banner864

Rafet Ballı - Şaşırtıcı: Şam tampona karşı değil 03 Ekim 2014, 12:06

Dün Aydınlık’ta önemli bir yazı çıktı.

İmza: Prof. Dr. Mehmet Yuva. Maalesef gözden kaçtı.
Özeti: Şam, tampona karşı değil.
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde kurmak istediği tampona.
İtiraf edeyim: Şam’dan böylesi bir tutum beklemiyordum.
Demek ki: Bölgede, bilmediğimiz bazı bağlantılar kuruldu.
Sürprizli bir döneme girdiğimiz anlaşılıyor.
***
Bir not: Yuva’yla konuştum. “Şam’dan dün geldim” dedi.
Takvim önemli. Tepki de, bilgi de fazlasıyla tazeydi.
Kayda geçsin.
***
Evet: Prof. Yuva bir Aydınlık yazarı.
Başka sıfatları da var. Alt alta yazayım.
Şam Üniversitesi’nde görevli. Türkçe öğretiyor.
Şam Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin yöneticilerinden.
Merkezin başkanı Prof. Dr. Bessam Abdullah. O da Aydınlık yazarı.
***
Prof. Yuva’nın bir görevine dikkat çekeyim.
Beşar Esad’ın “resmi” görüşmelerdeki Türkçe tercümanı.
Örnek: Beşar Esad-Tayyip Erdoğan görüşmelerinde yer aldı.
Bu “rol”ün bir şartı vardır: İki tarafın da güvenmesi gerekir.
Yani: Türkiye’den de, Suriye’den de “vize”li bir şahsiyet.
***
Yuva Hoca’nın izniyle yazısını özetliyorum.
Önce verdiği bilginin kaynağı: “Suriyeli etkin bir isim.”
Seviyesi: Suriye-ABD görüşmelerinde “koordinasyon” yapan bir siyaset uzmanı.
***
Şam’ın genel tutumu (“tırnak”lı sözler, “Suriyeli etkin isme” aittir):
“‘Tezkere’ Suriye tarafını rahatsız etmemiştir.”
Onlara göre “Tezkere”nin hedefinde kimler var?
Bu konuda Şam’da tereddüt olmadığı anlaşılıyor.
“Türkiye’nin bu ‘silahı’ PKK ve PYD için hazır bulundurduğu aşikâr.”
***
Devam edelim: “Etkin Suriyeli” sınırdaki durumu tasvir ediyor.
“Suriye tarafı da rahatsızdır. Suriye tarafı bu bölgede ne PKK’yı ne de IŞİD’i görmek istemez.”
Çünkü: “Birisi radikal Kürtçülük diğeri radikal Selefilik peşinde. Her iki akım bölge ülkeleri için tehdittir.”
***
“Dincilik” ve “Kürtçülük”? Şam’a göre “dinci oluşumlar daha büyük bir tehdit.”
Şam, Kürt çözümünde olgun noktada:
“Kürt siyasi-silahlı yapılanmalar ile anlaşıp herkesi memnun edecek bir çözüm bulmanız mümkün.”
Vurgusu önemli: “Ancak silahlı Kürtçü hareketlerin ABD, İsrail, NATO gibi merkezlerle haşır neşir olmaları ürkütücüdür.”
Özeti: Etnik bölücülük Batıya dayanıyor. Yani Türkiye’nin müttefiklerine!
***
Çözümün adresini de gösteriyor: Bölgesel işbirliği ile topyekûn çözüm.
Ya da: “Kürt meselesi... tarihte olduğu gibi ABD ve İsrail’in gemisinde kürekçi kalacak.”
***
Şam’daki beklenti ve temenni: Türkiye’nin bölge ülkeleriyle yakınlaşması.Yani İran, Suriye, Irak ile.
Bunun zemini de var. Dedikleri:
“Kürtçülük veya selefilik tehdidi üzerinden Türkiye’nin bölge devletleri ile yakınlaşması da muhtemel.”
***
Fakat: Tezkere, “iki tarafı keskin bıçak”.
Tezkere’de Suriye karşıtı ibareler aşırı vurgulu. Erdoğan koydurmuş.
Netleşiyor: Erdoğan Batı karşısında zayıf. Ağır mecburiyetleri var.
Süreci toplumsal-siyasal teyakkuzla izlemek gerek.
Son not: Erdoğan ile Davutoğlu arasındaki sorunlar beklenenden erken başladı.



Rafet Ballı
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder