banner864

İsmail Hakkı Pekin - ABD'nin strateji değişikliği ve nedenleri 22 Kasım 2014, 14:47

 ABD Genel Kurmay Başkanı Dempsey, kendisine verilen görevin Suriye’de Esad rejimini devirmek değil, IŞİD’i alaşağı etmek olduğunu ve askeri stratejilerindeki önceliklerinin Irak olduğunu ifade etmiş. ABD Başkanı Obama’nın açıkladığı stratejiye göre de önce IŞİD marjinal hale getirilecek( ki bunun asgari 3 yıl alacağını değerlendiriyorlar) ve daha sonra da Esad rejimi hedef alınacak. Peki, kim yapacak bunu ABD ve koalisyon güçleri hava taarruzları yapacak, kara gücü olarak mahalli güçler kullanılacak. ABD ve koalisyon güçleri söz konusu mahalli güçleri eğitecek, donatacak, lojistik destek sağlayacak ama danışmanlar( büyük kısmı özel kuvvet mensupları ve özel güvenlik şirketinin elemanları) dışında kara gücü bulundurmayacak. Kim bu mahalli güçler; peşmergeler, Irak Merkezi Hükümeti’nin Ordusu, PYD, PKK, ÖSO)

ABD’nin, 3-5 yıllık bir dönem için hedefini IŞİD olarak belirlemesini sadece IŞİD tehdidinin artmasıyla açıklamak mümkün mü? Değerlendirmeler yapılırken ABD’nin askeri hedefinin IŞİD, siyasi hedefinin ise Esad’ın devrilmesi olduğu ifade ediliyor. Bu değerlendirmelerde, askeri hedef ve siyasi hedefin birbirini bütünlediği başka bir ifade ile askeri hedefin siyasi hedefin elde edilmesine hizmet etmesi gerektiği dikkate alınmalıdır. Burada ABD’nin mevcut koşullar nedeni ile kısa, orta vadeli ve nihai veya uzun vadeli siyasi hedeflerinden ve bunları gerçekleştirilecek askeri hedeflerinden bahsedilebilir. Yanlış anlamalara meydan verilmemesi için bu hususları açıklamak istedim. Yine ana sorumuza dönelim. ABD’nin kısa vadede IŞİD’i hedef olarak belirlemesi, kara gücü olarak mahalli güçleri kullanması ve önceliğin Irak’a verilmesinin ana nedenini sadece artan IŞİD tehdidiyle açıklayabilir miyiz?

IŞİD tehdidi önemli bir sorun ama Irak’ta kazanılanların kaybedilme korkusu ve Esad’ın öncelikli hedef olarak ele alınması durumunda ortaya çıkacak mukavemet ABD ve müttefiklerinin(hem bölgesel hem de global müttefikler) yenilmesi ve bölgeden dışlanmasıyla sonuçlanabilecekti. Bu riski göze alamayan ABD hem öncelikli hedefini yeniden belirlemek hem de nihai hedefini zamana yaymayı amaçlayan bir strateji oluşturmak zorunluluğunu duydu. Yani zamanı, kendi ve müttefikleri lehine gelişmeler oluşturmak için kullanma yolunu seçti.

ABD söz konusu stratejiyi uygulama yoluna gitmeseydi de Esad’ı devirme hedefine devam etseydi, siyasi ve askeri hedeflerinde değişiklik yapmasaydı ne ile karşılaşırdı? Ya da yeni stratejisinde bölgede kara gücünü kullansaydı ne olabilirdi? O takdirde bölgede zaten devam eden vekaletler savaşı aynen Vietnam’da olduğu gibi veya Afganistan’da Sovyetler Birliği’nin başına geldiği gibi uzun soluklu bir bölgesel savaş halini alır ve büyük zayiatla karşı karşıya kalınabilirdi. Nasıl olacaktı bu? Suriye’de ABD ve müttefikleri, IŞİD, Rusya ve İran tarafından desteklenen Suriye Ordusu ve Lübnan Hizbullah’ı ile savaşacak ve büyük bir mukavemetle karşılaşacaktı. Ayrıca Irak’ta Kürt Bölgesel Yönetimi kazandıklarını kaybedecek ve ABD petrol şirketleri büyük kayıplara uğrayacaktı. Yine Irak’taki sunni yerleşim yerlerindeki ABD karşıtlığı çok büyük boyutlara ulaşacaktı. Bütün bunları değerlendiren ABD esas siyasi hedefini ve bunu gerçekleştirecek askeri hedefini zamana bırakarak gelişmeleri takip etmek, yönlendirmek ve şartları olgunlaştırmak için bölgede uyguladığı stratejiyi değiştirerek, karşısındakilerin sayısını azaltma ve oluşacak mukavemeti asgariye indirme yoluna gitmiştir. Yaptığı şey, herkesin üzerinde mutabakat sağlayabileceği bir düşman belirlemesi ( IŞİD) ve önceliğini bu düşmanı bertaraf etmeye vermesidir. Böylece Esad’ın devrilmesine yönelik hedefini ötelemek suretiyle karşısında oluşacak mukavemet ve ittifakı şimdilik önlemiştir. Irak’a öncelik vermek suretiyle de Rusya’nın ve İran’ın tepkisini azaltmayı amaçlamıştır. Kendi kara gücünü bölgede kullanmamakla bölge halkının, bölgedeki devletlerin, Rusya ve Çin gibi global aktörlerin tepkisini çekmemek ve vekaletler savaşını körüklemekten kaçınmaya çalışmıştır.

ABD’nin Ortadoğu bölgesindeki siyasi hedefleri değişmemiştir. Değişen sadece ABD’nin stratejisidir. Mevcut koşullar ABD’yi stratejisini değiştirmek durumunda bırakmıştır. Zamana yayılan hedeflerin gerçekleşmesi ya da zamanın ABD müttefikleri lehine gelişmeler göstermesi mümkün olacak mıdır? Bu konuda Türkiye ve İran kilit konumunda ve ABD’nin bölgedeki siyasi hedeflerinin gerçekleşmesini önleyebilecek iki ülkedir. Bu iki ülke mutlaka işbirliği yapmalı, hem Irak ve Suriye’nin hem de bölgenin ABD ve Batı’nın politikaları doğrultusunda yeniden şekillendirilmesini önlemelidir. Türkiye’nin NATO üyesi olması bu işbirliğine mani değildir. Çünkü tehlikede olan Türkiye ve komşularının güvenliği, istikrarı ve bekasıdır. ABD ve Batı’nın bölgede uyguladıkları stratejiler çok iyi takip edilmeli ve üzerimize yükleyecekleri, sonuçları derinliğine analiz edilmeli ve değerlendirilmelidir. Yoksa bağımsız strateji üretiyor zannederek, kendi ipimizi kendimiz çekmiş oluruz.

İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder