banner864

Bülent Esinoğlu - Sömürge Yasası Güncellendi 13 Mayıs 2015, 12:44

Bakan Nihat Zeybekçinin kamuoyuna büyük bir başarı olarak taktim ettiği Gümrük Birliği güncellenmesi anlaşması, Türkiye’ye hiçbir yarar getirmiyor.

Güncelleme müzakerelerinin bir yıl süreceği taraflarca ifade edildi. İmzalanan çerçeve anlaşmanın dört ana konuda oluştuğu belirtildi.

Başka bir ifade ile söylesek Türk tarafının dört ana talebi oldu.

1-Eşit ortak olarak, AB danışma ve karar mekanizmalarına katılım.

2-Üçüncü taraflarla AB’nin yaptığı serbest ticaret anlaşmasına uyum kapsamında, yaşanan sorunlara kalıcı çözüm bulunması.

3-Karayolu Kotalarının kaldırılması.

4-Türkiye’nin AB ile ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım ortaklığına katılımın sağlanması.

AB’den istenenleri madde madde ele alırsak;

AB Karar mekanizmalarına katılım demek; Türkiye’nin tam üyeliği demektir. Dolayısıyla hiçbir yenilik yoktur. Bir anlamda bizi AB’ye tam üye yapın isteğini tekrarlamaktır. Danışma kurulları derseniz, Türkiye zaten danışma kurulları içindedir. Kaldı ki danışma; adı üstünde danışmadır.

İkinci madde de istenilen ise; AB’ni üçüncü devletlerle yaptığı ticaret anlaşmalarına dâhil olma isteğidir. Bunun için de AB’nin ticaret karar organları içinde yer almak gerekir. Yani gene tam üyelik isteğini ifade etmektedir.

Kara yolu kotalarının kaldırılması isteği; Bu bir haraç yasasıdır. Tıpkı 14 yüzyılda uygulanan Ayak Bastı parası gibi.

Bir örnekle açıklayalım. Küçük ve orta üretim tesisiniz var. Ürünü ürettiniz. Ürününüzün mal ve can güvenliğine karşı hiç bir kusurunun olmadığına dair, AB Laboratuvarlarından onaylanmış pasaportu aldınız, ürünü nakliye şirketine verdiniz ve AB’ye gönderdiniz.

Bulgaristan’da arabanın yolu kesiliyor. Siz taşıma kotasını geçtiniz, giremezsiniz deniyor. Yükünüzü boşaltıyorsunuz. AB nakliye şirketlerin birisi ürünü Hollanda’ya götürüyor. Ayakbastı parasına ilaveten, yeni bir nakliye maliyeti ile karşılaşıyorsunuz.

Eğer ürettiğiniz ürün AB’de de üretiliyorsa, aynı malı onlar Türkiye’ye sokarken aynı maliyetle karşılaşmıyor.

Türkiye’deki yabancı ortaklı bir tekelin AB’ye kayıtlı nakliye şirketi olduğundan, ayakbastı parası da, onlara fazla dokunmadığından, onların karayolu taşımacılığında fazlaca bir şikâyetleri olmuyor.

Anadolu sermayesi dediğimiz sermaye gurubunun bu şikâyeti daha fazladır.

Birçok bakımdan, Gümrük Birliği büyük sermayenin yararına çalışmaktadır. Buna karşı Küçük ve Orta İşletmelerin aleyhine işlemektedir.

AB’de uygulana tarife dışı engeller, küçük şirketleri AB’ye mal ihraç etmesini engelliyor. Onlar da, üretimi bırakıp, ithalatçı oluyorlar.

Bu madde ile ilintili olan, 550-554 sayılı Kanun Kuvvetindeki Kararlar( Marka ve Paten yasalarını ilgilendiren yasalar) ürettiğimiz ürünü kendi ülkemizde satmak için bile AB’den izin almamızı gerektiriyor.

Özetle, Gümrük Birliği yasası hem gümrüklerden kayıplarımızı artırıyor. Hem de onlar ortak biz Pazar oluyoruz.

Dördüncü maddede istenen ise; gelecek büyük felaketi önlemeye yönelik bir taleptir.

AB ve ABD aralarında özel bir ticaret anlaşması yapmak üzeredirler. Anlaşma tamamlandığında Amerikan malları da gümrüksüz olarak Türkiye’ye girecek.

Zaten güncellenme konusu da buradan kaynaklanıyor. Bakalım bir yıl sürecek bu müzakerelerde buna bir çözüm bulabilecekler mi?

Türkiye’nin yararına olan, Gümrük birliğinden tamamen çıkmaktır.

İşsizliğe çare olacak diye Türk halkının desteğini alarak yola çıkılan bu anlaşma, bugün sadece yabancı ortaklı büyük firmaların daha çok ürün ithal etmesine yaramaktadır.

[email protected]
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

lale akcan :

zaten yetmiş-seksen yıl önce, batı'nın sömürgesi olmayı seçmişsin. bundan sonra ne olacak ki.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder