banner864

Fikret Akfırat - Haziran hırsızları 06 Şubat 2015, 12:18

Haziran 2013 Türkiye'de bir dönüm noktasıydı. İki ay boyunca Türkiye'nin 81 ilinde resmi hesaplamalara göre 10 milyon kişi sokakları zaptetti. ABD'nin “ılımlı İslam” projesinin prototipi olarak bir tarikatlar koalisyonu halinde iktidara getirilen AKP'nin yıkılış sürecinin başlangıcıydı. İktidar bloğunun iki temel bileşeni olan Erdoğan-Fethullah ortaklığı bu tarihte çatırdadı ve bozuldu. Türkiye'ye karşı 12 yıldır birlikte işledikleri suçları birbirlerinin üstüne atmaya başladılar.

DİP DALGASININ UÇ VERİŞİ

AKP'nin 12 yıllık iktidarına Haziran eylemlerinde öne çıkan iki temel simge, eylemlere katılanların hangi zeminde birleştiğini ortaya koyuyordu: Atatürk ve Türk Bayrağı. Ayrıca Haziran eylemlerine kadar genel olarak “ulusalcı” nitelemesiyle tanımlanan ve esas olarak İşçi Partisi'nin eylemlerinde atılagelen “Mustafa Kemal'in askerleriyiz” sloganı eylemlere katılan farklı eğilimlerden geniş halk kitlesinin temel şiarıydı.

SİSTEMDE ZAAF

Halk, kitleler halinde sistem dışına çıktı. Haziran 2013, siyasal sistemde ciddi krizin sonucuydu ve bu krizin derinleşmesine neden oldu. Türkiye'de 60 yıllık küçük Amerika sürecine ve onun son noktası olan AKP iktidarına karşı büyük isyan, yükselen ulusalcı dalganın eylemsel doruğuydu.
Haziran eylemlerinin hemen öncesinde yayınlanan anketlerde Türkiye'de yüzde 60'lık bir kitlenin mevcut sistem partilerinin programlarından koptuklarını ve sistem dışı çözüme yöneldiklerini ortaya koyuyordu. Anketlere göre halk, iktidar ve muhalefette yer alan parti ve liderlerin yerine yeni bir seçenek arıyordu.
Eylemle sahneye çıkan halk, siyasal programını, “bağımsızlık, laiklik, özgürlük, bölücülüğe karşı milli birlik ve başı dik yaşamak” olarak ilan ediyordu.

VE RESTORASYON

İşte tam bu aşamada emperyalist sistemin alarm zilleri çalmaya başladı. Sistem dışına çıkan kitleler, yeniden sistem içinde eritilmeliydi. Bunun için iki ayaklı bir plan uygulamaya kondu. Bir yandan iktidardaki yönetememe krizi çözülecek, diğer yandan sistem içi yapılar sanki sistem dışı seçeneklermiş gibi sunulacaktı. AKP'ye, iktidarını belli ölçüde tahkim etme olanakları yaratıldı. Tabanında ulusalcı eğilimlerin etkisi artan CHP, 2010 yılında bir operasyonla koltuğa oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu'nun YCHP çizgisinde pekiştirildi. HDP diye bir parti oluşturuldu.

Haziran eylemlerine karşı Tayyip Erdoğan'ın yanında saf tutan ve eylemleri darbecilik olarak niteleyen BDP, İmralı'da MİT ile görüşmeler yürüten Abdullah Öcalan'ın talimatıyla direksiyon kırdı. Öcalan'ın talimatı, daha doğrusu Öcalan'a dikte ettirilen talimat, “Taksim'i ulusalcılara bırakmayın”dı. Amaç, eylemlerin içine girip, halk hareketinin devrimci yatakta ilerlemesini sabote etmekti. Aynı talimatın içinde HDP projesi de vardı. BDP, PKK'nın örgütsel çıkarları açısından daha elverişli bir araç olmasına rağmen, HDP “Türkiye solunun çatı örgütü” görüntüsüyle piyasaya sürüldü. Hedef, halk hareketini bölmekti.

İKTİDAR ALTERNATİFİ Mİ, SİSTEMİN PAYANDASI MI

Haziran 2013'te başlayan AKP'nin erime süreci devam ediyor. Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması, AKP'nin gücünü tahkim ettiği ve siyasal krizin sonuçlandığı anlamına gelmiyor. Tam tersine Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasının ardından sistemi zorlayan eylemleri ve başkanlık sistemiyle ilgili tartışmayla birlikte derinleşen AKP içindeki çatlaklar, AKP'nin başaşağı gidişinin en önemli işareti.

Geçen yılın sonuna doğru yayınlanan araştırmalarda yüzde 26 kararsız bir kitleden söz ediliyordu. Farklı araştırmalardaortaya çıkan bir ortak saptama ise şu: Yüzde 10 ila 15 civarında bir oya denk gelen, “partisinden kopmuş, yeni siyasal seçenek arayan” bir kitle var!

İşte sistem dışına kaymış bu kitle, sahte sol ittifak sunuşuyla sistem içinde havuzlanmak isteniyor. CHP-HDP ittifakı için görüşmeler ve “sol cephe” görüntülü girişimler de aynı hedefin parçası.

Cumhuriyet'in yıkımı, PKK'nın güneydoğuda fiili otorite haline getirilmesi, ekonomideki alarm zilleri ve mafya-gladyo-tarikat düzeninin pisliklerinin ortaya saçılması, sistem dışı seçeneğin nesnel zeminini oluşturuyor. 7 Haziran 2015 seçimleri, sistem dışı ve sistem içinin mücadelesine sahne olacak.

Fikret Akfırat
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder