banner864

Mehmet Ali Güller - AKP PYD’ye nasıl bakıyor? 16 Kasım 2014, 15:06

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, şu son süreçte üç önemli siyaset belirledi:

1) “Bizim için IŞİD ile PKK aynıdır” diyerek PKK’yi mücadele edilmesi gereken terör örgütü kategorisine koydular!
2) Suriye’nin kuzeyinde IŞİD’le alan hakimiyeti mücadelesi veren PYD’yi, PKK’nin Suriye kolu olduğu için desteklemediler!
3) ABD’nin IŞİD’e karşı savaşan PYD’ye silah desteği vermesini “Türkiye’ye rağmen” yapılmış bir hamle ilan ettiler!
Salt bu üç siyasete bakıldığında bunun AKP nezdinde köklü bir değişiklik olduğu düşünülebilirdi. Çünkü bu üç siyasetten önce AKP birincisi PKK ile müzakere yürütüyordu, ikincisi PYD lideriyle resmi olarak görüşüyordu ve üçüncüsü ABD’nin Ortadoğu’daki model ortağıydı.

PYD’YE PRATİKTE TAM DESTEK

Ancak sözlerin sahibi geçmişte onlarca kez olduğu gibi örneğin “ne işi var NATO’nun Libya’da” dedikten 15 gün sonra “NATO Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tescil için Libya’ya müdahale etmelidir” deyip, üstelik Haçlı ittifakın en önünde sefere koyulursa, bu üç siyasetin de pratikte bir anlamı olmuyor!
Zira ağızlardan kırmızı çizgi ilanı gibi çıkan bu sözler orta yerde dururken, bir yandan da şu olgular gerçekleşti:
1) AKP Hükümeti PYD lideri Salih Müslim’i geçen ayın başında Ankara’ya davet ederek onunla bir dizi görüşme yaptı. Daha önce de Türkiye’de misafir edilen Müslim’e AKP Hükümeti özetle “özerkliğe karışmayız ama Esad’a karşı ÖSO’yla hareket edin” mesajı vermişti.
2) AKP Hükümeti, hangi taktik manevra gereği olursa olsun, son tahlilde PYD’ye destek anlamına gelecek olan Kobani Koridoru’nu açtı ve Irak’tan Suriye’ye Türk toprakları üzerinden peşmerge sevketti.
3) AKP Hükümeti, Ayn el Arap’taki çatışmanın ilk bir ayı boyunca yaralanan 964 YPG militanını Suruç hastanesinde tedavi etti. PYD’nin askeri kanadı olan YPG içinde doğrudan Kandil’den bölgeye geçen PKK’liler de bulunuyor!
4) Nitekim daha geçenlerde 450 PKK’linin destek için Kandil’den Ayn El Arap’a geçtiğine dikkat çekildi. Peki 450 PKK’li Irak’tan Suriye’ye nasıl geçti? Barzani’nin askerleri olan peşmergeler gibi Türk topraklarından mı? Peşmergeler gibi MİT koordinasyonunda ve jandarma güvenliğinde mi?
5) Daha Cemil Bayık’ın “Afrin’e saldırı olursa çözüm sürecini bitiririz” tehdidi ortadayken PYD’li Hevrin Mustafa “Afrin Kantonu Başkanı” sıfatıyla önceki gün İstanbul’da basın toplantısı yapıyor ve Afrin’e sınır kapısı açması için Türkiye’ye resmi başvuruda bulunduklarını açıklıyor!

ANLAMSIZ İTİRAZLAR
Uzatmayalım. Bu ve benzeri olgular ortadayken sözlerin hiçbir anlamı yoktur. Tersine, olguların büyüklüğüne bakılırsa o sözler bir siyaset tayini için değil, kamuoyunun tepkisini dizginlemek için edilmiştir.
Sonuç alabilmek için yapılan ile söylenen uyumlu olacaktır. Olmadığı ortadadır:
Örneğin PYD’ye destek veren AKP’nin, ABD’nin PYD’ye silah yardımı yapmasına itirazının bir anlamı yoktur.
Örneğin PYD liderlerini Ankara’da ağırlayan AKP’nin başka başkentlerden PYD yasağı talep etmesinin hiçbir ciddiyeti yoktur.
Örneğin ABD’nin HDP talebine rağmen Salih Müslim’e konferans için vize vermemesinden daha 15 gün sonra Müslim’in Ankara’da ağırlanması, pratikte Washington’a “vize verebilirsin” demektir!

YÖNETEMEME SORUNU

Bu tablo bir yönetememe sorununa işaret etmektedir. AKP hükümetinin siyasetleri ile taktikleri bir stratejiyi desteklemekten ziyade günü kurtarmak ve zaman kazanmak içindir. Zaten AKP’nin bu konuda bir stratejisi de yoktur.
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde “Türkiye himayesinde Kürdistan” planı ile “bölgesel alt düzen” kurmaya soyunan ve içeride buna uygun olarak Açılım yürüten AKP, güç erozyonu içindeki Washington’un zorunlu olarak “mini Kürdistan” hedefine mecbur kalması ile çuvallamıştır.
Bu nedenle yaklaşık iki aydır sürece uyum sorunu yaşamaktadır.
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder