banner864

Bülent Esinoğlu - Ulus-Devlet operasyoncusu işbaşında! 11 Haziran 2015, 21:29

 Milli devletlerin bütçesinden daha büyük çok uluslu şirketlerin varlığı herkesçe bilinir.

Bir şirketin başka küçük şirketleri yutarak büyümüş haline tekel deniyor.

Kapitalizmin yapısal krizleri sonucunda, şirket birleşmeleri ve şirket satın alma işlemleri çoğalır. Kriz yapısaldır, birleşme kuraldı.

Kapitalizmimde şirketlerin ayakta kalabilmeleri için büyümeleri gerekiyor. Büyüyemeyen şirket, başka bir büyük şirket tarafından yutuluyor.

Bize şirketler arasında rekabet diye yutturulan şey; hangi şirketin pazarda egemen olacağı kavgasıdır.

Tekel; rakiplerini bir bir eleyerek, o sektörde iktidar olandır. Burada iktidar sözünden kastımız, hem siyasi hem ekonomik iktidardır.

Takdir edersiniz ki, anlattığım süreç, ekonomiden ibaret değildir. Hatta ekonomik bileşeni daha az, siyasi bileşeni daha fazladır. Siyasi bileşen ekonomik bileşenden daha etkilidir.

Tekeller çağında, neyin ekonomik, neyin siyasi olduğunu birbirinden ayırmak bu sebepten çok zordur.

Sektör ifadesini kullandım. Bir sektörde iktidar olan şirket, finansman büyüklüğü sebebiyle, diğer birçok sektörde de söz ve hisse sahibidir.

Bu kadar büyümüş şirketlerin siyasi yansıması; tekellerin siyasi iktidarıdır.

Tekellerin ulus devlet içindeki siyasi ve ekonomik varlığı, yani ulusal devletin yıkılıyor olması, işçi ücretlerini düşürür. Tekellerin siyasi partiler ve devlet üzerindeki etkinliği artıkça, siyasi partiler halkı değil, tekellerin çıkarlarını düzenleyen kuruluşlara dönüşür.

Halkımızın seçimlerde, bir partiden ötekine savrulmasının asıl nedeni budur. Siyaset ve şirket bütünlüğü korunurken, halk kime oy verirse versin, kendi çıkarını değil, çok uluslu şirketlerin çıkarını korumuş olur.

Çok uluslu şirketlerin %70’i Amerikan menşelidir.

Yani tekellerden söz ediyorsak, Amerika’dan söz ediyoruz anlamındadır.

İfade etmeye çalıştığım bu tekeller, ulus-devletin pazarlarını ele geçirmesinde, ekonomik ve siyasi alanı eş zamanlı olarak kullanırlar.

Ekonomik işbirliği yapacak yerli ortak bulmada bir sıkıntıları yoktur.

Ancak, tekelin ulus-devletin tüm pazarlarını tam olarak ele geçirmek için siyasilerle de işbirliği şarttır.

Tabi böyle bir işbirliğinde, siyaset kirlenir, sosyal hayat kirlenir, fiziki fakirlik başlar. Ulus devletin borçları artar, borç veren tekeller, alacaklarını tahsil etmek ve siyaseti buna uygun şekle sokmak için harekete geçer.

İşte bir ekonomik ve siyasi işbirliğinin kesiştiği yerde Kemal Derviş ortaya çıkar.

Ulus-devleti tekeller adına yıkma operatörü sazı eline alır.

Ve kurulacak olan koalisyon hükümetinin kimlerden oluşacağını ve o hükümetin, hükümet programını açıklar. (Büyük koalisyon AKP+CHP’dir)

-Yeni Anayasa yapılmalıdır.

-Çözüm süreci devam etmelidir. Meclis çözüm sürecine dâhil edilmelidir.

-Ekonomi mimarisi yeniden yapılmalıdır.(Burada ben görev alırım diyor)

-Kutuplaşmanın önlenmesi gerekir.

-Dış politikada, yeniden yumuşak güç temelinde aktif bir dönem başlatılmalıdır. AB süreci hızlandırılmalıdır. (Yani tekelerin dedikleri uygulanmalıdır.)

Çok uluslu şirketlerin borç tahsilatçısından başka bir program beklenemezdi.

Seçimden önce, uluslararası tekellerin, yerli taşeronu TÜSİAD’ın, neden bir seçim operasyonu yaptığı artık sır olmaktan çıktı. Bombalarla nasıl da HDP’ye baraj atlattıkları da sır değildir.

Çıktı ama halkımız durumu anlayana kadar, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş olur.


[email protected]
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

abrek :

bir de bu adama "solcu" diyor ya chp'liler..

game of morons :

birinci sezonda adamlari ahmet davutoglu idi .dizinin ikinci sezonunda secmen davutoglu ile dervis'i yan yana izleyecek. emekliye de yarayabilir bu durum. iki maas ikramiye vere de bilirler.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder