banner864

Soner Polat - Orhan Aykut yeniden ortaya çıktı ama belli ki kimse duymak istemeyecek! 16 Aralık 2014, 22:16

 Türk kamuoyu Aydınlık gazetesinde 16-20 Ocak 2013 tarihleri arasında beş gün süreyle yayımlanan yazı dizisi ile sarsıldı. Orhan Aykut isimli bir şahıs, Balyoz davasının esasını teşkil eden ve en son Mehmet Baransu’nun elinde kalan “bavul”un başına gelenleri; kişi, yer, zaman ve olay ayrıntılarına da girerek açıklıyordu.Üstelik banda alınan demeçlerini, Ulusal Kanal’ın akşam haberlerinde Orhan Aykut’un kendi sesinden dinliyorduk.
Aaaaaa Böyle mi Olmuş!
“İstanbul Mövenpick otelinde, Birinci Ordu Plan Semineri’ne ait dokümanları dönemin AKP milletvekili İhsan Arslan ile birlikte aldık. İhsan Arslan’ın koruması ve şoförü de yanındaydı. Belgeleri uzun saçlı eski bir denizci binbaşı getirdi. Büyük bir valizin içindeydi. Bavulun içinde belgeler ve CD’ler vardı. Amerikalı bir senatör de oradaydı. Egemen Bağış da oteldeydi, ama O’nun haberi var mı? Bilmiyorum. “
“Ankara’ya götürdük. Arslan yolda sık sık Ramazan Akyürek ile konuştu. Dikmen’e gittiğimizde Ramazan Akyürek de geldi. Belgeleri aldılar ve beşinci kata çıktılar. Beşinci katta yaklaşık 50-60 kişi çalışıyorduk. Orada ayarlandı, 2009’da piyasaya sürüldü.”
Kim Bu Orhan Aykut,
Aydınlık gazetesine göre, Orhan Aykut 1963’te Muş’ta doğmuş. Ticaretle uğraşıyor. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadeye göre, İhsan Arslan ve Ramazan Akyürek’le yaşadığı anlaşmazlıklardan hemen sonra “Matkap” adı verilen operasyonla 2008 Ocak ayında gözaltına alınıyor. Hüküm giymeden 10 gün önce, 18 Mayıs 2010’da Başsavcı Ercan Başaran ve Metin Arda’ya, yasa dışı dinlemeleri ve diğer bildiklerini anlatıyor.
Orhan Aykut ile Tarihi Mülakat (16-20 Ocak 2013),
Aydınlık: O zaman sizin bahsettiğinize göre şöyle bir şey anlamamız mı lazım: “İhsan Arslan başkan olsun. Altlarında Akyürekler, Ali Fuat Yılmazer… Bir tarafta siz ve sizin gibi kişiler onlarla beraber çalıyor. İskender Palalar da bu organizasyonun içinde. Bunlar belge üretiyorlar ve Türkiye’de komplolar düzenliyorlar.” Böyle mi anlamamız gerekiyor?
Orhan Aykut: Aynen öyle!
Aydınlık: Bu biraz basit oldu ama.
Orhan Aykut: Hayır, aynen anlattığınız gibidir.
Aydınlık: Akyürek’le samimiyetinizin ölçüsünü anlatır mısınız?
Orhan Aykut: Yapılan operasyonlarla ilgili bana bilgi vermişti. Ben de, “Ağabey bu şekilde olur mu? Nasıl böyle bir operasyon yapıyorsunuz? Adamın suçu yok” dedim. Örnek gösterdi: “Eskiden kız türbanı ile üniversiteye giderse okuldan atılıyordu. Biz bunlardan intikam almak zorundayız. Türkiye’yi değiştireceğiz. Biz Amerika’nın gücünü arkamıza aldık. Bunu yapacağız. Bir taşla üç kuş vuracağız: Bir, ulusalcıları ve Atatürkçüleri diskalifiye edeceğiz. İki, Kürt’ü ‘Kürdüm’ diye korkmaktan çıkaracağız ve Abdullah Öcalan’ı serbest bırakacağız. Terör olayını bitiririz. Bunu yapmak için birkaç kişiyi içeri atacağız.”
Aydınlık : Görüşmelerin içeriğine dair (Bölücübaşı konusunda) bilginiz var mı?
Orhan Aykut: İhsan Arslan’ın, bir İmralı dönüşünde 66 isim getirdiğini biliyorum.
Aydınlık : 66 isim derken neyi kastediyorsunuz?
Orhan Aykut : Bunların tutuklanmaları için Öcalan, İhsan Arslan’dan rica etti!
Aydınlık : Kimler var orada?
Orhan Aykut : Benim şu an aklımda kalanlar şöyle: Çetin Doğan, Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı Kâmil Atak, Levent Ersöz. Bu bilgiyi, dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’ya gönderdiğim mektupta anlattım.
Söylenenleri Kimse Duymuyor!
İmzasız mektuplar, yurt dışından, okyanus ötesinden gönderilen sahte ihbar e-postaları, PKK mensupları ve gayrı ahlaki davranışları mahkeme kararları ile tescil edilen tanık/gizli tanıkların beyanlarına itibar eden mümtaz Türk adaleti, Orhan Aykut’un bu somut açıklamalarını görmezden geldi.
Hasdal, Hadımköy ve Vardiya Bizde platformundan bu konuda üst üste suç duyuruları yapıldı. Bu girişimlerimizden bir sonuç alabileceğimize inanmıyorduk. Amacımız, gerçeklere gözüne kapayan her kesime karşı tarihe not düşmek ve gelecek nesilleri uyarmak idi.
Sürekli olarak, “asimetrik psikolojik harekât” söylemini diline pelesenk eden TSK, psikolojik harekâtın çok ötesine geçen ve içinde kanlı katil Apo’nun talebi ile mensuplarının tutuklanmasını içeren iddialar olmasına karşın, bu açıklamalar karşısında sessiz kaldı. Herhalde, hukuk süreci içinde bütün bu olumsuzlukları yargının çözeceğine inanıyorlardı!
Şimdi Orhan Aykut 2014 yılının son günlerinde yeniden karşımıza çıkarak belgeleri getiren kişiyi çeşitli fotoğraflar arasından teşhis ettiğini ve bu kişinin ABD Büyükelçiliğinde görevli bir diplomat olduğunu ileri sürüyor! Bu kişinin, 2007 yılında Mövenpick otelinde kendisini ABD’li bir senatör olarak tanıttığını iddia ediyor. Yaklaşık bir yıl önceki açıklamalarına bakarsak, o zaman da Amerikalı bir senatörden bahsediyordu.
Bu iddialarıngüvenilir olup olmaması, doğru ya da yanlış olması, Orhan Aykut’un geçmişinde gölgelerin olması ayrı bir tartışma konusu olabilir. Ama özel durumu ne olursa olsun, bir kişi ortaya çıkıp da Türkiye’nin güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir konuda net açıklamalar yapıyor ise en azından ifadesine başvurulması gerekmez mi?Böyle bir girişim aynı zamanda, itham edilenler üzerindeki şaibeyi de ortadan kaldıracağından faydalı olmaz mı?
Sonuçta böylesine önemli ve hassas bir konuda ortaya attığı çok ciddi iddialarını ispat edemiyorsa, mutlaka yargı, yasalar çerçevesinde Orhan Aykut’a gerekli cevabını verecektir.
Bu yazımıza da 1800’lü yıllarda yaşamış ozanımız Levni’nin bir dörtlüğü ile son noktayı koyalım:

Yayaya atlı, atlıya koşu,
Dallıya kuşak, kuşağa poşu,
Sohbete helva, helvaya turşu,
Turşuya soğan ne güzel uymuş!

Amiral Soner Polat
ulusalkanal.com.tr
[email protected]

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder