banner864

Soner Polat - AKP rota mı değiştiriyor? 24 Aralık 2014, 21:36

 Siyaset sahnesinde söylenenlerin fazla bir önemi yoktur. Dikkatli gözlemciler, laf kalabalıklarına değil de satır aralarına ve olgulara bakarak bir sonuca ulaşmaya çalışırlar. Bilindiği üzere AKP, kurulduğu günden beri emperyalizmin çıkarlarına hizmet eden politikaları ile gündemi işgal etti. Henüz koltuklarına ısınmadan Kıbrıs’ı teslim etmeye, ABD askerini ülkemize sokmaya kalktılar. Allah’tan ilkinde Annan Planı’nı Rumların reddetmesi, ikincisinde ise Tezkere’nin Meclis’ten geçmemesi nedeniyle kâbus görmekten kurtulduk.
AKP’nin bu yöndeki girişimlerini sıralamak için değil bir yazı, ansiklopedi bile yetersiz kalır. Üzülerek söylemeliyim ki tüm bu politikalar ülkedeki laik ve Cumhuriyet yanlısı görünümlü liberal ve gayrı milli çevreler tarafından da şiddetle desteklendi. TBMM, birkaç milletvekili dışında bir bütün olarak sistemin dayatmalarına uyum gösterdi. Hukuk sopası ile boğulan Meclis dışı muhalefet, şanlı mücadelesine rağmen bir dereceye kadar etkili olabildi. Böylece yapılan tahribat tahmin edilenden de fazla oldu!
Bütün yaşadıklarımızı bir kenara bırakırsak, mevcut konjonktürdedış dünya ile münasebetler açısından altı temel alanı ciddi ve incelemeye değer buluyorum.
Birincisi, Moskova’da Türk ve Rus yetkililerin, iki ülke arasındaki ticaretin dolar yerine her iki ülkenin para birimi olan TL ve ruble üzerinden yürütülmesi için çalışmalar başlatmasıdır. Önemlidir, çünkü ABD’yi ayakta tutan ekonomik gücü değil, doların küresel düzeyde sirkülasyonda olmasıdır. Ülkeler dolardan vazgeçerse, ABD on defa iflas eder.
İkincisi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de, yetersiz de olsa beklenmedik şekilde ulusal çıkarları savunmak üzere pozisyon alması ve bu konuda en azından AB’nin kuru gürültüsüne kulaklarını tıkamasıdır.
Üçüncüsü, bizzat Cumhurbaşkanı, Başbakan ve AB bakanı seviyesinde AB’nin küstah, kibirli ve kendini beğenmiş yöneticilerine hak edilen cevabın verilmesi, AB’nin Türkiye için tek seçenek olmadığının, en azından hissettirilmesidir.
Dördüncüsü, ABD, NATO ve AB’nin ikinci bir Soğuk Savaş başlattığı Rusya ile ilişkilerin normalleştirilmesi, geliştirilmesi ve hatta jeoekonomik bir ortaklık için zemin hazırlanmasıdır.
Beşincisi ve en önemlisi, basında yer alan bilgilere göre, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) için özel bir teşkilatlanmaya gidilmesidir. ŞİÖ ile her seviyede ilişki jeopolitik anlamda ekseni Batı’dan Doğu’ya kaydırmak için hazırlıklar yapıldığı anlamına gelir.
Altıncısı, CIA ve FBI tarafından uzun yıllardır ABD çıkarlarına hizmet etmek için dünyanın her yerinde tepe tepe kullanılan Cemaat’in lideri Fethullah Gülen’in yargılanmak üzere ABD’den resmen istenmesidir.
Emperyalizm, Türkiye NATO’ya girdiği günden bu yana, ülkemizde kendine çalışan çok güçlü çıkar ilişkileri ağı kurmuştur. Bu nedenle, jeopolitik çıkarlar söz konusu olduğunda, ilerici görünen kesimlerin bile sık sık ABD ve AB yanında yer aldığına tanık olduk. Hatta Batı’dan ve onun büyük ağabeyi ABD’den icazet almadan,“Türkiye’de iktidar olunamayacağı” bile söylenir! NATO sonrasında Meclis’te yer alan tüm partiler Batı’nın çizdiği sınırların dışına çıkmamaya özen göstermiştir.
Tüm bu değerlendirmelerin ışığında, yukarıda açıklamaya çalıştığım altı alandaki radikal hamleler, NATO’ya girdiğimiz 1950’li yıllardan sonra bir iktidar tarafından sisteme karşı yapılan en cüretkâr karşı çıkıştır. Ancak bizleri soğukkanlı, itidalli ve temkinli olmaya iten husus, tüm bu çıkışların AKP iktidarı tarafından yapılıyor olmasıdır.
Çünkü AKP iktidarı keskin dönüşleri, günlük değişen dış politika uygulamaları, bugün söylediğini yarın inkâr etmesi, şeytana bile pabucunu ters giydirecek polemikleri ile maluldür. “Bitaraf olan bertaraf olur!” gibi tehdit ve şantaja dayalı politikalara da sıkça yer vermiştir. Batı’ya, “Bakın, fazla üstümüze gelirseniz, bütün kapıları üzerinize kapatırım!” şeklinde blöf yapıyor da olabilir!Bu nedenle, şu aşamada bu devrimsel nitelikteki girişimleri hangi kalıba sokacağımızı pek değerlendiremiyoruz.
Çünkü bu konular AKP’ye oy veren kitlenin ilgi alanının tamamen dışındadır. Yarın AKP, yukarıdaki altı maddeye bütünüyle zıt bir çizgiye gelse bile seçmeni nezdinde hiçbir itibar kaybına uğramaz!
Ama şunu çok iyi biliyoruz. Jeopolitik yasalar vardır ve her devlet yaşamak için kurulur. Eğer bir devlet ya da devletler grubu, başka bir devleti bölmek ve parçalamak için harekete geçerse, saldırıya maruz kalan devlet, yönetici niteliği ne olursa olsun hayata tutunmaya çalışır. Bunun yolu da jeopolitik gerçeklerle yüzleşmektir. Jeopolitik ise Türkiye’ye Avrasya’ya dayalı bir güvenlik mekanizması dikte etmektedir. İleriki günlerde bu konuyu açacağız…


Amiral Soner Polat
ulusalkanal.com.tr
[email protected]

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder