banner864

Mehmet Ali Güller - Putin’e karşı Biden-Papa ittifakı 01 Aralık 2014, 11:33

Papa Francis’in Türkiye ziyareti, birincisi Papa’nın ikincisi de Erdoğan’ın beklentileri açısından iki boyutluydu.

Önce Papa’nın beklentilerini içeren ilk boyuta bakalım.

Papa Francis, tıpkı kendisinden önceki Papa gibi, Roma-Bizans kiliselerinin birliği çalışması için bu 30 Kasım’da Türkiye’ye gelmeye karar verdi. Çünkü 30 Kasım’da, Ortodoks Kilisesi’nin kurucusu Aziz Andreas’ın yortusu vardı.

Papa 6. Paulus ile Patrik 1. Athenagoras’ın 1964’te, bin yıllık ayrılığı sonlandırmak ve Hristiyan dünyasında birlik yaratmak amacıyla Kudüs’te buluşması, bu son buluşmanın da ana nedeniydi.

O tarihte bu birliğin hedefi, soğuk savaşla ve SSCB’nin çevrelenmesiyle doğrudan ilgiliydi. Özellikle Papa 2. Jean Paul’un soğuk savaşta üstlendiği rol önemliydi.
Ya bugün?

BATI’NIN RUS KİLİSESİNE KARŞI RUM KİLİSESİ TERCİHİ

Rusya’nın son olarak 15 Kasım’daki G20 Zirvesi’nde “tehdit ilan edilmesi” ve Putin’in buna tepki gösterek Zirve’yi terketmesi, aslında bir sonuçtu. Suriye ve Ukrayna merkezli çarpışmanın yeni aşamasının bir sonucuydu...

Putin’in önceki gün dile getirdiği şu cümle, meselenin boyutunu göstermesi bakımından önemliydi: “Moskova hiç kimseye saldırmak niyetinde değil fakat kendisinin jeopolitik oyunlara çekilmesine izin vermeyecek.”

Jeopolitik oyun, Rusya’nın çevrelenmesiydi: Polonyo ve Ukrayna’nın bir bölümündeki katolik baskısından yararlanmaktan Rus Ortodoks Kilisesi’nin etkisini azaltmaya, Suriye’de atak yapmaktan Afganistan’daki ABD asker sayısını iki katına çıkarmaya kadar hemen her hamle bu çevrelemenin parametreleriydi.

1964 yılında soğuk savaşın bir parçası olarak devreye sokulan Batı-Doğu Kiliselerinin birliği çalışması, işte bu nedenle yeniden gündemdeydi...

Yani Ortodoks Kilise’nin iki önemli temsilcisi olan Rum Kilisesi’nin Rus Kilisesi’ne karşı “ekümenik” ilan edilmesi...

ANKARA’YA FIRSAT DOĞUYOR

Denilebilir ki, Papa Francis’in Fener Rum Patriği’ni ziyaret etmesi, “artık ayrı ayrı hareket etme lüksüne sahip değiliz” demesi ve iki Kilise’nin liderinin ortak bir bildiri yayımlaması, aslında ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın geçen hafta Patriği ziyaret etmesinin de bir devamıydı!

Biden’ın ziyareti ile Papa’nın ziyareti aynı kapsamdadır!

Aslında bu durum Türkiye için bir fırsattır. Zira ABD ile Rusya’nın bu çarpışması Ankara’ya olağanüstü bir inisiyatif alanı yaratıyor.

Putin’in Türkiye ziyareti öncesinde, ABD’nin baskılarına gönderme yaparak “Ankara dış politikada bağımsız karar alma yeteneğine sahiptir” mesajı vermesi, oldukça önemliydi.

Tabi mesele “hangi Ankara” ve “kimin yönettiği Ankara” sorularına kilitlenip kalıyor!

ERDOĞAN GÜLEN’İN ROLÜNE SOYUNDU

Artık Papa Francis’in ziyaretinden Erdoğan’ın beklentileriyle ilgili ikinci boyuta geçebiliriz.

Evet Papa, nasılsa 30 Kasım’da Türkiye’ye gelecekti. Erdoğan bunu fırsata çevirmek istedi ve 28 Kasım’da Papa’ya evsahipliği yaptı.

HANGİ FIRSATLARA MI?

1) Vatikan’ın ve ABD’nin dinlerarası diyalog politikasının merkezinde daha önce Papa ile Fethullah Gülen vardı. Erdoğan Papa’nın bu ziyaretiyle içeriye “artık Gülen yok, ben varım” mesajı verdi.

2) Erdoğan, Papa’nın ziyaretinden yararlanarak İslam dünyasına “lider benim” mesajı verdi. Erdoğan, Hristiyan Papa’nın Müslüman muadiliydi. Yani? Bir nevi Halife’ydi!

3) Erdoğan bu ziyaretle, aynı zamanda Batı’ya da bir mesaj vermiş oldu. Papa’yla yan yana duran Erdoğan, Batı’da yükselen Erdoğan ve AKP karşıtı eleştirilere, “ben hâlâ sizin kamptayım” mesajı vermiş oldu. Üstelik şu netlikte sözlerle: “Papa Francis ile farklı düşündüğümüz konu hemen hemen hiç yok.”

Erdoğan’ın meseleden ancak bu çapta yararlanma anlayışı, Ankara’nın önündeki esas fırsatı değerlendirememesine yol açıyor!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder