banner864

Rıza Zelyut - Paralel Çete ile mücadele unutulmamalı 26 Haziran 2015, 14:56

Bana şöyle bir soru sorulsa:
Bugün, Türkiye için Tayyip Erdoğan’ı mı yoksa Fethullah Gülen’i mi daha büyük sorun olarak görüyorsun?

Tayyip Erdoğan’ın adamları çalıştığım gazeteye el koydular; beni işimden attılar, ekmeğimle oynadılar. Ona baştan düşman olmam gerekmez mi?

Yetmedi; Erdoğan; Türkiye’yi müthiş bir kamplaşma içine soktu. Ülkeyi gericiliğin cirit attığı bir alana çevirdi. Devleti, Fethullahçıların işgaline açtı. Cumhuriyet’in kurucu liderlerine demediğini bırakmadı. İslam dinini siyasallaştırıp kendi çıkarı için kullandı. Özel mahkemeler kurdurup yurtseverleri zindanlara tıktırdı. Türkiye’yi borç batağına soktu. Güneydoğu’yu devlet denetiminden PKK’nın gizli kontrolüne verdi. BOP denilen Ortadoğu’yu bölme planında eşbaşkanlık oynamaya kalkıştı. Sonra Sünni mezhepçiliğinin liderliğine soyunup gerici/terörist yapıların güçlenmesine yol açtı.

Say say bitmez…

Amma velakin, Tayyip Erdoğan çöküşe geçti…

Çünkü, siyaset alanındadır, görünürdür. Ve o ölünce de bu iş bitecektir.

Lakin; Paralel Yapı denilen Fethullahçılar daha tehlikelidir. Çünkü bunların arkasında ABD vardır; İsrail vardır. Dünyada 162 ülkede okul açabilmiş olmalarının sebebi de işte bu destektir.

Bunlar hem vardırlar hem de yokturlar. Bir karanlık gibi zamanı gelince her yanı kaplamaktadırlar.

Fethullah Gülen’in 1998’de Haziran ayında ATV’de yayımlanan o kasette dediği gibi “Devletin en gizli noktalarına sızarak orada büyü ve zamanı gelince de harekete geç!” politikası izlemektedirler.

Geçmişte sızmışlar; AKP devrinde de bu hücreler uyanarak yayılmış, büyümüştür.

İŞADAMLARINI BİLE KORKUTTULAR


Tayyip Erdoğan; Türkiye’de kendi krallığını oluşturabilmek için Fethullahçılarla işbirliği yaptı. Onların sivil toplum içindeki uzantılarından, iş dünyasındaki etkilerinden, orduda, adliyede, poliste, milli eğitimde, hatta maliyede örgütlenmiş kadrolarından yararlandı. Özellikle medyayı bunlar sayesinde yönlendirdi. Yaptıklarını da Amerika’ya Fethullahçılar üzerinden şirin gösterdi.

F Tipi Örgüt de Erdoğan’ı kullandı. Devlet kurumları içindeki etkisini; devletin sahibi gibi görünerek hızla yaydı ve kuvvetlendirdi. Özellikle adliye ve polisi kullanarak Türkiye’de bir karşıdevrimi başlattı.

Ergenekon kumpası ile başlatılan süreç, özünde CIA tarafından tasarlanıp F Tipi Örgüt tarafından yürütülen süreçtir. Erdoğan bu sürecin sadece siyasi şemsiyesi halindedir.

Ergenekon ve sonraki davalar ile F Tipi Örgüt Türkiye’de öyle bir hava yarattı ki koca koca işadamları bile bunların Türkçe Olimpiyatları dedikleri kamuoyunu kandırma gösterilerine katılmak zorunda kaldılar.

İyi bildiğim bir örnek var: Türkiye’nin en büyük işadamlarından birisine; 20 yılda devlete 50 milyar dolardan fazla vergi ödemiş bir işadamına kumpas kuruldu. Onun geçmiş dönemdeki kredi kullanımını devreye soktular. Borcunu faizi ile birlikte ödemiş olmasına karşın, kendisine ağır bir hapis cezası çıkartıldı. Adliyeleri gizli biçimde ama çok kuvvetli şekilde kontrol ettiklerinden dolayı; bu haksız cezayı yine kendilerinin Yargıtay’da bozduracağına ilişkin kanaat oluşturdular…

Şimdi siz o işadamının yerinde olsanız, ne yaparsınız? Boynunuzu eğmez misiniz?

Kırk katır mı kırk satır mı?

Peki Erdoğan bunları bilmiyor mu?

Hiç bilmez olur mu?

Örgütün ensesine binip hapisle tehdit ettiği işadamının kurumlarına çullanıyor hükümet… Oralara el koyuyor. Ve o şirketlere kendi çok muteber partililerini yerleştiriyor… Başkasının sırtından beylik sürüyor şimdi bunlar…

ERDOĞAN PARALELE YARDIMCI OLDU

Tayyip Erdoğan’ın Paralel Yapı dediği F Tipi Çete’ye karşı başlattığı mücadele; aslında Türkiye’nin karanlık bir örgütten kurtarılması açısından olumlu idi. Ama Erdoğan’ın asıl niyeti Paralel ile mücadele olmayıp da yolsuzluk iddialarının üstünü örtmek olunca; işin rengi değişti. Muhalefet istemeden de olsa F Tipi örgütün arkasına durma konumunda kaldı. Ve örgüt, haksızlığa uğramış havasına girdi. Halbuki önce bu örgütün adliye, polis, Adli Tıp, TİB gibi kuruluşları da kullanarak imal ettiği sahte belgeleri ortaya çıkarmalıydı. Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in basılması, Aydınlık ve Ulusal Kanal’a karşı düzenlenen kumpas, askeri casusluk, Gölcük’te deniz kuvvetlerine ait birime konulan sahte belgeler, Poyrazköy, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un terör elebaşısı gibi tutuklanması, Fenerbahçe’ye kurulan şike kumpası gibi davalarda yapılan hukuksuzluklar ortaya çıkartılsa idi; Paralel Yapı kamuoyu gözünde de kuvvetle mahkum edilecekti.

Halbuki Paralel ile mücadele; kamuoyunun da çok yakından ilgilendiği yolsuzluk iddialarını kapatma biçiminde başlatılınca, Tayyip Erdoğan haksız, Paralel yapı haklı gibi bir algı oluştu.

Bu durum; sadece Erdoğan’ın itibarını sarsmakla kalmıyor; yukarıda andığım sahte davaların da üstünü örtüp hukuksuzluğun devam etmesine yol açıyor.

Eğer Tayyip Erdoğan iddia sahibi ise, eğer ülkeye son bir hizmet yapmak istiyor ise; Paralel Çete’nin Ergenekon ile başlatılan hukuksuzluklarını ortaya çıkartacak yeni bir tavır geliştirmelidir.

Belki böylece ismi üstünde oluşan derin çatlakları biraz olsun onarabilir…

Rıza Zelyut
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder