anadili değil, aynı zamanda bütün yurttaşlarımızın ortak dilidir. Eğitim dili olarak kabul görmesinin önemli nedenlerinden biri de budur.
- Daha önemlisi anadili Kürtçe olan yurttaşlarımızın da ezici çoğunluğunun Kürtçeden daha iyi Türkçeyi biliyor olduğu gerçeğidir. Bu bir olgudur. Türkçe de Kürtçe de eğer bizim dillerimiz ise çocuklarımızın eğitimi gibi önemli bir konu önümüze geldiği zaman, en iyi bilinen ve en uygun olan dilin tercih edilmesi normal olanıdır. Lafa gelince BDP, “Türkiye partisi” olmaktan bahsetmektedir. Diyarbakırlı Kürt çocuğunu, daha iyi bildiği dilde değil de daha az bildiği ya da bilmediği dilde eğitime zorlamak, “Türkiye partisi olmak” iddialarının halkı aldatmaya yönelik iki yüzlülükten başka bir şey olmadığını gösterir.
- Nedenlerini tartışmıyoruz; ama bugün bulunduğumuz noktada Türkçe; siyaset, bilim, kültür, eğitim dili olarak daha gelişmiş bir dildir. Türkçe bugünkü durumuna binlerce yılı bulan devlet dili olmak gibi bir pratiğin ardından ulaşmıştır. Öte yandan bir takım çevreler Kürtçeyi, bir yandan bölgesel birliklerin öne çıktığı, öte yandan tek bir dünya ekonomisinin varlığını her alanda kabul ettirdiği koşullarda; siyaset, eğitim ve bilim dili haline getirmek iddiasındadırlar. Tarihi olarak başarı şansı kalmamış bir çaba söz konusudur. Sadece Kürtçe açısından değil, benzer durumdaki bütün diller açısından böylesine bir çaba nafiledir. Onun için Kürtçe eğitim talebi ile Türkçe eğitime düşmanlık, gerçekte Türklerin ve Kürtlerin bir arada yaşama iradelerine düşmanlıktan başka anlama gelmez.

KÜRTLER ARASINDA DİL BİRLİĞİ YOK

- Kuzey Irak’ta 25 yıldır yaşanmakta olan Kürtçe eğitim pratiği, sorunu doğru olarak kavramamız açısından öğretici derslerle doludur. Türkiye Kürtlerinin önemli bir bölümünün konuştuğu dil olan Kurmançca, Kuzey Irak’ta yedinci sınıfa kadar okutulmaktadır. Eğitim daha sonra Soranca devam etmektedir. Üniversitelerde ise eğitim ağırlıklı olarak Arapça ve İngilizcedir. Öğretim üyelerinin yüzde doksanının yabancı olması da bu gerçeğin önemli kanıtlarından biridir.
Kaldı ki Soranca’nın eğitim dili olarak bu bölgede yüzyıllık bir geçmişi vardır. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından bölgeyi işgal eden İngiltere, Soranca eğitim veren okullar açtı. Yüz yıllık geçmiş bile Soranca’nın bir bilim dili olmasına yetmemiştir. Kurmançca ise Sorancanın da çok gerisindedir.
PKK’nın, iki yıldır iktidar olduğu kimi Suriye illerinde Kurmançca eğitimi sadece ilkokul birinci sınıfta uygulayacağını ve sonraki sınıflarda eğitime Arapça devam edeceğini söylemesi de bir gerçeğin itiraf edilmesidir. Nitekim Diyarbakır ve Hakkari’de Kürtçe eğitim yapacak okullar açacaklarını söyleyenler de sadece ilk sınıflarda Kürtçe eğitim yapılacağını, sonraki sınıflarda eğitimin Türkçe devam edeceğini söylemektedirler. Olan, emperyalistlerin bölge planlarında bir alet olarak kullanılmak istenen Kürt çocuklarına olmaktadır.
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi yetkilileri 2007 yılında, “standart bir Kürtçe yaratmak için iki nesile ihtiyaçları olduğunu” söylemekteydiler. Soranca’nın yukarda belirttiğimiz avantajlarına rağmen iki nesile, yani 60 yıla ihtiyaç duyması; eğitim ve bilim dili olarak Kürtçenin durumunu gözler önüne sermektedir. 2000’lerin dünyasında, bu güne kadar eğitim ve bilim dili olmamış hiçbir dilin önünde artık böyle bir zaman yoktur.
- Pratik hayatta karşılığı olmayan bir eğitimin asıl mağdurları o sözde eğitime kurban edilen çocuklar olacaktır. Çocuğun eğitiminde çok önemli olan yaşların bu şekilde boşa harcanması, daha ileri yıllarda telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacaktır.
- Ve nihayet halkımızın Kürtçe eğitim diye bir talebi yoktur. Nitekim 2000’li yılların başında açılan Kürtçe dil kurslarının hemen hepsi öğrencisizlikten kapanmıştır. Üniversitelerdeki seçmeli Kürtçe derslerine ilk bir iki yıldan sonra başvuran olmamıştır. Bugün anadilde eğitim diye bağıranlar, özel okullarda Kürtçe eğitime “Hayır” demektedirler. Çünkü bu okullara hiç kimsenin çocuklarını göndermeyeceğini bilmektedirler. Öte yandan Artuklu Üniversitesi’nin Kürt dili öğretmeni yetiştirme programına büyük talep olmuştur. Çünkü diplomalı işsiz durumundaki Kürt gençleri bu şekilde iş bulabileceklerini düşünmektedirler.
Bu örnekler şu gerçeği kanıtlamaktadır: Kürtçe eğitimin pratik hayatta bir karşılığı olmadığı için böyle bir talep de yoktur. Öte yandan devletin Kürt dili öğretmeni atayacağı belli olduktan sonra talep ortaya çıkmıştır. Onun için PKK’nın hedefi Kürtçe eğitimin yasayla zorunlu hale getirilmesidir.
Böyle bir düzenleme ise bölünmenin resmileştirilmesinden başka anlama gelmez.

KÜRTÇE OKUL HANGİ PLANIN PARÇASI

PKK’nın üç ilimizde Kürtçe eğitim yapacak okullar açma girişimini, iki farklı gelişmenin doğrudan sonucu olarak ele almak gerekiyor:
Bunlardan birincisi AKP’nin “Kürt açılımı” politikasıdır. Açılım politikası bir yandan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin elini kolunu bağlarken, öte yandan her bakımdan PKK’nın önünü açmış ve bölgede iktidar yapmıştır. PKK, Kürtçe eğitimin devlet tarafından verilmesini, kendi egemenliğinin tanınmasının en önemli koşulu olarak görmektedir.
Kürtçe eğitim, pratik hayatta karşılığı olmayan bir taleptir. Ancak ülkenin belli bir bölgesi PKK’ya bırakılır ve Kürtçe burada resmi dil haline getirilirse, ancak o zaman Kürtçe eğitimin bir anlamı olabilir. AKP’nin “Açılım” politikasının sonucu olarak geldiğimiz yer, PKK’nın Kürtçe eğitimi Kürt çocuklarına zorunlu olarak öğretileceği okulların açılmasını, bir oldubitti şeklinde Türkiye’nin önüne getirmesidir. Ve bu gelişmeyle birlikte devlet okullarına yönelik sistemli saldırıların başlamasıdır.

‘ANADİL’ TALEBİNİN ZAMANLAMASI
PKK’nın okul açma girişiminin, ABD mamulü IŞİD’in Suriye ve Irak’ta harekete geçirilmesinin hemen ertesine rastlaması, olayı doğru olarak anlamamızı sağlayan en önemli gelişmedir. Şimdi bütün dünyada “Teröre karşı mücadele eden Kürtler” propagandası yapılıyor. Buna bağlı olarak PKK’nın terör örgütleri listesinden çıkarılması ve IŞİD’e karşı silahlandırılması konuşuluyor. ABD’nin bölge politikasında Kürdistan’ın Türkiye’ye alternatif olarak düşünülebileceği de dillendirilen görüşler arasında.
Türkiye’de Kürtçe okul açma girişimini işte bütün bu gelişmelerle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Kısacası Kürtçe eğitim verecek okullar açma girişiminin, Kürt çocuklarının eğitim ihtiyaçlarını karşılamakla en ufak bir ilgisi bulunmuyor. Ama bu talebin, Türkiye Cumhuriyeti’ni etnik temelde bölmede ve ABD’nin bölgeye ilişkin egemenlik planları içinde çok önemli bir yeri olduğu tartışmasızdır.
Kürtçe bizim dilimizdir. Kültürel zenginliğimizin önemli bir unsurudur. Kürtçenin öğretilmesi ve geliştirilmesi halkımızın yararınadır. Ama Kürtçe anadilinde eğitimin bugünün koşullarında emperyalist planlar uyarınca bölünmeye hizmet etmek dışında bir işlevi yoktur.


Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder