banner864

Soner Polat - ''Savaşa hayır'' lobisinin barış güvercinleri! 11 Temmuz 2015, 09:34

ABD, İsrail’le birlikte güney sınırlarımızda atağa kalktı. Yeni bir Kürt devletçiğini sınırımıza yapıştırdı. Bu devleti Akdeniz’e kadar uzatarak Türk jeopolitiğini alt üst etmek istiyor! Bunun sonu ise Türkiye’nin bölünmesi!

Türkiye’de haklı olarak milliyetçi bir tepki doğdu! Bu tepki çığ gibi büyüme sinyalleri verince,devreye derhal CIA, MI6, MOSSAD, SOROS…girdi. Türkiye’yi tek kurşun atmadan bölmek için “SAVAŞA HAYIR!” kampanyası başlatıldı.

Kampanyaya CHP, HDP (PKK), ÖDP, aralarında DİSK, KESK, TTB, TGS, TMMOB gibi kuruluşların da bulunduğu 77 Sivil Toplum Kuruluşu (STK) aktif destek verdi. Kürt devletçiğini açıkça savunan ortak bildiriye, aralarında Fikri Sağlar, Sezgin Tanrıkulu, İlhan Cihaner, Veli Ağbaba, Zeynep Altıok’un da bulunduğu 15 yeni CHP’li vekil imza koydu!

Holding medyası, Sözcü, Cumhuriyet, Halk TV gibi basın yayın kuruluşları bu kampanyaya manşetleri ile destek verdi. Kampanya stratejisi aşağıdaki temel esaslar dayandırıldı.

Suriye’deki gelişmelerin sorumlusu Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarıdır.

Bu hatanın bedelini onlar ödemelidir.

Türkiye Suriye batağına saplanmamalıdır.

Tek bir tabut bile gelse iktidardaki hükümet bunun altında kalır!

“Savaş Hayır!” lobisi içinde en ciddi değerlendirmeyi emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ ve Uğur Dündar ikilisi yaptı. Diğer barış güvercinlerinin söylemleri klişe laflar ve slogan düzeyinde kaldığından,sağlıklı bir analiz ancak bu ünlü ikilinin görüş ve önerileri mercek altına alınarak yapılabilir. Sözcü, 6 Temmuz 2015 tarihinde bu ikilinin mülakatını yayımladı. Büyükelçi Elekdağ’ın tespitleri özetle şöyle:
ABD Kobani’yi Akdeniz’e uzanacak koridor için savundu.
Kürdistan denize çıkmadan yaşayamaz.
Kürtler mevcut kantonları Afrin ile birleştirecek; bu bölge Irak Kürdistanı’na bağlanacak!
Kuzey Irak petrolü Türkiye devreden çıkarılarak Kürt koridorundan geçecek!
Suriye’nin kuzeyinde bu nedenle etnik temizlik yapıldı.
İçerde açılım, dışarıda Esat karşıtlığı bu sonucu doğurdu. Sorumlu AKP ve Erdoğan’dır!

Büyükelçi Elekdağ, daha sonra olağanüstü önem arz eden bir sonuca ulaşıyor. Bu çıkarımı dikkatle okumalıyız: “Suriye’de bir Kürt devletinin kurulması, tartışmasız Türkiye’ye karşı ağır ve acil bir tehdit oluşturur. Bu nedenle böyle bir Kürt oluşumunun önlenmesi zorunludur. Zira bu yeni devlet, PKK’ya Türkiye ile mücadelesinde yeni ve uzun bir cephe ve aynı zamanda stratejik ve siyasi bir derinlik kazandırır. Sözde çözüm süreci ile içeride ve dışarıda önemli mevziler ve imkânlar kazanan PKK’yı daha çok güçlendirir!”

Bu açıklama üzerine Uğur Dündar’ın yönelttiği soruya dikkatinizi çekiyorum. Soru, gerçekte içinde cevabı da barındırıyor: “Nasıl oluyor da ABD, ‘stratejik ortağım’ dediği TÜRKİYE’NİN BÖLÜNMESİNE giden adımlar atıyor?”

Büyükelçi Elekdağ’ın cevabı bir hayli ilginç ve dikkat çekici: “Bunun nedeni Erdoğan’ın Obama’ya karşı izlediği inatlaşma ve restleşme politikasıdır. PKK/PYD’yi ABD’nin kucağına iten Erdoğan’dır.”

Burada bir itirazım var. AKP ve Erdoğan’ın niçin iktidara getirildiği biliniyor! Ama ABD’nin hırs ve ihtirası öylesine gemlenemez boyutlara ulaştı ki, devletin doğal kendini savunma refleksi ortaya çıktı! Diğer taraftan, devletlerin jeopolitik ve stratejik çıkarları kişilere göre değişmez. Kılıçdaroğlu Başbakan olsaydı, ABD Kürt (ABD-İsrail) koridorundan vaz mı geçecekti?

Muhtemel bir TSK müdahalesine, Uğur Dündar’ın deyimi ile “öngörüleri hep doğru çıkan bilge diplomat” şu gerekçelerle karşı çıkıyor.

PKK Türkiye’de uzun süreli bir iç savaş çıkartır.

ABD, Rusya, İran, IŞİD ve El Nusra karşımıza dikilir.

ABD bir numaralı partneri olan PYD’yi Türkiye’ye ezdirmez!

BM Güvenlik Konseyi kararı olmadığından uluslararası meşruiyet olmaz!

Peki, Bilge Büyükelçi’nin çözüm önerisi ne? Büyükelçi diyor ki önce PKK çökertilmelidir!

Burada sizce de bir çelişki yok mu? Önceki değerlendirmesinde, “Suriye’deki Kürt oluşumun PKK’yi daha çok güçlendireceğini” ifade ediyordu. Şunu mu demek istiyor? Bırakalım, PKK iyice palazlansın, kendi deyimi ile siyasi ve stratejik derinlik kazansın, ondan sonra çökertelim!

Büyükelçi, “ABD’nin bir numaralı ortağı olan PYD’yi Türkiye’ye ezdirmeyeceğini” ileri sürüyor. Küçük kardeşi ezdirmeyen ABD, büyük kardeş olan PKK’yı mı ezdirecek? Daha açık ifade edelim, “ABD karar verdi, Türkiye’yi bölecek, tecavüz kaçınılmazsa…” mı demek istiyor!

Uğur Dündar, sorusunda “ABD’nin Türkiye’nin bölünmesine giden adımlar attığını!” ileri sürüyor. O zaman biz de “bu tespitinin AKP ve Erdoğan karşıtlığından çok daha önemli olduğunu” iddia edersek haksız olur muyuz? Böyle bir tehlikeyi fark eden bir aydının görevi, milleti uyandırmak değil midir?

Türkiye, silahlı ve silahsız olarak adım adım bölünürken, barış güvercinleri ülkemizin semalarında kaygısızca uçuyor! Hayırlı uçuşlar, hayırlı inişler olsun, efendim…

Amiral Soner Polat
ulusalkanal.com.tr
[email protected]

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

Adil Aydın :

bizi kuşatan düşmanı durdurmak en doğal hakkımızdır.

Güner-İzmir :

bir türk vatandaş olarak soruyorum:türk ordusu komşu ülkenin topraklarına türk üniformasıyla girsin istemiyorum.bu benim "yurtta sulh,cihanda sulh "ilkesine bağlılığımdan.türk ordusu girmeden başka yollar bulunamaz mı?

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder