banner864

İsmail Hakkı Pekin - Bir Kozmik Oda hikayesi 10 Aralık 2014, 17:31

‘’Bülent Arınç’a suikast’’ adıyla anılan ve Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Dairesi’nin kozmik odasının aranmasıyla gündeme gelen soruşturma 5 yıla yakın bir süredir sürüncemede bırakılmıştı. Bu günlerde söz konusu soruşturmanın tekrar gündeme alındığını ve soruşturmayı yürüten savcının yaptırdığı incemede subayların üzerinden çıktığı iddia edilen krokinin onlar tarafından çizilmediği ortaya çıktığını görüyoruz. Böylece subayların daha önce verdikleri ifadelerinde belirttikleri söz konusu krokinin üzerlerine polis tarafından konulduğu hususu da doğrulanmış oldu. Peki söz konusu komplonun amacı neydi? Niçin tezgahlanmıştı? Tezgahlayanlar kimdi?

Söz konusu komplonun amacı Özel Kuvvetler Komutanlığıydı. Daha önce de Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı hedef alan iki girişimde bulunulmuş ancak istenen amaç sağlanamamıştı. Bunlar birisi ‘’Sauna Çetesi’’, diğeri ‘’Atabeyler’’ olarak isimlendirilen operasyonlardı. Gerçi ‘’Arınç’a Suikast’’ adıyla yürütülen operasyondan sonra da Özel Kuvvetlere ait el bombalarına seri numarası yazılması amacıyla Ankara’ya getiren kamyon illegal bir olaymış gibi ihbar edilerek bu operasyon devam ettirilmişti. Peki bu gün paralel yapı olarak adlandırılan, olayın vuku bulduğu zaman iktidar yetkilileri ve yandaş medya tarafından da desteklenen bu operasyonun yapılmasını isteyenler kimdi, korktukları ne idi ya da neyapmak istiyorlardı? Bunun için önce Kuzey Irak’da Özel Kuvvetle Komutanlığı mensuplarımızın başına çuval geçirilerek tutuklanması olayına gitmemiz gerekiyor. ABD, Özel Kuvvetlerimizin o bölgede Türkmenleri örgütlediğini ve onları mücadele edecek bir topluluk haline getirmek için çalıştığını biliyordu. Bu faaliyetler ABD’nin bölgede yapmak istediklerine uygun değildi ve Barzani tarafından da düşmanca bir hareket olarak tanımlanıyordu. ABD ve Barzani bu örgütlenmenin dağıtılmasını ve Türkmenlerin savunmasız kalmalarını istiyordu. Bunun için de Türk Özel Kuvvetlerinin bu faaliyeti önlenmeliydi. Yapılan baskında sadece Özel Kuvvetler Komutanığı mensuplarımız tutuklanıp başlarına çuval geçirilmedi, aynı zamanda gizli kasada bulunan Türkmenlerin örgütlenme şeması, bu örgütlenmeyi ve mücadeleyi yürütecek lider personelin isimlerinin bulunduğu plan ve dokümanlar da alınmıştı. Sonrasında bu isimlerin bir şekilde ortadan kaldırıldığını ve Türkmenlerin örgütsüz ve savunmasız bırakıldığını görüyoruz.

Şimdi gelelim Özel Kuvvetler Komutanlığı Seferberlik Dairesine yapılan komploya. Soğuk savaşın bitmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, ülkenin işgali durumunda düşman gerisinde kalarak halkı örgütleyecek ve düşmanın işgal ettiği bölgelerde gerilla savaşı yürütecek bir organizasyonu barış zamanından itibaren tesis etmek ve bunlarla ilgili teçhizat, silah, mühimmat ve malzemeyi barış zamanından itibaren temin etmek, hazırlamak ve seçilen personeli eğitmek amacıyla teşkil edilen Seferberlik Dairesi faaliyetlerine son vermiş ve söz konusu hazırlıklar da iptal edilmiştir. Hatta Seferberlik Dairesi de kaldırılmıştır. Özellikle 1990 ların ortalarından itibaren Türkiye’nin maruz kaldığı PKK terörü, bu terör örgütünün ABD ve Batı tarafından desteklenmesi ve ülke içindeki muhalif unsurların diğer ülkeler tarafından yönlendirilmesi suretiyle yürütülen yeni savaş stratejisi TSK’yı ülkenin güvenliği için değişik tedbirler almaya yöneltti. Peki neydi bu değişik tedbirler? Seferberlik Dairesi’nin, Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı olarak yeniden teşkili ve bu Daire’ye bağlı olarak belirli ve kritik bölgelerde Seferberlik Bölge Başkanlıkları’nın tesis edilmesidir. Ne yapacaktı bunlar, görevi neydi? Diğer ülkelerin desteği ile Türkiye topraklarında ortaya çıkabilecek ayaklanmalara karşı koyacak bir örgütlenme tesis etmek ve Ordu’nun bölgede çökmesi ihtimali dahil bütün ihtimalleri karşılayacak bir güç örgütlemekdi. Bunun için de belirli isimlerin tespitinin, bu görevi kimlerin yapabileceğinin ve kalkışmanın kimler tarafından yönlendirebileceğinin belirlenmesi gerekiyordu. Seferberlik Dairesi bu faaliyetleri barış zamanından itibaren yapacak ve Türkiye örtülü bir savaş ve/veya kalkışma ile karşılaştığında ya da TSK devreden çıkarıldığında söz konusu örgütlenme faaliyete geçecek ve ülkenin bekası için mücadele edecekti.

‘’Bülent Arınç’a suikast’’ komplosuyla Seferberlik Dairesi’nin bu faaliyeti önlenmek istenmiş ve yabancı istihbarat örgütleri( özellikle CIA, MI 6 ve MOSSAD) yönlendirilen paralel yapı vasıtasıyla( tabi iktidar ve yandaşlarının desteği ile) söz konusu komplo bahane edilerek Seferberlik Dairesi’nin Kozmik Odası’na girilerek bu savunma örgütlenmesinin teşkilatı ve isimlerin alınması, bunların bir şekilde yabancı istihbarat örgütlerine ulaştırılması öngörülmüştür. Aynen ‘’Balyoz’’ komplosunda TSK HarekatPlanları’nınortalığa saçıldığı gibi. Bu amaç gerçekleştirilebildi mi? Sanmıyorum. Kozmik odaya inceleme için giren hakimin yanına Gnkur. Adli Müşavirliği’nden verilen bir hukukçu vasıtasıyla söz konusu incelemesini varsa sadece ‘’ suikast’’ konusu ile ilgili evrak ve dokümanlar üzerinde yapması sağlanmış, diğer evrak ve dokümanlara nüfuz etmesive bunlardan kopya alması önlenmiştir. TSK ‘ya yöneltilen komploların amaçlarını, bunların altında yatan nedenleri anlamak ve anlatmak ve bunlara mani olmak için vatanseverlere önemli görevler düşmektedir. Bu ülke benim vatanımdır diyen hiç kimsenin yapılanları seyretmeye hakkı yoktur. Aksi takdirde bu topraklar vatanınımız olmaktan çıkar.



İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder