banner864

Oktay Yıldırım - Stratejik derinlik 05 Ekim 2014, 09:15

Aşırı derin, bazen kendisi bile kayboluyor. Bir dalıyor, nefessiz, oksijensiz kalıyor ve o sırada öyle laflar ediyor ki, aha da  derinlik budur diyor insan. Başbakan Ahmet Davutoğlu İstanbul'da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada IŞİD'in herkesten çok Türkiye'ye tehdit olduğunu söyleyip ekledi, “IŞİD ile mücadele için Suriye rejimiyle işbirliği yapılırsa IŞİD'in militan sayısı daha da artar.”

Gördünüz mü derinliği?

Çünkü siz bilmiyorsunuz. Aslında Hatay’ı IŞİD’e tahsis eden Suriye idi. Türkiye’nin her yerinde özel hastaneler kurup IŞİD militanlarına bakılmasının sorumlusu da Suriye. Süleyman Şah türbesini IŞİD militanlarına bombalattırabileceğini, oradan birkaç adama emir verip bu tarafa sekiz füze attırabileceğini söyleyen MİT’in değil Suriye istihbaratının başındaki adamdı.
Çok derinlerde hocam çook. Nasılsa biz alıştık.

Da… Merak ediyorum, dinleyenler ne diyor içinden?

ODATV VE ARİTMETİK DERİNLİK

Bu Oda Tv’nin işi gücü muhalefet kardeşim. Bu kadar da olmaz ki… Haber yapıyorlar:

“İstanbul'da yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nun konuşan Cuhurbaşkanı Erdoğan, sadece Türkiye’de, 1,5 milyona yakın Suriyeli göçmen bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

"Şu ana kadar bize, BM Mülteciler Konseyi dahil olmak üzere gelen para 150 milyon. Bizim harcadığımız rakam 4,5 milyar dolara ulaştı. Ama kimse bir şey sormuyor. Nasıl olsa ‘Türkiye harcıyor’ diyorlar."

Aynı toplantıda konuşan Başbakan Davutoğlu ise şu ifadeleri kullandı: "Türkiye kendi alın teriyle Suriyeli sığınmacılara 3,5 milyar dolar harcadı. Analarının ak sütü gibi helal olsun."

Ardından Sayın Başbakanımızı yeterince anlayamadıkları için patlatıyorlar yorumu: “Erdoğan ile Davutoğlu'nun konuşmaları arasındaki bir milyarlık farkın neden kaynaklandığı merak ediliyor.”

Sevgili Barış Pehlivan’a sesleniyorum, merakını gidereyim kardeşim: Aritmetik Derinlik. O farkın nedeni bu. Siz bu devletin “koskocaman” Başbakanını sırf “Stratejik Derinlik”ten mi ibaret sanıyorsunuz?

HAFTANIN İCADI

Elbette Türk işi… Şişme cami. Şaşırmayın. Beş dakikada kuruluyormuş. Bir sürü kolaylık sağlıyormuş. Piknik ve festival alanları içinmiş.

İşte bunu icat eden kafa önemlidir kardeşim. Asrın buluşu esas odur: Şişme akıl. Basıyorsun havayı, sonra gidip, böyle şişme cami, namaz kıldıran seccade, tespih çektiren tespih, konuşan saat filan buluyor. Ben de yazı yazdıran klavye bekliyorum hayırlısıyla… Yakındır, onu da bulup beni kurtaracaklar. Yaz, yaz nereye kadar?

AMERİKA NERESİ USTA


Kristof Kolomb, aslında Amerika’yı değil Hint adalarını buldu. Yani kendisi öyle sanıyordu ve ölene kadar da öyle sanmaya devam etti. Bu yüzden orada yaşayan yerlilere “İndian” dediler. Hatta bugünün Amerika’sının İndiana Polis şehri de yerlilerin yurdu anlamına gelir. Bunların nedeni hep aynıdır, orayı Hindistan sanıyorlardı.

Pazar Pazar, nereden çıktı bu Hindistan diyorsunuz. Vatan gazetesinden Ruşen Çakır çıkardı. 29 Eylül günlü köşesine aynen şöyle yazdı: “Yaklaşık 10 yıl önce Vatan Gazetesi’nin Washington muhabiri olarak gelmiş ve ABD’nin başkentinde 2.5 yıl çalışmıştım. O tarihlerde ABD başkentine Kürt denilince akla sadece Irak Kürtleri gelirdi. Türkiye kökenli Kürtlerin gözle görülür bir faaliyeti olmazdı. Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bile pek bilinmezdi.”

Anladık, Kolomb’un yol soracak kimsesi yoktu. Ama soramadın mı kimseye Amerika neresi diye? O da Hindistan’a gitti desem. Hayır, Hintliler de biliyordu o tarihte. Yahu Washington diye nereye gitti bu?

Hatta Washington diye gittiği yer de Washington olduğunun farkında değil. Çünkü bakın Washington Türkiye’deki ayrılıkçı Kürt hareketini nasıl öğrenmiş: “Bu nedenle geçen sene BDP, bu sene de cuma günü HDP tarafından ikincisi düzenlenen Kürt konferansı, ülkemizdeki Kürt siyasi hareketinin (KSH) son 10 yılda varmış olduğu aşamayı gözler önüne seriyor.”

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ŞİİRİ

Padişahım çok yaşa…

Akşam, 29-30 Eylül, 2 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Habertürk, 29-30 Eylül, 2 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Hürriyet, 29-30 Eylül, 2 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Milliyet, 29-30 Eylül, 2 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Padişahım çok yaşa…

Posta, 29-30 Eylül, 2 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Sabah, 29-30 Eylül, 1-2 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Star, 29-30 Eylül, 1-2-3 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Takvim, 29-30 Eylül, 1-2 Ekim, Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Padişahım çok yaşa…

Türkiye, 29-30 Eylül, 1-2 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Vatan, 29-30 Eylül, 1-2-3 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Yeni Akit, 29-30 Eylül, 1-2-3 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Yeni Şafak, 29-30 Eylül, 1-2 Ekim Tayyip Erdoğan birinci sayfada.

Padişahım çok yaşa…

Şiir böyle devam ediyor.

Elbette arada bir Padişah hazretlerinin yanına başkaları da ekleniyor. Birgün Davutoğlu, birgün Cemil Çiçek ya da bir başkası… Belki bir sırası bile vardır.

Ama nida hep aynı nida: Padişahım çok yaşa…

MERDİ KIPTİ

Bildik sözdür, Şecaat arz ederken merdi kıpti, sirkatin söyler…

Mahmut Övür… Hani hep hükümeti övecek, onların yaptıklarını alkışlayıp, kime kızıyorlarsa saldıracak ya… Hesapsız… Hiç düşünmeden…

Son zamanlarda hükümet kanadından PKK’yı IŞİD ile savaşmaya gayretlendirmek için yapılan çıkışlar biliniyor. En son Yalçın Akdoğan “Kandil’de yan gelip yatma yeri değil” anlamında sözler etmişti.

Bu da almış eline kalemi yazıyor: “Türkiye'nin kapılarını 150 bini aşkın Rojava'dan gelen Kürde açtığı, 300 YPG militanını tedavi ettiği biliniyor. Buna karşı, PKK-HDP hattı, hâlâ 'Türkiye IŞİD'i destekliyor' diyerek akıl almaz bir düşmanlık siyaseti izliyor.”(30 Eylül)
Yani diyor ki, devlet PKK ile işbirliği yapıyor, yaralılarını tedavi bile ediyor, ama bunlar kadir kıymet bilmiyor.

İLAÇ DEĞİL PERDE

Tayyip Erdoğan AİHM’nin zorunu din dersi ile ilgili kararına cevaben, “Zorunlu din dersini kaldırırsanız, onun yerini uyuşturucu, şiddet ve ırkçılık doldurur” buyurmuş…

Yeni Akit de çakmış manşeti: “Uyuşturucunun ilacı inanç.”

Hep dünya devleti olduk diyorlar ama dünyadan haberleri yok.

Kolombiya, Arjantin ve Peru. Orta Amerika’nın uyuşturucu üretim merkezleri. Nüfuslarının tamamına yakını koyu Katolik. Büyük kartellerin baronları sattıkları malın parasından kiliseye büyük bağışlar yapar, arada bir de günah çıkarırlar. İş böyle yürür gider. Ama onlar da artık uyuşturucu üretiminde ilk sırada değiller.

Artık dünya birincisi Afganistan. Üretimi geçmiş zamanın tüm uyuşturucu üreticilerinin toplam üretiminden çok. Dünyada tüketilen eroinin yüzde 90’dan fazlasını üretiyorlar. Taliban Müslümanlığının egemenliğindedir. İşin ticari kontrolünü yapan da Taliban ve İslami mücadele için bunu mübah görüyor. Hani Tayyip Erdoğan “gerekirse papaz elbisesi bile giyerim” diyordu ya… Onlar da aynı düşünüyor.

Ve din uyuşturucunun ilacı değil, sadece perdesi oluyor. Bir de ne diyor “usta” şiddet ve ırkçılık… Bakın bakalım dünyanın neresinde şiddet var?

Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

figul :

bence stratejik delilik bu!

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder