banner864

Fikret Akfırat - Suriye'de güvenli bölge gündemi ve 7 Haziran seçimleri 23 Mayıs 2015, 20:37

IŞİD'in geçen hafta içinde Irak'ın başkenti Bağdat'a 110 kilometre uzaklıktaki Ramadi kentini ele geçirmesi, sonbahara doğru hareketlenmesi beklenen IŞİD merkezli Irak-Suriye cephesinde yeni gelişmelerin habercisi. Ramadi'ye IŞİD'in girişi, Türkiye'de ABD Özel Kuvvetleri'nin yönetimindeki Suriyeli teröristler için eğit-donat programının başlamasının hemen ardından gerçekleşti. 
Eğit-donat “ertelendi, yapılamıyor” denirken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu programın başladığını açıkladı. Bununla paralel olarak Suriye içinde güvenli bölgeler kurulması daha güncel bir tartışma haline geldi. 
Mayıs ayı başında Amerikan Genelkurmay Başkanı Senato'da yaptığı konuşmada güvenli bölge konusunu Türkiye ile görüştüklerini açıklamıştı. ABD yönetimi içinde bir an önce güvenli bölge uygulamasına geçilmesini isteyenler olduğu gibi, buna karşı çıkanlar da var. “Öncelik IŞİD mi, Esad mı” tartışmasıyla kamuoyu oyalanırken, gerçekte uygulanan plan, ABD'nin Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bölgesel ortakları vasıtasıyla güvenli bölgeyi hayata geçirmesi. ABD'nin katkısı ise Özel Kuvvetler operasyonları ve uygulamanın yönetimi olacak. 

EŞZAMANLI ÜÇ OLAY
Türkiye'de eğit-donat programının başlamasının ilan edildiği günlerde iki önemli olay daha gerçekleşti. Birincisi ABD Özel Kuvvetleri'nin Suriye sınırları içinde operasyon düzenlemesi oldu.

Pentagon, Suriye'nin Deyrizor iline bağlı petrol bölgesi Al Omar (Al-Amr) bölgesine inen Amerikan özel kuvvet mensuplarının, IŞİD'in petrol ticaretinden sorumlu olduğu ileri sürülen liderlerinden Ebu Seyyaf'ı öldürdüğünü açıkladı. 
İkinci önemli gelişme, Hatay'da Türkiye sınırını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Suriye hava aracının düşürülmesi. Ayrıntılar konusunda çelişkili açıklamalar bulunan bu olay, Türkiye üzerinden son bir ay içinde atağa kalkan teröristlere karşı, Suriye'nin operasyonlarını artırması üzerine yaşandı. 
İşte tam bu gelişmeler sırasında ABD Başkanı Barack Obama'nın IŞİD stratejisi özel temsilcisi emekli General John Allen ve yardımcısı ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Brett McGurk, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile Ankara'da görüştü. ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, görüşmelerde, yabancı savaşçıların akışının önlenmesi, IŞİD'le mücadele konusunda Türkiye ile ABD arasındaki işbirliğinin genişletilmesi ve derinleştirilmesi amacıyla atılabilecek adımların ele alındığı ifade edildi. ABD heyetinin, Türkiye'ye eğit-donat ve diğer konularda verdiği destek nedeniyle teşekkür ettiği belirtilen açıklamadaki, “ılımlı Suriye muhalefetinin kontrolündeki toprakları güvence altına almak” ifadesi dikkat çekti. 
TEK OPERASYON SAHNESİ
ABD'nin Suriye sınırları içinde düzenlediği kara operasyonundan iki gün önce, Davutoğlu Antalya'daki NATO toplantısının açış konuşmasında “Irak ve Suriye'yi tek bir operasyon sahnesi” olarak görmeliyiz demişti. 
Aralarında iki eski Ulusal Güvenlik Konseyi danışmanının da bulunduğu 5 uzmanın Washington Yakındoğu Entitüsü için hazırladığı IŞİD merkezli Amerikan stratejisi  raporunda da benzer bir öneriler yer alıyor. Rapordaki temel öneriler, a) bölgede İran'ı dengelemek, b) İsrail'le ilişkileri düzeltmek ve c) Türkiye'nin desteğiyle Suriye'de güvenli bölge. 
İSRAİL FAKTÖRÜ
Aynı günlerde Camp David'de ABD ile Körfez ülkeleri biraraya geldi ve Irak-Suriye ortak operasyonunun ayrıntıları konuşuldu. Bütün bu gelişmeler, ABD'nin bölgede yeni bir operasyon için hazırlık yaptığının işareti. ABD, Suudi Arabistan-AKP eksenli, Mısır ve İsrail'in dışarıdan desteklediği cepheyi ortak hedef için aynı hizaya sokuyor.  
İsrail’in en büyük haber kuruluşu Kanal 2’nin dış haberler müdürü ve uluslararası ilişkiler yorumcusu olan İsrailli gazeteci Arad Nir Al Monitor'da yazdığı yazıda, AKP-Suudi yakınlaşmasıyla oluşan cephe ile İsrail'in, Beşar Esad'ın devrilmesi konusunda ortak tutum içinde olduğunu hatırlatıyor. Nir, İsrailli bir güvenlik yetkilisine dayanarak önemli bir bilgi daha veriyor: “İsrail, Beşar Esad yönetimine karşı savaşan ÖSO ve Nusra gibi gruplarla Türkiye üzerinden ilişki kuruyor.”
ABD'nin IŞİD sonrası kurduğu cephede, AKP'nin yanısıra ikinci başat figür Irak'ta Barzani, Türkiye'de PKK'nın başını çektiği “İkinci İsrail” güçleri. 
AKP'NİN KULLANIM DEĞERİ VE 7 HAZİRAN
AKP, bütün bu operasyonlar açısından kilit konumda yer alan siyasal figür durumunda. Ancak, 2012'de yükselip 2013 Haziran eylemleriyle doruğa ulaşan halk hareketinin sonucunda AKP iktidarının muktedirliği konusunda sorunlar başgöstermiş durumda. Bu ise, Erdoğan ve AKP'yi, iktidara gelişini ve hükümette kalışını borçlu olduğu ABD'ye daha fazla mahkum ve mecbur hale getiriyor. Bu mahkumiyet, Erdoğan ve AKP'nin ABD planlarına daha fazla uyum göstereceği bir zemini ortaya çıkarıyor. O nedenle, AKP ile ABD arasında IŞİD konusunda daha fazla ortaklığın sözkonusu olduğu bir dönemden geçiyoruz. 
1991'den sonra adım adım ABD güdümüne girmeye başlayan PKK ise, 2003 Irak işgalinden itibaren başlatılan dönüşümü tamamlayarak, artık tamamen emperyalizmin bir aleti haline gelmiştir. 
AKP ve PKK (ve onun yasal uzantısı HDP) hem iç cephede “yeni Türkiye” projesinde ortaktır, hem de dış cephede komşulara düşmanlık ve milli devletleri çökertme operasyonunda. 
İç ve dış cephede bütün bu planlara eylemli olarak direnen tek bir siyasal güç vardır: Vatan Partisi. 
ABD operasyonlarını boşa çıkarmak ve Türkiye'yi Erdoğan-AKP'den kurtarmak, 7 Haziran'da Vatan Partisi'ni güçlendirmekten geçer.  

Fikrek Akfırat
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder