banner864

Bülent Esinoğlu - TÜSİAD gene reform şarkıları söylüyor! 28 Nisan 2015, 23:21

 TÜSİAD’ın talepleri yükselmeye başladı mı, bende de bir tedirginlik başlar. Şöyle geriye dönüp, Cumhuriyet Tarihine baktığınızda, ne zaman TİSİAD’ın talepleri artmış, yani yeni bir sermaye birikimi sürecine girmişlerse, başlarlar Türk halkından istemeye…

TÜSİAD taleplerinin ayyuka çıkmasının ardından, ya darbeler olmuştur, ya da olağanüstü durumlar.

12 Mart 1971 çalışanların taleplerini bastırmak ve beylere yeni bir sermaye birikimi yolu açmanın dışında hiçbir şey yapmamıştır.

12 Eylül 1980’de, 24 Ocak Kararları tamamen tıkanan işbirlikçi sermayenin ithalat yapmasının önünü açan, devleti ekonomiden ve denetimden elini çekmesini sağlayan dolarizasyon kararlardır.

Bu işbirlikçi elitler, hep bir dış ortağa sahip olduğundan, dışarıdan sokma akıl ile ekonomik kararlar aldırtmışlardır.

Şimdilerde, gene anlatmaya çalıştığım süreçlere benzeyen, bir sürecin içine girdik.

Sıcak para Türkiye’yi terk edince, borçlanma maliyetleri artınca, yabancı tekellere göbekten bağlı TÜSİAD da sancılar artı.

Reform demeye başladı.

Bunlar reform dediler mi, şunu demek istiyorlardır; halktan al bize ver. Bunu nasıl yapacağız diye sorduğunuzda, cevaplar elbette, açıktan halktan al ve bize ver demeyeceklerdir.

Burada “al ve bize ver” işinin adı reformlar olur.

Küreselleşmeyi nasıl ki, evrensel bir olgu ve kaçınılması imkânsız bir şey gibi, bizim gibi bazı ülkelere yutturmuşlarsa, yerel düzeyde de bu işi reformlar olarak işlemişlerdir.

Bu sebepten, reform sözcüğü; sömürünün derinleştirilmesi anlamıyla eş anlamlı olmuştur.

TÜSİAD’ın şu sıralarda ifade ettiği husus; Batı ile olan ittifakları yeniden sağlamlaştırmak.

Batı ve Amerika ile ittifakların ne anlama geldiğini hatırlamakta yarar var.

Aslında ittifak demek, ortaklıkta söz sahibi olmak demektir. Mesela Amerika Irak’ı işgal edecekse, bizim çıkarlarımızı da dikkate almalı, bizim dediklerimizi de yapmalıdır.

Ama biz biliyoruz ki, bu ilişki de, durum bu değildir. Amerika emir verir biz de yerine getiririz.

TÜSİAD’ın reform talebinin, yani Batının dediklerini harfiyen yapın demek; şu anlama gelir.

Başta Amerika olmak üzere Batı bizden ne istiyor?

Yeni bir Anayasa yapmamızı, bu anayasaya, üniter devleti ortadan kaldıran maddeleri yerleştirmemizi...

TÜSİAD aslında diyor ki, siz yönetmeyin ittifak halinde olduğumuz ülkelerin dediklerini yapın.

TÜSİAD’ın sermaye ortakları böyle arzu ettiği için, onlarda devletten reform adı altında, ortaklarının isteklerini istiyorlar.

Kemal Dervişin yeniden gündeme gelmiş olması boşuna değildir.

Büyük sermaye adına ne yapılması gerekiyorsa, Kemal Derviş onu allaya pullaya yapar.

Devleti, reformlar adı altında, büyük sermayenin isteklerine göre dönüştürmek, uluslararası tekellerin uzmanlık alanıdır.

Daha fazla güvencesiz çalışma hayatı, sosyal maliyetlerin düşürülmesi TÜSİAD’ın reformlarındandır. Taşeronlaşmayı kılcal damarlara kadar götürmek, emeği daha da ucuzlatmak…

Bir tarafta TÜSİAD’ın reform tamtamları, öte yandan siyasette, Kemal Derviş görüntüsü, hayra alamet değil.


[email protected]

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder