banner864

Mehmet Bedri Gültekin - Bir ay içinde doğrulanan öngörü 05 Ağustos 2015, 18:20

 Vatan Partisi, 7 Haziran seçimleri öncesinde döne döne, Türkiye’yi Milli Hükümete götürecek bir seçim sonucunun çıkmaması durumunda, ağırlaşacak bir krizin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Bu tespit zaman zaman, “Sistem Partilerinin, Türkiye’nin ağırlaşan sorunlarına bir çözümü yoktur. Onun için artık Türkiye’yi yönetemezler” şeklinde de ifade edildi.
Seçim sonuçları belli olur olmaz biz de yaptığımız değerlendirmeye; “Seçimlerden ağırlaşan kriz çıkmıştır ve kaçınılmaz hesaplaşma artık kapımızdadır” başlığını koymuştuk.

PKK terörü
Seçimin üzerinden iki ay geçti. Hesaplaşmanın artık “kapısında” değil içindeyiz.
Seçimden önemli bir “başarıyla” çıkan PKK, tam da öngördüğümüz biçimde hareket etti. Bölgedeki yerel yönetimleri elinde bulundurmanın yanısıra 80 milletvekiliyle Ankara’da temsil edilmek, bazı saftiriklerin zannettiği gibi barışı değil savaşı getirdi.
PKK, seçimin hemen ardından başlayarak Kars-Ardahan-Iğdır bölgesi başta olmak üzere yol kesmeye, araçları yakmaya başladı ve Urfa, Bitlis, Adana ve İstanbul’da işlenen cinayetlerle karşıtlarına yönelik terörü daha da şiddetlendirdi.
20 Temmuz’da Suruç’ta patlayan bombanın ardından, “misilleme yaptık” diyerek iki polis memurunu evlerinde uyurken infaz etmesinin ise mantık ölçüleri içinde bir izahı bulunmuyor.
Bugün için en önemli hedefi, Suriye’de hakimiyeti altında bir bölge yaratmak olan Örgüt’ün, Türkiye gibi bir ülkeye karşı neden cephe açmak istediği, PKK’nın penceresinden bakıldığı zaman da anlaşılamaz.

Dinci terör
Aynı durum IŞİD için de geçerlidir.
Irak ve Suriye cephelerinde savaş yürütürken ve uzun bir zamandır ABD bombalarının hedefiyken, düşmanı azmış gibi Suruç’taki intihar saldırısını yapması ve Kilis’te bir TSK mensubunu şehit etmesi de bu Örgüt’ün penceresinden bakıldığı zaman anlaşılamaz.
Ama ABD penceresinden bakıldığı zaman hem PKK eylemleri, hem de IŞİD eylemleri anlaşılacaktır.
ABD açısından esas olan Barzanistan’ı denize ulaştıracak koridorun açılmasıdır. Bunun önündeki en büyük engel Türkiye’dir.
PKK ve IŞİD terörünün devreye sokulması, Türkiye’yi Suriye’de ABD politikalarına mahkum etmek amaçlıdır.
Yani her iki örgütün de düğmesine ABD bastı. Hesaplaşma Türkiye’ye dayatıldı.

Vatan savunması dinamiği
Türkiye gibi bir ülke, iki terör örgütü harekete geçti diye tehdide boyun eğmez. AKP’nin açılım politikasının yarattığı ayakbağları büyük handikaptır ama her şey değildir.
Nitekim TSK, Milletin arzusu doğrultusunda harekete geçti. Sonuçta Batı’yı önemli ölçüde tedirgin eden bir inisiyatif ortaya çıktı.
24 Temmuz bir dönüm noktasıdır. ABD emperyalizminin Türkiye’ye biçtiği kadere isyan anlamında bir dönüm noktasını geride bıraktık.
Türkiye’nin kendini savunma refleksinin bundan sonra kendi mecrasında daha ileriye gideceğini ve “ayakbağları”nı da adım adım tasfiye edeceğini görmek gerekir.
Hesaplaşmanın diğer cephesi budur.

Ekonomi cephesi
Dolar 2.80’i geçti. Daha da yukarı çıkacak, yakında Üç Tl’yi geçmesi sürpriz olmayacak.
Doların Üç TL’nin üzerine çıkması 700 milyar dolarlık borç yükü düşünüldüğünde peşpeşe iflaslar ve duran çarklar anlamına gelecek.
Ayrıca terör saldırılarının ilk kurbanı turizm sektörü oldu. Türkiye, en önemli gelir kalemlerinden birini, içine girdiğimiz terör ortamında değerlendiremiyor.
Ayrıca teröre karşı savaş, kaçınılmaz olarak ülke kaynaklarının önemli bir kısmını yutacaktır.
AB kapısına bağlı olmak, Serbest Piyasa Ekonomisini uygulamak ve üretim ekonomisine yönelmemek sistem partilerinin çıkmazıdır. Onun için ekonomik krize çözümleri yoktur.
Arkada kalan dönemde başta Bursa olmak üzere ayağa kalkan emekçiler önümüzdeki dönemde yaşanacak daha şiddetli hesaplaşmanın habercileri oldular sadece

Vatan Partisi’nin tarihi rolünü oynayacağı dönem
İşte bu koşullarda süreci doğru okuyan, gelişmeleri önceden gören ve küçümsenmeyecek bir örgütlü güce sahip olan Vatan Partisi’nin; olduğu yerde sağlam durması, özgüvenle çalışmalarını sürdürmesi, Vatan mücadelesinde ve emekçi hareketinde en önlerde bulunması tayin edicidir.
Kitlelerin büyük yığınlar halinde siyasal tercihlerini değiştireceği bir dönemin içindeyiz.
“Yeter ki Tayyip Erdoğan gitsin”, veya “AKP karşısındaki en büyük Partiye destek olmak bir zorunluluktur” veya “AKP giderse ekonomik kriz olur” benzeri gerekçelerle Sistem partilerinin peşine takılanlar, tercilerinin krizi derinleştirmekten başka bir anlama gelmediğini daha şimdiden görmüş oldular.
Sonraki adım, kitlelerin devrimci çözüme yönelmesidir.
İşte onun için önümüzdeki dönem, dünyayı değiştirme potansiyeline sahip Vatan Partisi’nin dönemidir.

Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

ufuk koç :

Sayın M.B.GÜLTEKİN Yazınızı okudum.Aynen benim düşüncelerime uygun fikirleri özgün basit sade ve anlaşılır bir şekilde yazmışsınız. Şeçimde VATAN PARTİSİNİN az oy alarak başarısız olmasının Türk Milletinde yarattığı umutsuzluk ve karamsarlığı dağıtan ve bize umut veren bir yazı olmuş.Eline fikrine sağlık DURMAK YOK MÜCADELEYE DEVAM.selam sevgilerimle

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder