banner864

Bülent Esinoğlu - Matematik, fizik ve ölesiye inanmak! 01 Ekim 2014, 19:26

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AİHM’nin ‘Zorunlu din dersi kaldırılsın’ kararını anımsatarak, “Bu yanlış bir karar. Dünyanın hiçbir yerinde zorunlu fizik dersinin, zorunlu kimya, zorunlu matematik dersinin tartışma konusu olduğunu göremezsiniz. Ne hikmetse zorunlu din kültürü ve ahlak dersi her zaman tartışma konusu olur.

Erdoğan’ın zihninin altındakileri, bilimsel bir irdelemeye tabi tutalım. Neden din dersini fizik dersine eşit değerde görüyor? Hatta din dersini, daha da değerli görüyor.

İnanmanın, bilimden değerli olduğu bir görüş ile karşı karşıyayız.

İnanma mekanizması kısaca şöyledir.

Zihin bir konuda boşken, daha önce böyle bir bilgiye sahip değilken, dışarıdan bir bilgi veya fikir gelir.

Zihin, önce gelen bu yeni ilk bilgiyi bir değerlendirmeye tabi tutmadan hafızaya atar.

Hafızaya atılan bu ilk bilgi, başka bilgiler ile mukayese edilemediğinden, bir sonuca varılmadan boşlukta kalır.

Daha sonra, bu gelen ilk bilginin yerini alacak başka bilgi gelmemişse, gelen ilk bilgi, doğru olarak kabul edilir.

İnanmanın ilk çekirdek bilgisi budur. Bu mekanizma dini inanç için de geçerlidir.

Zihin daha sonra gelen yeni bilgileri, bu çekirdek bilgi ile mukayese etmeye başlar.

İlk çekirdek bilgi kabul edildiğinden, ondan sonra gelen fikirler bu doğruya uygunsa kabul edilir. Uygun değilse, ret edilir.

Yani “çekirdek bilgiye” uygun olanlar alınır. Uygun olmayanlar atılır.

Zihni bir iplik yumağına benzetirsek, uygun olanlar yumağa sarılır. Uygun olmayanlar yumağa sarılmaz.

Böylece çekirdek bilginin etrafında bir yumak oluşur.

Eğer siz o çekirdek bilgiye uyum sağlayan bolca fikir verirseniz, yani telkin ederseniz, yumak gittikçe büyür. Gittikçe sıkılaşır. Ve katı(rijit) bir hal alır.

Eğer bir zihni sürekli bir inanç konusu ile yüklerseniz. O kişi için o inanç, bilimsel olarak kanıtlanan diğer tüm olgu ve gerçeklerin üzerine çıkar. Bilim o insan için sadece günlük yaşamın ihmal edilecek bir parçası gibi görünür.

Fizik, kimya ve bilimin dili olan matematik dünyanın hiçbir yerinde okutalım mı okutmayalım mı diye tartışılmaz. Oysa inançlar sürekli tartışılır.

Fizik, kimya ve matematik için kaygıya düşmek, geçerli akıl ve mantık konusunda endişeye düşmek anlamını taşır.

Eğer dini inanışı, bilim ve aklın önüne taşısanız, aklınızın tamamını kullanamıyorsunuz demektir.

Dünyada, yönümüzü ve nafakamızı aklımızla belirlediğimize göre, yarım akılla ancak yarım nafaka elde ederiz. Ve başkalarının aklına ihtiyaç duyarız.

Keşke mümkün olsa; sabahtan akşama kadar, herkesi, matematik, fizik, kimya gibi pozitif bilgilerle eğitsek.


Bülent Esinoğlu
[email protected]

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder