banner864

İsmail Hakkı Pekin - Petrol fiyatlarının Ortadoğu'daki radikalleşmeye etkisi 27 Aralık 2014, 23:44

 etrol fiyatlarında meydana gelen düşüş trendinin bir müddet daha süreceği söyleniyor. Hatta bu fiyatın 50-35 dolar bandında seyredebileceği ifade ediliyor. Suudi Arabistan ve petrol üreten Ortadoğu ülkeleri, tabii bu üretimi yapan ABD ve Avrupa şirketleri , ABD’nin yönlendirmesi ile petrol üretimini azaltmayacakları beyan ettiler. Petrol arzının talepten fazla olması ham petrol fiyatlarını düşürürken en büyük ihraç kalemi enerji olan Rusya , İran ve Venezuela vb. ülkelerin ekonomileri zayıflatılarak, bu ülkelerin uyguladığı politikalara karşı yaptırım uygulanması hedeflendiği görülüyor. Söz konusu ABD politikası sadece Rusya ve İran’ın ekonomisini değil bütün gelişmekte olan ülkeleri ve Ortadoğu bölgesini (Barzani dahil) hem ekonomik hem de siyasi olarak etkiliyor.

Ortadoğu bölgesinde, ABD’nin Irak’ı işgali, Suriye’de körüklediği iç savaş ve Arap Baharı adı altında başlattığı kalkışmaların neden olduğu kaos bölgede radikal İslamcı unsurların güçlenmesini sağlamıştır. Şimdi de petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle, petrolden başka gelir kalemi olmayan Ortadoğu ülkelerini ekonomik olarak çökertecektir. Zaten gelir paylaşımının bozuk olduğu ve petrol gelirlerinin belli aileler arasında paylaşıldığı bu ülkelerde, tek adam ya da aile yönetimlerinden kaynaklanan adaletsizliklere eklenecek ekonomik sorunlar, söz konusu ülkelerin halklarını radikal unsurlara doğru itecektir.

Öyle görünüyor ki önümüzdeki dönemde radikal İslamcı örgütlerin daha da güçlendiği ve taraftar bulduğu bir Ortadoğu ile yüz yüze geleceğiz. Peki ABD ve AB bunun farkında değil mi yoksa bu konuda başka bir planları mı var? ABD ve onun yedeğindeki AB yine kaş yapalım derken göz çıkarmak üzere. Bir taraftan bölgedeki IŞİD vb. radikal İslamcı örgütlerle mücadele etmeye çalışırken, bir taraftan da bölge ülkelerini radikal örgütlerin kucağına itiyor. Bu ülkelerin tek gelir kaynağı olan petrol gelirlerinin azaltacak, petrol fiyatlarını stratejik bir silah olarak kullanarak bölgedeki yoksulluğun ve yolsuzluğun artmasına, bölgenin kaynaklarının çalınmasına , ucuza kapatılmasına yol açıyor. Yoksullaşan halkların haklarını korumak ve bekalarını sağlamak için yapabilecekleri tek seçenek radikal İslamcı örgütlere katılmak ve onları desteklemek. ABD ve AB’nin uyguladığı ekonomik ve siyasi politikalar bölgedeki halklara başka seçenek bırakmıyor.

El Nusra’yı destekleyen, IŞİD’e Türkiye üzerinden gönderilen mali desteğe ve katılımlara mani olamayan AKP iktidarı ve devlet istihbaratının petrol fiyatlarından kaynaklanacak ülkemize yönelik tehdidin ne kadar farkında? Türkiye’de de önemli sayılabilecek ölçüde tabanı olan radikal İslamcı örgütlerin, ABD’nin petrol fiyatlarında uygulamaya koyduğu strateji sonucu güçlenmelerinin ne anlama geldiğini biliyorlar ve radikal İslamcı terörü Türkiye’ye ihraç etme riskini hesaplıyorlar mı?

Türkiye ABD’nin yürüttüğü bu politikaya karşı koymak, bölge halklarının radikalleşmesini önlemek, istikrar ve barışı sağlamak ve dolaysıyla kendisine yönelecek tehdidi büyümeden bertaraf etmek için ne yapmalıdır? Öncelikle bu örgütlerin ülkemiz üzerinden desteklenmesine mani olmalı, bu örgütlerin ülkemizdeki tabanları dağıtılmalı ya da kontrol altında bulundurulmalıdır. İran, Irak, Suriye ve Mısır ile mutlaka bölgesel ittifaklar yapılmalı ve radikalleşmenin önüne geçilerek istikrar sağlanmalıdır. Rusya ve Çin ile yakın ilişkiler tesis edilmeli ve ABD/AB’nin ülkemiz üzerindeki baskısı azaltılmalı, oynanmak istenen oyuna mani olunmalıdır. AKP iktidarı ülkemizin bölgede oynayacağı rolün farkında olmalı ve ayağı yere basmayan, ütopik, gerçekçi olmayan politikalardan vazgeçmelidir. Yoksa Milletçe çok ağır bir bedel ödemek durumda kalabiliriz.

İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder