banner864

Mehmet Bedri Gültekin - SYRIZA kalıcı olabilecek mi? 04 Şubat 2015, 10:38

AB’den gelen baskılara boyun eğmeyeceğini, ulusal onuru koruyacağını, borçlanmaya ekonomisine son vereceğini, özelleştirmeleri durduracağını, işten atılanları yeniden işe alacağını ve emekçilere insanca bir yaşam düzeyi sağlayacağını vaat eden Syriza hareketi, Yunanistan seçimlerinde yüzde 36 gibi yüksek bir oy oranıyla iktidara geldi.
Bu gelişmenin ne anlama geldiği üzerine ilk elde yapılabilecek tespitler şunlardır.

Kapitalist sistemin krizi

Kapitalist sistem, 2008 yılında içine düştüğü krize hala çözüm bulamamıştır.

200 yıllık tarihin en ağır krizi olarak kabul edilen 1929 krizi, beş yıl geçtikten sonra geride kalmıştı. 1934 yılında Kapitalist Dünya, 1929’da çöküşün hemen öncesindeki seviyeden daha iyi bir duruma gelmişti.

Bugün 2008 yılının üzerinden yedi yıl geçti. Bir çok ülke hala 2008 seviyesinde değil.

Avrupa Birliği’nin çevre ülkeleri, kapitalizmin son krizini en ağır şekilde yaşadılar ve yaşamaya devam ediyorlar. Bir anlamda kapitalist dünyanın “zayıf halkaları” durumundalar.
Syriza hareketi, bu anlamda krizi en ağır şekilde yaşayan ülkelerde, halkın sisteme isyanıdır.

İspanya’da Pademos hareketinin giderek güçlenmesi, Syriza hareketi ile kendini ortaya koyan tepkinin Yunanistan ile sınırlı kalmayacağını, İspanya, Portekiz, İtalya gibi ülkelerin sırada olan muhtemel ülkeler olduğunu gösteriyor.

Bulgaristan ve Romanya da; yayılacak olan isyan dalgasının kapsamına alabileceği diğer ülkeler arasında sayılabilir.

Antiemperyalist dalga

Syriza iktidarı, Dünyamızın 2000’li yılların başından bu yana içine girdiği yönelime uygundur. Özetle emperyalizm kaybetmekte, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere bütün dünya, adım adım antiemperyalizm cephesine kaymaktadır.

Venezuela’da Hugo Chavez’in iktidarı ile başlayan sürecin sonunda Latin Amerika, ABD’nin “arka bahçesi” olmaktan çıktı. Hemen hemen bütün Latin Amerika ülkelerinde milli Hükümetler kuruldu. ALBA ve CELAC Latin ülkelerini birleştiren örgütler olarak öne çıktılar.

Çin, Rusya, Hindistan ve Brezilya’nın başını çektiği gelişmekte olan ülkeler şimdi,
emperyalist küreselleşmenin karşısında yeni bir dünya düzeninin kurulması için harekete geçmişlerdir. IMF, satın alma gücü paritesi üzerinden yapılan hesaplamalarda 2014 yılında Çin ekonomisi ABD ekonomisini geride bıraktığını açıkladı.

Atlantik uygarlığının belirleyici olduğu çağ geride kalıyor. Dünyamız, Bölgesel
Birlikler Çağı’na adım atmıştır.

ABD, 2000 yılından sonra giriştiği bütün askeri eylemlerinde yenilgiye uğradı. Afganistan, Irak, Lübnan, Gürcistan, Ukrayna ve nihayet Suriye’de ABD doğrudan ya da taşeronları aracılığıyla yaptığı her hamleyi kaybetti.

“Arap Baharı” büyük başarısızlıkla sonuçlandı. Mısır ve Tunus’da Batı’nın iş başına getirmek istediği yönetimler, bu ülkelerin halkları tarafından alaşağı edildi.

Suriye halkı ve Hükümeti, tarihin en büyük uluslararası komplolarından birine başarıyla karşı koydu ve ülkeyi adım adım birleştirme yolunda başarılar kazanıyor. Bu gelişme, Dünyamızın içine girmiş olduğu yeni dönemde mümkün olmuştur. Tahran, Bağdat, Şam ve Beyrut arasında kurulan anti Amerikan cephe bölgemizin geleceğini belirleyecek önemdedir.

Syriza hareketinin Yunanistan’da iktidara gelmesini, işte bütün bu gelişmeler içinde değerlendirmek gerekir.

Hala milli devletler çağındayız

Syriza tek başına hükümet olacak çoğunluğu kıl payı kaçırdığı için AB karşıtı söylemi ile tanınan sağcı ANEL ile koalisyon yaptı.

Solcu SYRIZA’nın sağcı ANEL ile birlikte Hükümet olması çağımızın çarpıcı bir gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Hala ulusal devletler çağındayız. Çağımızın temel saflaşmasını belirleyen en önemli kriter hala emperyalizme karşı olup olmamaktır.

Kapitalist dünya sisteminin son yıllarda Yunan milletini aşağılayan politikalarına karşı ulusal devlet mevzisini savunma noktasında Yunanistan’ın solcuları ve sağcıları birleşmiştir.

Tıpkı Talat Paşa Komitesinin önderliğinde Strazburg’da, sağ sol demeden Türkiye’nin bütün milli kesimlerinin birleşmesi örneğinde olduğu gibi.

Değişmeyecek gerçek

Syriza kalıcı olabilecek mi?


Syriza, emperyalist cepheden gelen ve gelecek olan baskılara karşı, kararlı devrimci bir tavır almaya devam ettiği takdirde iktidarını sağlamlaştırabilir. Dünyanın bütün antiemperyalist ülkeleri ve milletleri ile birlikte yeni bir dünyanın kuruluşunda yerini alabilir.

Aksi tavır ise Yunanistan’ın Yeni Hükümeti’nin emperyalist sistem tarafından adım adım kuşatılması ve teslim alınması ile sonuçlanacaktır.

Ama özel olarak Syriza’nın geleceği ne olursa olsun değişmeyecek gerçek, dünyamızın içine girdiği yeni antiemperyalizm sürecinin; her geçen yıl yeni başarılarla, yeni devrimlerle, yeni ülkelerin emperyalist sistemden kopmasıyla, dünyamızın geleceğine damga vurmaya devam edeceğidir.

Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder