banner864

İnsanlık Mücadelesinin Ön Cephesi: Venezuela 19 Şubat 2014, 10:29

 Venezuela hükümeti üç ABD elçilik çalışanını ülkeden kovdu. Pazartesi gecesi konuşan Chavéz’in silah arkadaşı ve Meclis Başkanı Diosdado Cabello “gerekirse ABD’li memurların tümünü atarız” açıklamasında bulunurken, Venezuela Dışişleri bakanı Roy Chaderton ABD’nin tüm Güney Amerika’yla ilişkilerinin bitme noktasında olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, şiddet eylemlerine rağmen güvenlik güçlerini göstericilerin üzerine sürmeyen ve yalnızca birkaç gözaltı yapmakla yetinen, Maduro yönetimini “demokratik olmamakla” suçladı. Kerry, hakkında arama kararı bulunan faşist Halkın İradesi Partisi lideri Leopoldo López’in tutuklanmasının uluslararası bir krize yol açacağı tehdidini savurdu. Venezuela yönetimi ise sağladığı halk desteğiyle şiddet hareketini gündelik hayattan izole etmeyi başardı. Gündüzleri Bolivarcılar büyük barış yürüyüşleriyle caddeleri dolduruyor. Akşamları ise faşist çeteler sabotajlarına devam ediyor. Kışkırtıcı López ise bir kanala konuşarak önümüzdeki Salı günü yeniden sokağa dökülme çağrısında bulundu.

Venezuela sahip olduğu enerji kaynakları, coğrafi konumu ve Başkan Chavéz’in kurduğu stratejik ilişkileriyle Orta Doğu’yla beraber dünyanın en hassas ağırlık merkezlerinden birini oluşturuyor. Son birkaç haftadır birikerek geçen hafta Çarşamba günü yoğunlaşan eylemlerin ise Ukrayna’daki operasyonun bir uzantısı olduğu değerlendiriliyor. ABD politikası; ekonomisi sorunlu bu iki ülkede, faşist çeteler üzerinden yaratılacak şiddet dalgasıyla, yeni rejim inşa etme ya da kaos yaratarak, rakipleri Rusya ve Çin’in söz konusu coğrafyalarda işbirliğini geliştirme olanaklarını ortadan kaldırma üzerine kurulu.

Venezuela’daki durum Ukrayna’dakinden oldukça farklı. ABD’nin yıllardır süren desteğine karşın Venezuela’da sağın iki yakası bir araya gelmiyor. Son olaylarda ABD’ci cephenin siyasi lideri konumundaki, sağın iki seçimdir başkan adayı Henrique Capriles itidal çağrısı yaparken Leopolde López ondan rol kaptı ve şiddeti örgütledi. Devlet bürokrasisi, daha da önemlisi Bolivarcı Ulusal Silahlı Kuvvetler (FANB) sosyalizmin devamı için sağlam bir duruşa sahip. Tabi tüm bunları bütünleyen Bolivarcı Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ve Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV)’un “Comandante”nin yolundan ilerleme kararlılığı.



“Comandante”nin kaybına ve son bir yıl içinde iki büyük devalüasyon yapmak zorunda kalmasına karşın Bolivarcı yönetime halk desteği mucizevi biçimde sürüyor. Venezuela’nın sosyo-ekonomisine karşı ABD’ye bağlı güçlerin gerçekleştirdiği tüm spekülatif eylemlere rağmen halkın yarısından fazlası Bolivarcı yönetime enerjik bir destek sağlıyor. Geçtiğimiz Aralık ayında gerçekleşen belediye seçimlerinde Bolivarcı Cephenin kazandığı 242 belediyeye karşılık sağcılar 75 belediye elde ettiler. Fakat harita üzerinde sağcıların elde ettiği belediyelerin ülke yüzölçümüne oranı % 10’da kaldı. Bolivarcılar ülkenin yüzde % 90’ını kızıla boyadı.

Paramiliter çeteleri bir kenara koyarsak ABD’ci sağın üniversitelerdeki gençler içerisinden destek bulmasının en önemli nedeni yine sistemden kaynaklanıyor. Chavéz yönetime geldiğinde % 30’u kimlik sahibi bile olmayan Venezuela gençleri bugün ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti alma hakkına sahip. Alım gücü hızla yükselirken tüketim kültürü aşırı biçimde gelişti. Tipik bir Karayip ülkesi olan Venezuela’da “yanki” kültürü bu tüketim olgusu üzerinden hayat buluyor. Halen Venezuela’ya giren malların % 50’si ABD pazarından temin ediliyor.

Bolivarcı yönetimde gençlik olarak dünyanın en fazla üniversiteleşme oranlarını yakalayan Venezuela’da, Brezilya eski Başkanı Lula’nın deyimiyle “fazlasıyla demokratik” bir rejim var. 80’lerde ya da 90’larda basit bir demokratik hak için sokağa dökülen öğrencilerin onlarcası bir günde katlediliyordu. Bolivarcı yönetimde son 15 yıldır tek bir gazeteci ya da bir muhalif öğrenci kovuşturmaya bile uğramadı. Yani Venezuela’da muhalif olma adına şiddet uygulamak neredeyse cezasız bir eylem.

Üniversitedeki sağ grupların cehalet ve “yanki” özentili oluşları hemen göze çarpar. Fakat diğer yandan ne yazık ki Venezuela’nın sosyal dokuyu kaynaştıracak çok tarihsel özelliğe sahip olmaması da ayrı bir önemde sorun teşkil ediyor. Ayrıca Latin Amerika’nın belki üretim ve örgütlenme yeteneği en zayıf işçi sınıfı Venezuela’da. Bu nedenle dünyanın en büyük ölçekli kamulaştırmaları verimli işletmelere dönüştürülemedi.

USAİD, NED gibi ABD ajan örgütlerince finanse edilen Venezuela sağı İspanya’dan, Finlandiya’ya kadar, hatta Berlusconi’nin gençlik örgütüne uzanan bir ağdan faydalanıyor. İlham aldıkları örgütlenme CIA’nın Yugoslavya’yı bölmede kullandığı OTPOR, yani “direniş”. Aynı isim ve sembole sahipler. Kaçınılmaz olarak daha açık biçimde Nazi-faşist ideolojisini savunuyorlar. Çünkü Latin Amerika’da sağ hiçbir tarihsel ve sosyal temele dayanmamaktadır.

Şimdi bazı “hazır reçeteci”lerin sandığı gibi Bolivarcı Sosyalizmin sorunu bir sermaye karşıtlığı ya da uzlaşısında kilitlenmiyor. Bolivarcı kadrolar Küba’dan fazlasıyla güç ve ilham aldı ama Venezuela bir ada değil. Dünyanın bir numaralı petrol ihracatçısı konumuyla uluslararası pazarla çok sıkı bağlara sahip. Bu ve ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve tarihsel gerçekler göz önünde bulundurulmadan reçete yazmak pek dostluk olmuyor.

Önümüzde duran politik realiteye göre Venezuela’da sağın bir geleceği yok. Ancak Bolivarcı rejim siyasal duruşuyla ülkenin sosyal gerçekliğini bir dengeye kavuşturmak zorunda. Bu çatışma durumu ilelebet sürdürülemez. Venezuela’da devlet bu faşist çetelerden ve onlara destek sağlayan siyasal örgütlerden en hızlı biçimde ülkeyi temizlemelidir. Ayrıca uzun süredir yolsuzluklarıyla rejime leke süren parti ve devlet bürokrasisinden de süratle kurtulmalıdır. Ekonomi sosyal destekleri kesmeksizin sürdürülebilir bir istikrara kavuşturulmak zorundadır.

Venezuela’da Bolivarcı Sosyalizm geçtiğimiz 2 Şubatta 15 yaşına girdi. Venezuela’nın 21. yy’ın ilk 15 yılını bir Bolivarcı Sosyalist iktidarla geçirebileceğini hiç kimse tahmin edemezdi. Aynen ABD’nin burnunun dibinde Küba’da José Martici Sosyalizmin yarım asırdan fazla yaşayacağının tahmin edilememesi gibi..

Özgür Uyanık
ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar