banner864

Soner Polat - Devekuşu gibi kafayı kuma gömerek yaşamak 28 Aralık 2014, 21:52

ABD, özel jeopolitik alanlarda Rusya’ya karşı doğrudan strateji uygulayamayacağını yaşayarak öğrendi. Gelişmeler, ABD’nin Rusya’ya karşı dolaylı strateji arayışına yöneldiğini gösteriyor. ABD Savunma Bakanlığı ve CIA’daki uzmanlar bir konu üzerinde harıl harıl çalışıyorlar. İddialarına göre, Sovyet İmparatorluğu yüksek petrol ve doğal gaz fiyatları üzerinde yükseldi ve 1980’lerdeki enerjideki büyük fiyat düşüşü ile çöktü. ABD, tüm koşulları zorlayarak Rusya’nın karşısına bu kez de aynı silahla, enerji ile çıkmanın taslak plânlarını yapmaya başladı bile.

Doğal kaynak gelirleri Rusya’da hâlâ ekonominin can damarını oluşturmaya devam ediyor. Bu ülkenin 2013 yılı ihraç ürünlerinin % 70’ini doğal gaz ve petrol oluşturuyor. Rusya, gelirlerinin %50’den fazlasını enerji ürünleri ile sağlıyor.

Rusya, tüm çabasına rağmen bir türlü ekonomisini sağlam temellere oturtabileceği kurumsal bir yapı oluşturamıyor. Aslında Endonezya, Vietnam, Kolombiya, Suudi Arabistan, Irak, İran gibi ülkeler de benzer durumda bulunuyor. ABD, işte Rusya’nın bu göreli zayıf alanını istismar etmek için enerjiyi merkeze koyacağı uzun dönemli bir ekonomik yıpratma harbine hazırlanıyor.

Uygulanacak dolaylı stratejinin birinci hedefi, dünya enerji piyasasındaki arzı artırarak fiyatları aşağıya çekmek. Rusya şu anda hükümet bütçesini, petrolün bir varilinin 115 dolar olacağını esas alarak dengelemiş durumda. Enerji piyasasındaki fiyat indirimleri Rusya’nın bütçesini alt üst edebilecek risk unsurları taşıyor. Kısa dönemde enerji fiyatlarının % 20 oranında azalması bekleniyor. Dolaylı stratejinin ikinci hedefi ise, başta AB ülkeleri olmak üzere, Rusya’nın enerji sektöründeki doğal müşterilerini alternatif pazarlara yönlendirmek.

ABD ve Kanada, son dönemlerde “Enerji Devrimi” olarak adlandırılan yeni bir sektörde teknolojik atılım yaparak kaya gazı (shale gas) ve kaya petrolü (light tight oil) üretimine başladı. Bu gelişmelerden sonra ABD, stratejik rezerv olarak sakladığı ve 1971 yılından beri yasakladığı ham petrol ihracatını tamamen serbest bıraktı.
Tarafların karşılıklı hamleleri bir satranç oyununda olduğu gibi dikkatli ve kontrollü şekilde devam edecek gibi görünüyor. Ama ortaya çıkan bir gerçek var. Son dönemlerde kaya gazı ve kaya petrolü üretimindeki devrimsel nitelikteki atılım ve aynı zamanda Avustralya, Brezilya, Afrika, Kuzey Denizi ve Akdeniz’de bulunan yeni enerji kaynakları nedeniyle küresel düzeyde enerji arzı, hem de önemli oranda artacak.

Yeni enerji kaynakları daha pahalıya mal edilse bile, en azından üretici devletlerin alıcı olarak enerji alım piyasasından çekilmelerine neden oluyor. Azalan talep fiyatları düşürüyor. Yeni teknolojilerin gelişimine bağlı olarak yeni üreticiler gelecekte üretim maliyetlerini daha da aşağıya çekebilirler. Ortada duran yalın bir gerçek var. Küresel düzeyde toplam enerji arzı artıyor. Bunun da fiyatları düşürmesi sürpriz sayılmamalı! Rusya, ekonomisini sağlam temellere dayandıramadığı takdirde, orta ve uzun dönemde ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalabilir.

Yukarıdaki satırlar Silivri cezaevinde iken Nisan 2014’te Odatv’de yayımlanan “Cepheye Sürülen Yeni Asker: Enerji” başlıklı yazımın kısaltılmış şeklidir.

ABD, gerçekten dünyadaki sorun sahalarında belirleyici bir rol oynayabileceği güce sahip mi? İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD, tüm dünyadaki mal ve hizmetlerin % 50’sini üretiyordu. Bu oran günümüzde % 25’lere kadar düştü. 1945’te 6 milyar dolar ticaret fazlası olan ABD Maliye Bakanlığı, 18 Ekim 2013 günü yaptığı açıklamada dış borç miktarının 17 trilyon dolar barajını geçtiğini resmen duyurdu.

Tüm bu sınırlayıcı faktörlerin farkında olan Başkan Obama, haklı olarak dolaylı stratejiler, yani enerji ve ticaret savaşları ve Suriye’de olduğu gibi, Türkiye ve Katar gibi ülkeleri taşeron olarak kullanarak ABD’nin ulusal çıkarlarını ilerletmek istiyor. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin (AB) jeopolitik konulara daha fazla müdahil olması için çaba sarf ediyor.

Obama, ABD’nin derin devlet kurumları CIA ve DIA’yı (Savunma İstihbaratı) bile işin dışında bırakarak, Maliye Bakanlığı’na RF’ye karşı, AB’nin de dâhil olduğu bir “Mali Savaş Plânı (Financial Warfare Plan)” hazırlattı ve derhal uygulamaya koydu.

Ukrayna krizinin RF’de neden olduğu mali sarsıntının üzerine körükle gidilmesinin hesapları yapılıyor. Ukrayna’da olayların başlamasından bu yana 60 milyar dolar tutarındaki yabancı sermaye RF’yi terk etti; borsa % 20 civarında değer kaybetti. RF’nin 2014 yılında kalkınma hızının % 0,2 düzeyinde kalacağı öngörülüyor.
Batı, yüzyıllarca dünya kaynaklarını yağmalarken, bir hususu çok iyi öğrendi. Bu tür mali ve ticari kavgalarda sonuç bir anda alınmaz! Uzun süreli bir yıpratma harbi ile rakip mümkün olduğu kadar zayıflatılır ve ortada duran ülke ve şirketler taraf olmaya zorlanır. Böylece “havuç ve sopa” politikaları ile savaş sabırla sürdürülür.
ABD, petrol ve doğal gaz fiyatlarını aşağıya çekmek için küresel düzeyde bir ticaret savaşını zaten başlatmıştı. Şimdi bu savaş kapsamında, ikinci bir mali cephe açtı ve bu cepheyi genişletmek istiyor. RF son yıllarda, 2008 dünya ekonomik krizine kadar %7’lik ortalama bir büyüme hızını sürdürdü. Ama daha sonra bu hıza bir daha ulaşamadı. 2010-2012’de kalkınma hızı % 4’e düştü ve giderek azalan bir eğilim göze çarpıyor. Düşüşe koşut olarak enflasyon da artıyor. 2014 yılının beklentileri hiç iç açıcı değil!

RF’de büyük enerji şirketleri çoğunlukta. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin toplam işletmelere oranı ancak %25. Benzer durumdaki “Petrol İhraç Eden Ülkelerde (OPEC)” bu oran % 50. Bu durum tek başına RF’de tüm yumurtaların aynı sepete atıldığını gösteriyor.

Orta ve uzun vadede savaşın seyri, biraz da RF’nin atacağı adımlara bağlı. ABD, enerji ve mali alanda sürdürdüğü savaşa müttefiklerini dâhil ederek, bir anlamda siyaseten de savaşı destekliyor. RF de, aynı yöntemlerle diplomatik olarak karşı bir cephe oluşturmak zorunda. RF’nin küresel düzeyde dayanışma içinde olduğu ülkelerle daha yakın ve güvenilir ilişkiler tesis etmesi gerekiyor. RF aynı zamanda, ekonomisini sadece enerjiye bağımlı olmaktan çıkarıp, küresel düzeyde rekabete girebileceği yeni sektörler oluşturmalı. Ancak bu koşullarda, bu savaştaki direncini artırabilir.

Avrasya ne kadar güçlenirse güçlensin, Batı’nın her türlü istismar ve manipülasyonuna açık IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) gibi küresel mali mekanizmalar kuramadığı takdirde, Batı ile mücadelesinde hep bir adım geride kalır.

Yukarıdaki satırlar da Silivri cezaevinde iken Mayıs 2014’te 21’inci Yüzyıl Enstitüsü tarafından yayımlanan “ABD’nin Küresel Jeopolitik Mücadelede Yeni Bir Yöntemi: Finansal Savaş” başlıklı yazımın kısa bir özetidir.


Bugün ne mi oldu? Rusya hesabını kitabını ham petrolün varil fiyatını 115 dolar kabul ederek yapmıştı. Ama Batı, kendi kayıplarını da göze alarak evdeki hesabı çarşıya uydurtmadı! Örtülü savaşını barış döneminde başka vasıtalarla sürdürdü. Nisan 2014’te ham petrol fiyatları 105 dolar civarında seyretmekteydi. Bugün ise 60-56 dolar arasında geziniyor!

Bu durum Rus para birimi rubleyi kalbinden vurdu. 6 ay önce 34 ruble bir dolar iken bugün 68 ruble bir dolar ediyor. Bu da kabaca Rus halkının elindekilerin yarısını kaybettiği anlamına geliyor. Putin bile ekonomik krizi kabul etmek zorunda kaldı!

Bir ülke, ne kadar zengin doğal kaynaklara sahip olursa olsun, küresel rekabete dayalı sağlıklı üretim sektörleri yaratamazsa ciddi ekonomik sıkıntılar yaşar. Türkiye olarak daha dikkatli olmalıyız. Çünkü doğal kaynaklarımız olmadığı gibi uçan kuşa bile borçlandık! Üretim düzeyimizin de yeterli düzeyde olduğu söylenemez! Yamalı bohçaya benzeyen çarpık bir ekonomik yapımız var. Tren raydan çıkarsa, ödenecek faturanın bedeli çok ağır olur! Sadece ekonomik alanlarla da sınırlı kalmaz!
Kafamızı devekuşu gibi kuma gömerek gerçeklerden kaçamayız!

Amiral Soner Polat
ulusalkanal.com.tr
[email protected]

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder