banner864

İran’dan Batı’ya sert tavır 09 Kasım 2013, 12:27

İran Dışişleri Bakanı Sayın Cevad Zarif, İran’ın nükleer programından artık geri dönüşün olmadığını belirterek, “Avrupalılar kendi çözüm yollarını dayatmaktan vazgeçmelidir. Bu işin zamanı çoktan gelip geçmiştir bile. Artık geriye dönemeyiz. Her iki tarafın benimseyeceği ve İran'ın nükleer programının şeffaflığını mümkün olduğu yere kadar koruyacak ve barışçıllığını garanti edecek çözüm yollarının peşinde olmalıyız” dedi.
Zarif, Fransa’nın en etkili gazetelerinden Le Monde’a verdiği röportajda dikkat çeken mesajlar verdi. Zarif’in mesajları özetle şöyle:
-Son yıllarda, batılıların izlediği tutum İranlıların güvenini yitirmesine neden oldu. Örnek vermek gerekirse, BM Güvenlik Konseyi karalarının ötesinde İran'a bir çok yaptım dayatılmış; İranlı hastalar ihtiyaç duydukları ilaçlardan mahrum kalmıştır.
-Şu an bu sorunun çözümlenmesi için uygun bir fırsat mevcuttur. İran halkı bu fırsatı geçtiğimiz Haziran ayında Sayın Ruhani'yi Cumhurbaşkanlığı görevine seçmek suretiyle yaratmıştır. Biz yeni açılımımızla müzakerelere hazırız. Bu konudaki ciddiyetimizi herkes Cenevre ve New York'ta gördü. Şimdi karşı taraflardan benzer açılımlar bekliyoruz.

Yaptığımız iş yasal

-Bizim yaptığımız iş yasaldır. Amerika'nın uzun yıllar önce bize verdiği bu araştırma reaktörü için zenginleştirilmiş uranyum satın almak istedik. Hiç kimse bize bir gram dahi uranyum satmaya yanaşmadı ve bu durum İran'ın kendi uranyumunu yüzde 3.5, daha sonları ise yüzde 20'lere kadar zenginleştirmesine neden oldu. Son sekiz yılda, her iki taraf kendilerini karşılıklı yıpratma ve zayıflatma oyunuyla meşgul etti. Batılıların hedefi İran'a yasadışı yaptırımları dayatmak ve İranlıları zarara uğratmaktı. İran'ın ise kendi üretim gücünü artırmaktan başka hiçbir imkânı yoktu. Ben 23 Mart 2005 tarihinde Avrupalı muhataplarıma bir "öneri paketi" sunmak için Paris'e gelmiştim. Onlar o gün o paketi reddetmişti ancak bugün pişmanlar. O zamanlar bizim 160'tan az santrifürüşümüz vardı. Şimdi ise on dokuz binden fazla. Bu, yaptırımların yol açtığı bir sonuçtur. Avrupalılar kendi çözüm yollarını dayatmaktan vazgeçmelidir. Bu işin zamanı çoktan gelip geçmiştir bile. Artık geriye dönemeyiz. Her iki tarafın benimseyeceği ve İran'ın nükleer programının şeffaflığını mümkün olduğu yere kadar koruyacak ve barışçıllığını garanti edecek çözüm yollarının peşinde olmalıyız.

-Ne yazık ki günümüz dünyasında kaba kuvvet kullanarak tehdit yoluna başvuranlar var. “Bütün seçenekler masada” diyenler, bunu söylerken Birleşmiş Milletler üyesi mi değil mi, bilemiyorum. Bütün seçenekler masada değil. Onların söz ettiği seçenekler uygar milletler tarafından kaldırıldı. Despotluğa dönüş herkes için facia olur. Bakınız Amerika'nın kaba kuvvete başvurması sonucunda Irak ve Afganistan'da neler oldu!

Ortaçağ’da değil, 21. yüzyıldayız

- Bizler orta çağda değil 21. yüzyılda yaşıyoruz. İran 250 yıl boyunca hiçbir ülkeye saldırmamış; ancak zor durumlarda var gücüyle kendini savunmuştur. Bunun son örneği Saddam Hüseyin'in 1980'de İran'a saldırısıyla başlayan savaştır. Bu yüzden tehdit etmeden önce oturup yeniden düşünmeli. Bugün bizim hedefimiz nükleer meseleyi çözmektir. Ondan sonra göreceğiz Amerika'nın İran halkının güvenini kazanıp kazanamayacağını.

- Obama bazen olumlu bazen de olumsuz açıklamalar yapıyor. Ancak onun bu sözleri yeterli değil. Önemli olan uygulamaktır. Obama'nın esasen olmaması gereken sorunları çözmede ne kadar cesaretli olduğunu göreceğiz. Bu sorunlar, çözülmesi gerektiği için çözülecektir; yoksa Obama'nın seçim kampanyası için değil.

Batısız yaşayabiliriz

- İran batısız da yaşayabilir. Dünya, Atlantik'ten Pasifik'e doğru dönüyor. Batı azametini yitirirken Avrupa bir ekonomik krizden diğer bir ekonomik krize giriyor. Gerçek şu ki batı siyaseti yenilgiyle karşı karşıyadır. Bizim uzlaşmaya ihtiyacımız varsa, onların uzlaşmaya bizden daha fazla ihtiyacı var. Geçtiğimiz on yılda elimizde 160 santrifürüj varken bu rakam bugün 19.000 ise, siz söyleyin hangi tarafın uzlaşmaya daha çok ihtiyacı olduğunu. İran yalnız başına kendini idare edebilir. Bu birazcık zor da olsa bunu yapabilecek güçtedir.

- "Kazan- kaybet " formülü artık bir kenara bırakılmalıdır; bırakılmasa kaybeden hepimiz oluruz. Başkalarının güvenliğini tehlikeye atarak güvenlik tesis etmek olmaz. Kendi refahı uğruna başkalarının refahıyla oynamak doğru değildir. Eğer böyle olsaydı 11 Eylül hadisesi yaşanmazdı. Bakışları değiştirmek ve herkes için eşit düzeyde başarı ve kazanımın peşinde olmak gerek, ayrıca karşılıklı saygı.

- 21. yüzyılda oyunun kuralı budur. İran çok sesli bir ülke olduğu ve tek sesli olmadığı için mutluyuz. Biz bu farklı görüşlere saygı duyuyoruz. Bizim yanlış yapıp yapmadığımızı gösteren sadece sonuçlardır. Biz hepimiz ülkemizin güvenliğini istiyoruz. Hepimiz istiyoruz ki dünya ile en iyi ilişkilere sahip olalım. Ancak açılımlar faklıdır. Bazıları bu işin geçmişteki deneyimlerden dolayı hatta denemesinin bile bir fayda getirmeyeceğini düşünüyor. Biz diyoruz ki batı ile ilişkiler sürecini değiştirmek için uygun bir fırsat vardır. Hiç kimse İran'da siyasi nedenlerle idam edilmemiştir.

Aydınlık

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar