banner864

İsmail Hakkı Pekin - Kubilay, Ankara'da 25 Aralık 2014, 12:07

 Yüklendiği misyon, yaptığı uyarıcı eylemler ile Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için yaşadığımız bu kritik süreçte hayati önemde faaliyetler yürüten TGB şimdi de biz Kubilayız /Kubilaylarız diye haykırmaya hazırlanıyor. 27 Aralık 2014 de Kubilay’ın şehit edilişinin 84ncü yılında Güven Park/Ankara’da büyük bir miting için hazırlanıyor. 27 Aralık 2014 de bütün yurttaşlarımızı Güvenpark’taki bu mitinge davet ediyor Hem Devrim şehidimiz Kubilayı anmak, hem Türkiye Cumhuriyeti’nin gericiliğe ve bölücülüğe teslim olmayacağını haykırmak hem de Atatürk’ün Kurtuluş Savaşını yürüttüğü ve devrimlerini olgunlaştırdığı Ankara’ya gelişini hatırlatmak ve anmak için TGB’lilerle birlikte Güvenpark’ta olalım/olmalıyız. Özellikle de Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde karabulutların dolaştığı ve her yönden kuşatıldığı bir dönemde devrim şehidimiz Kubilay anmak, devrimleri uğruna şehit olduğu Atatürk’te ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel felsefesinde birleşmek, bu toprakları bize vatan olarak bırakmak için kanları döken, canlarını veren atalarımıza olan borcumuzdur.

Nedir Kubilay ya da Menemen olayı? 23 Aralık 1930 yılında Menemen’de Nakşibendi tarikatı şeyhi olan ve İstanbul’da yaşayan şeyh Esat’a bağlı bir grup yeşil sancak açarak , halkı isyana teşvik etmiş ve şeriat ilanına kalkışmışlardır. Başlangıçta olay fazla önemsenmemiş se de, bölgeye Atğm. Kubilay ve takımı sevk edilmiş, olayı bastırmak isteyen Kubilay hunharca şehit edilmiştir. Olaya müdahale eden iki bekçimiz de isyancıların kurşunlarıyla şehit edilmişlerdir. Daha sonra bizzat Atatürk’ün talimatıyla olayın üzerine gidilmiş, olayın elebaşları ve olaya karışanlar idam dahil çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Bu olayı bu kadar önemli kılan nedir? Atatürk ve Cumhuriyet Hükümetlerinin devrimler konusundaki hassasiyeti, devrimlerden taviz verilmeyeceği ve geriye dönülmesinin asla düşünülmemesi ile ilgili kararlıklarıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni geriye götürmek için çalışanlara , devrimleri içlerine sindiremeyenlere verilen çok kararlı ve sert bir cevap verilmiştir. Anlatılmak istenen şudur. Bu ülkede yapılan devrimler yeşerecek, olgunlaşacak ve Türk Milleti muasır medeniyet seviyesine ulaşacaktır. Devlet ve Millet bütün varlığıyla bu devrimlerin, devrimleri yürütenlerin, koruyanların arkasındadır. Onlara karşı yapılan/yapılacak olan her türlü karşı hareketin cezası en şiddetli şekilde verilecektir.

Bir de olayın olduğu 23 Aralık 1930 tarihine bakalım. O yıllarda Türkiye’de, Dünya’da ve bölgemizde ne gibi olaylar cereyan etmiştir/etmektedir. 1925’de Şeyh Sait isyanı meydana gelmiş ve bastırılmış. 1926-1930 yılları arasında 1, 2nci Ağrı İsyanları, Hoybun ve Zilan İsyanları olmuş, devlet bu isyanları bastırmış bir kısmını ise bastırmakla uğraşmaktadır. Bu arada 1929 Dünya Ekonomik Krizi patlak vermiş, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti bu krizden büyük ölçüde etkilenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’ni bütün kurum ve kurullarıyla çağdaş bir ülkeye dönüştürme için devrimler yapılmış/yapılmaktadır. Böyle bir ortamda meydana gelen bu gerici hareket ve isyan Atatürk tarafından çok büyük bir tehdit olarak algılanmış ve gereken cevap da verilmiştir. Atatürk’ün bu algısı ve davranışı devrimlerimiz ve Cumhuriyetimizi korumada o günde bu gün de bizim için bir rehberdir. Devrimlerin yaşatılması, ve Atatürk’ün başlattığı milli demokratik devrimin tamamlanması ancak Atatürk ve arkadaşlarının gösterdiği hassasiyetle mümkündür.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin ve devrimlerin aşındırıldığı, ülke rejiminin değiştirilmeye başlandığı hatta bu konuda oldukça ileri gidildiği bir dönem yaşıyoruz. Mevcut gidişat böyle devam ederse çok daha geri dönülemez noktalara gelmemiz büyük olasılık. İki büyük tehlikeyle karşı karşıyayız, gericilik ve bölücülük. Bölgemizde iç savaşlar hüküm sürüyor. Hem de çok yakınımızda. Neredeyse bütün komşularımızla kavgalıyız ve ilişkilerimiz bozuk. ABD ve Avrupa, Rusya’yı çevrelemek için tedbir almakta. Yani hem dünya hem de bölgemizde savaş tamtamları çalıyor. Ülkemizde ise bölücü bir kalkışma ile karşı karşıya geleceğimiz günler yakın görünüyor. Bu arada büyük bir ekonomik kriz dünya’yı, bölgemizi ve ülkemizi sarmak üzere. Böyle bir ortamda Türkiye Cumhuriyeti’nin temel felsefesini ve devrimleri ortadan kaldıracak faaliyetler yürütülüyor. Hem de yangından mal kaçırırcasına.

İşte TGB’nin 27 Aralık 2014’de yapacağı miting ve Anıtkabir’e yapacağı yürüyüş böylesine kritik bir döneme denk geliyor. Yurtsever gençlerimiz Atatürk’ün hem Gençliğe Hitabesinde hem de Bursa Nutku’nda kendilerine verdiği temel görevi yerine getirmek üzere 27 Aralık 2014 de Güvenpark’ta olacaklar ve hepsi birer Kubilay olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin temel felsefesi ve devrimlerin korunması, milli demokratik devrimin tamamlanması için ‘’Gericiliğe ve Bölücülüğe hayır’’ diye haykıracaklardır. 27 Aralık 2014 de Güvenpark’ta TGB ile birlikte olalım ve yurtsever gençlerimizi destekleyelim.

İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder