banner864

Mehmet Ali Güller - AKP’nin Tampon Bölgesi ne için? 10 Ekim 2014, 10:27

Tampon ya da Güvenli Bölge konusunun yeni bir tartışmaya dönüşmesi, aynı zamanda Tampon Bölge’nin hedefinin ne olduğuyla ilgilidir. AKP, Tampon ya da BM kararına gerek kalmayacak şekilde bir Güvenli Bölge ilanını, ABD planına tam destek vermelerinin bir şartı olarak gündeme getiriyor.

ABD ise bir süredir “bunun şu aşamada gündemlerinde” olmadığını söylüyordu. Ancak önceki gün önce Fransa’dan, ardından da Dışişleri Bakanları’nın ortak basın toplantısında ABD ile İngiltere’den Tampon Bölge fikrine destek geldi. Tabi değişik tonlarda...
Ancak ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin tampon bölge için “incelenebilir” demesinde kısa bir süre sonra ABD’den yeni bir “gündemimizde yok” açıklaması geldi!

Bunun nedeni ABD’nin IŞİD stratejisinin, aslında üzerinde netleşilmiş bir plan olmadığı gerçeğidir. Örneğin kara harekatının gerekip gerekmediğiyle ilgili Beyaz Saray’la Pentagon arasında çok keskin görüş farkları vardır. Pentagon kara harekatı istemektedir. Obama ise planın hava harekatıyla sınırlı olmasında ısrar etmektedir ve bu nedenle ABD’nin fiilen içinde yer almayacağı bir Tampon Bölge’ye karşı çıkmaktadır.
Aynı şekilde AKP de Tampon Bölge’yi tek başına kurmak istememektedir. Son olarak bu gerçeği Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NATO Genel Sekreteri Jens Soltenberg ile yaptığı ortak basın toplantısında ilan etmiştir: “Sadece Türkiye’nin tek başına kara operasyonu yapmasını beklemek gerçekçi değildir. Müttefiklerimizle görüşmeler devam ediyor. Ortak karara vardıktan sonra Türkiye üzerine düşeni yapacaktır.” (hurriyet.com.tr, 9 Ekim 2014)

Ayrıca Çavuşoğlu, Soltenberg’le görüşmesinde NATO’ya resmi olarak Tampon Bölge için başvurmuştur. Bu durumda soru şudur: Tek başına yapılmayacak bir kara harekatının ya da NATO’dan talep edilen bir Tampon Bölge’nin Kürt Koridoru’nu yıkabilmesi mümkün müdür?
Elbette değildir ve yeni soru şudur: AKP’nin Tampon Bölge hedefi nedir? Yanıtı Yeni Şafak’tan Ali Kemal Özcan versin: “Tampon bölgeyi ‘Misak-i Milli’ye aykırı olarak parçalanmış’ Rojava’yı ve ‘Kuzey Irak’ı Pakt’ın aykırı olmayan sınırlarına götürecek ‘güvenli köprü’ye metamorfoz etmek mümkün olacaktır.” (yenisafak.com.tr, 8 Ekim 2014)

“AKP himayesinde Kürdistan” dediğimiz, tam da budur ve AKP’nin Tezkere’sinin asıl hedefidir: Esad’ı devirerek Suriye’yi bölmek ve İhvan’ın iktidar olacağı Sünni Suriye ile AKP’nin himaye edeceği Rojava’yı kurmak! Zira Esad yıkılmadan, Kürt Koridoru kurılmaz!

Bu gerçeği en iyi gören ülkelerin başında gelen Rusya, o nedenle Tezkere’yi özetle “AKP’nin terörle mücadele paravanıyla Suriye’de rejim değişikliği niyeti” diye yorumlamaktadır! (hurriyet.com.tr, 9 Ekim 2014)

Kaldı ki, İran ve öyle yorumlanmak istemese de Suriye, bu nedenle Tezkere’ye karşı çıkmaktadır!

Bu durumda yeni soru şudur: TSK, AKP’nin bu niyeti ve siyasi direktifi altında Kürt Kordiroru’nu yıkabilir mi? Bu soruya biz daha önce yanıt vermiştik. Bugün Amiral Soner Polat’ın yanıtını dikkatinize sunuyoruz:

“Koalisyon Gücüne katıldığımızda ya da bağımsız olarak IŞİD ile mücadele ettiğimizde, bir tehdit olarak gösterdiğimiz PKK/PYD ile ittifak yapmak zorunda kalıyoruz. Suriye rejimini askeri olarak hedef almak ise Türkiye’yi başka bir ülke ile savaşın içine çekiyor.

“İçinde bulunduğumuz durum son kerte karmaşık, muğlak ve belirsizdir. Bu koşullar altında uygun bir yol bulmak Albert Einstein için bile Kaf dağının ardındadır. Bu koşulları yaratan TSK değil, bizim verdiğimiz oylarla Meclis’i donatan iktidar ve muhalefet partileridir. Bu konuda ülkedeki en masum kurum TSK’dır.

“PKK/PYD’nin Suriye sınırımızda ikinci bir terör saldırı bölgesi yaratmasına izin verilecek midir?

Akdeniz’e uzanan bir Kürt koridoru kabul edilecek midir? Kuzey Irak’ta Kerkük ve Musul’u da sınırları içine alan bir Kürt devletinin kurulmasına onay verilecek midir? Bu sorulara açık, kesin ve net bir yanıt vermeden TSK’yı ülke sınırlarının dışında kullanmak Rus ruleti oynamakla eş anlamlıdır.

“Tezkere bir kez yürürlüğe konulduktan sonra siyaset silahla yapılır. Bu nedenle, sınırı terk eden bir askeri birlik neyi niçin yapacağını, dostunu, düşmanını bilmelidir. Kişisel düşünceme göre bu tezkere çerçevesinde ulusal çıkarları gözeten bir askeri bir plânlama yapılamaz! Atılan her adım geri teperek bize ağır bir fatura çıkarır. IŞİD’ye karşı başarı PKK/PYD’ye, PKK/ PYD’ye karşı başarı IŞİD’ye yarar. Attığımız her mermi emperyalizmin yelkenlerini şişirir. Dış gürültülere kulaklar tıkanarak, ihtiyatlı ve kontrollü bir şekilde ‘bekle, gör, harekete geç!’ politikası izlenmelidir.” (Ulusalkanal. com.tr, 8 Ekim 2014)

Ve asıl önemlisi, Amiral Soner Polat, TSK’nin bu Tezkere’yle en fazla kayıpları azaltan bir planlama yapabileceğine dikkat çekmektedir!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder