banner864

Mehmet Bedri Gültekin - Çözümün sihirli formülü 27 Eylül 2014, 16:03

Türkiye, birbiri iç içe ve her an birbirini tetikleyerek derin bir kriz yaratma potansiyeline sahip üç sorunla yüzyüzedir: Ekonomik durumdaki kötüleşme, Kürt sorunu ve Irak ve Suriye’yi vurarak kapımıza dayanmış olan dinci terörizm.
Suriye, Irak ve İran başta olmak üzere bütün bölge ülkeleri de aynı tehlikeleri ya olanca şiddeti yaşıyorlar ya da yaşamak tehlikesi ile yüzyüzedirler. İzlediği bağımlıkçı politika ve Şanghay İşbirliği Örgütü içindeki konumu nedeniyle bugün için bütün bu tehlikelerin en uzağında görünen İran da güvenlik içinde değildir. Dinci ve etnik temelli terör bugün vurmakta olduğu ülkelerde hedefine ulaşırsa sıra, hiç şüphe yok İran’a da gelecektir.
Dolayısı ile Bölge ülkelerinin kaderi ortaktır. Soruna çözüm düşünüldüğünde, konunun bölge çapında ele alınması zorunludur. Elbette her bir ülkedeki milli ve demokratik güçlerin kendi halkını birleştirerek mücadele etmesi ve ülke çapında iktidarı ele geçirmesi çözümün esasıdır. Ama sözkonusu sorunların bölge çapında kesin sonuca ulaştırılmasının tartışmasız tek bir yolu bulunmaktadır.
Bu da, Türkiye başta olmak üzere Bölge ülkelerinin emperyalist müdahaleleri dışlayarak kendi aralarında gerçekleştirecekleri işbirliğidir.

Sorunlar
Sorunları bugünkü kangrenleşme noktasına getiren gelişmeleri kısaca hatırlarsak çözümün bu en önemli maddesini kavramamız da kolaylaşacaktır.
2003 yılında Amerikan işgali gerçekleştiği zaman bölge ülkeleri Irak’ı yalnız bıraktılar. Aynı durum 2011 yılında Suriye’ye yönelik terörist faaliyet başladığı zaman da söz konusuydu. Hatta tam tersi oldu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler terörist faaliyete her türlü desteği verdiler. Diğer bölge ülkeleri de - İran hariç - en azından olup biteni seyrettiler.
Bölge ülkeleri Kürt sorununu yıllar boyunca dar milliyetçi hesaplarla birbirlerine karşı kullandılar. Sorun büyüyüp uluslar arası hale geldikten ve ABD başta bütün emperyalistler boylu boyunca işin içine girdikten sonra ise her bir ülke, en azından kendisini, tehlikenin dışında tutma arayışlarına girdi. AKP yönetiminin izlediği politika ise tirajikomiktir. Erdoğan-Davutoğlu ikilisi, ABD’nin Kürt sorununu kullanarak bölge devletlerini alt üst eden faaliyetlerini, Neo Osmanlıcı hayallerinin gerçekleşeceği bir fırsat olarak gördü.
Bir araya gelmeleri durumunda dünyanın en güçlü ekonomik merkezlerinden birini yaratma potansiyeline sahip olan bölge ülkeleri, bugün çeşitli derecelerde ekonomik sorunlarla boğuşmaktadırlar. Türkiye derin bir krizin eşiğindedir. Irak ve Suriye tam bir yıkım yaşamaktadırlar. İran ise büyük kaynaklarını hakkıyla değerlendirememe durumundadır.

Birliğin gücü
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye, İran, Suriye ve Irak; hükümetler düzeyinde bir araya gelmeleri durumunda, Kürt sorunu ve dinci terör gibi sorunları altı ay, bir yıl gibi bir süre içinde kalıcı çözümlere ulaştırma olanağına sahiptirler.
Dört ülkenin bir araya gelmesi emperyalist ülkelerin bölgeye burunlarını sokmalarını caydırıcı bir güç etkisi yapacaktır. Bugün hiçbir emperyalist ülke Rusya, Çin ve Hindistan ölçeğindeki ülkelerin içişlerine açıktan müdahale etme cesaretini kendinde bulamıyor. Aynı durum Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katıldıktan sonra Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan gibi ülkeler açısından da söz konusudur. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin toplam askeri gücü her türlü emperyalist saldırıya başarıyla karşı koyabilecek seviyededir. Kaldı ki böyle bir birliğin, dünya ölçeğinde BRICS gibi büyük bir cephe gerisi de hazırdır.
Emperyalist müdahale dışlandığı zaman bölge ülkeleri kendi aralarında Kürt sorununu rahatlıkla çözüne ulaştırabilirler. Hatta o durumda Kürt sorunu bölünme etkeni olmaktan çıkar ve birliğin harcına dönüşür. Çünkü Kürtler bütün bölge ülkelerinin birbirleriyle ortak sınırlarının iki tarafında da yaşamaktadırlar.
Dinci terörün temelden çözümü ise bölge ülkelerinin işbirliği yapması durumunda kolaylıkla mümkün olabilecektir.
Bölge ülkelerinin yeterli sanayi alt yapısı ve yetişmiş insan gücü vardır. Özellikle Türkiye bu bakımlardan büyük avantajlara sahiptir. İran da son dönemde büyük atılımlar gerçekleştirdi. Ayrıca dört ülkenin birliği, dünyanın en zengin enerji kaynaklarının ve gene oldukça zengin diğer hammadde kaynaklarının bölge ekonomisinin hizmetine sunulması anlamına gelecektir. Bugün için toplam olarak 2.5 trilyon dolar olan bölge ülkelerinin GSMH’si, birlik durumunda kısa bir süre içinde katlanabilir ve bırakın ekonomik krizle boğuşmayı, dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri ortaya çıkar.

Büyük çözüme doğru zorunlu ilk adım

Aslında Türkiye AKP iktidarından önce, 28 Şubat sürecinde Bölge ülkeleri ile işbirliği politikasına yönelmişti. ABD’nin bölgeye müdahalesine net tavır almadan yarım yamalak gerçekleşen bu işbirliği bile önemli başarıların elde edilmesine yetmişti. Şimdi Türkiye aynı politikaya daha kararlı ve bütünlüklü olarak yönelmek zorundadır.
Bu sihirli formülü hayata geçirmenin anahtarı Türkiye’nin Suriye politikasını değiştirmesidir. Şam Hükümeti ile işbirliği yapmasıdır. Son yıllarda iktidarını Suriye ve Esad düşmanlığı üzerine oturtan AKP iktidarı bunu yapabilir mi? Yapmayacağı görülüyor. Onun için AKP iktidarı, Türkiye’nin yüzyüze olduğu büyük sorunları çözmenin önündeki en büyük engeldir.
Onun içinAKP iktidarından kurtulmak, Türkiye için bir hayat memat sorunudur.


Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder