banner864

İsmail Hakkı Pekin - Cizre/ Bitmeyen, bitirilmeyen kargaşa 21 Ocak 2015, 11:33

Cizre’de çatışmalar durmak bilmiyor. Her gün farklı bir olay, yaralanmalar, ölümler oluyor. İnsanların yaşamları korkuyla adeta rehin alınıyor. Olaylarla ilgili herkesin farklı bir açıklaması ve sorumlu tuttuğu bir grup veya örgüt var. Peki vatandaşın can ve mal güvenliğini, kamu düzenini sağlamaktan kim sorumlu? Tabii ki devlet, onun valisi, kaymakamı ve kolluk kuvvetleri. Devlet uzun süredir devam eden olayları, kargaşayı, çatışmaları önlemekten aciz midir? Yoksa ‘’açılım süreci’’ diye, genel seçimler yaklaşıyor diye bu olayları seyretmekle, demeç vermekle mi yetinmek istemektedir? Bu ilçede kamu düzeninin sağlanması PKK ve YDG-H’ye mi havale edilmiştir? Ya da HÜDAPAR’a mı devredilmiştir? Yoksa PKK, YDG-H ile HÜDAPAR birilerinin taşeronu olarak mı karşı karşıya getirilmektedir? Cizre Emniyet Teşkilatı’ndaki polisler birilerinin ifade ettiği gibi Cemaatçi, HÜDAPAR’cı ve AKP’li diye gerçekten üç parçaya mı bölünmüştür? Bütün bunların cevabını verebilecek kimse var mıdır?

Cizre’de devam eden çatışmalara baktığımız zaman, tarafların ve arkasındaki güçlerin değişik amaçları olduğunu görüyoruz. PKK’nın amacı bölgede kendinden başka bir gücün veya siyasi grubun/ örgütün varlığını engellemek. Bu konuda iki rakibi var, HÜDAPAR ve Devlet/Devlet güçleri. HÜDAPAR’ın bölgede tabanı var, varlığını korumak ve güçlenmek istiyor. Cemaat bölgede, Devletin zayıflığını ve politikasının yanlışlığını göstermek derdinde. Devlet ‘’açılım süreci’’ ve seçimler nedeniyle bölgede bu çatışmalara doğrudan müdahaleden kaçınıyor. Devlet zaman zaman her iki gücü, Cemaat de HÜDAPAR’ı taşeron olarak kullanarak Cizre’de bir vekaletler savaşı yapıyorlar. Devletin amacı Cemaati ve onun Devlet içindeki oluşumlarını temizlemek. Cemaatin amacı AKP iktidarının politikalarının hatalı olduğu göstermek ve kamuoyu yaratmak. Bu arada PKK’nın bir amacı daha var. Cizre’yi bir kurtarılmış bölge, özerk bir kanton haline getirmek. ‘’Açılım sürecinden’’ istifade ederek Türkiye’de kurmayı düşündükleri özerk bölgenin ilk prototipini geliştirmek ve özerkliği Cizre’de pratiğe dökmek, hayata geçirmek.

Cizre’de bitmek bilmeyen çatışmaların sadece PKK’nın işine yarayacağı unutulmamalıdır. Bölgede Devletin bu örgütleri kullanması, Cemaatin buna HÜDAPAR’ı veya başka unsurları kullanarak cevap vermesi PKK’nın amaçlarına hizmet etmekten başka bir işe yaramaz. Geçmişte de denenen ve daha çok kan akmasından başka bir işe yaramayan bu anlayış terkedilmelidir. Devletin o bölgedeki gücü hem PKK’nın, YDG-H’nin hem de Cemaatin unsurlarınn ve suç işliyorlarsa HÜDAPAR’ın unsurlarının üstesinden gelmek ve kamu düzenini sağlamak için yeterlidir. Bu konudan kimsenin şüphesi olmamalıdır. Güvenlik güçleri ve TSK unsurları yeter ki zamanında ve doğru olarak kullanılsın. Güvenlik güçleri ve TSK’nın kullanılmasına, tekrar 1990 lı yıllardaki güvenlik politikalarına mı döneceğiz şeklinde bir karşı çıkış var. İktidar da ana muhalefet partisi de böyle düşünüyor. Devlet bir yerde kamu düzeninin bozulmasına müsaade etmez, edemez. Ederse orada zafiyet oluşur ve devlet otoritesi ortadan kalkar. İç savaş şartları oluşur. Bu düşünce tarzı sorunları çözmez, daha çok içinden çıkılmaz hale getirir. Karşı tarafın umutlarını, iştahını artırır, ayranını kabartır. O da çok daha büyük çatışmalara ve acı olaylara sebebiyet verir.

Cizre’de meydana gelen olayların nedeni Devletin bölgedeki olayları seyretmesi ve karışmak istememesidir. Kamu düzenini sağlamak için beklenmesi, mülki amirlerin, içişleri bakanının, hükümetin işi ağırdan alması, ‘’açılım sürecini’’ ve seçimleri düşünerek savsaklaması faturayı daha da artırır. Zamanında sağlanmayan kamu düzeni sadece devletin ve vatandaşların kaybetmesine ve sorunun büyümesine yol açar. Zamanında kullanılmayan gücün, zamanında yapılmayan müdahalenin anlamı yoktur. Devlet isterse Cizre’deki olaylar bıçakla kesilir gibi kesilir.

İsmail Hakkı PEKİN
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder