banner864

Mısır Genelkurmay Başkanı’nın ABD ve Ortadoğu tezleri 14 Ekim 2013, 10:35

“ABD Ortadoğu’daki tüm askeri personelini kalıcı olarak geri çekmeli” Bu cümle, Tuğgeneral Sobhi’nin yazdığı tezin önüne koyduğu özet. Sobhi, herhangi bir general değil. Şu an Mısır Genelkurmay Başkanı
Yunus Soner/ Aydınlık

Sobhi'nin tezini yazdığı yer, cümlenin önemini daha da artırıyor. Sobhi, 2005 yılında ABD'de eğitim için Pensilvanya'da bulunan Amerikan Kara Kuvvetleri Savaş Koleji'ne gidiyor. Aydınlık'ın ulaştığı, Sobhi'nin burada eğitmenlere teslim ettiği resmi tez. Tezin kayıtlara giriş tarihi, 18 Mart 2005. Proje danışmanı Prof. Douglas Lovelace. Tez, "ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı: sorunlar ve gelecek" başlığını taşıyor.

Sobhi, ABD'nin Ortadoğu ve Körfez ülkelerindeki askeri varlığının geçmişteki etkilerini ve gelecekteki sonuçlarını inceliyor. Mısır Genelkurmay Başkanı'nın ABD'de yazdığı tezin sonucu, ABD'ye yönelik bir tavsiye: "Stratejik hedeflerinize bundan sonra askeri varlık ve yöntemlerle değil, ekonomik yollardan ve uluslararası hukuk çerçevesinde ulaşmaya çalışın." Mısırlı Tuğgenerale göre ABD'nin kullandığı başlıca yöntem, askeri müdahaleler ve ve askeri üsler kurmak. Sobhi'nin görüşüne sonuç: Başarısızlık.

El Kaide'nin evrimi

El Kaide, Sobhi'nin tezinde evrim geçiren bir örgüt. Mısırlı subay, El Kaide'nin soğuk savaşta Afganistan'da ortaya çıktığını ve uzun süre Suudi Arabistan tarafından desteklendiğini vurguluyor. ABD'nin Körfez ülkelerindeki üsleri, El Kaide'nin hedefi haline geliyor. Teze göre bu üsler "Osama Bin Laden'in gözünde Müslüman topraklarının 'işgaline' eşit".

Ancak Mısırlı subay, El Kaide bağlantılı örgütlerin Ortadoğu'daki ‚rejim değişikliği' projesinde oynadığı rolün de altını çiziyor. Suriye gibi ülkelerde yaratılan istikrarsızlık, özellikle El Kaide'ye yaradı.

ABD birleşik ve demokratik Irak'ı desteklemeli

Mısır Genelkurmay Başkanı, 2005 yılında yazdığı tezde ABD'ye, Vaşington imzalı ‚birleşik ve demokratik Irak' hedefini hatırlatıyor. Sobhi'ye göre bu hedef, ancak ABD'nin BM'yi ve bölgesel aktörleri daha çok seferber etmesiyle mümkün olacaktı. Kuzey Irak'taki peşmergelerin tüm Irak'ın güvenliğine destek olması, ABD'nin de Irak'ta etnik taraftarla eşit mesafe koruması, Sobhi'ye göre hayati önem taşıyor.

Aksi takdirde Sobhi Irak'ta bir iç savaş tehlikesi görmüş. Genelkurmay Başkanı'nın bu durumda bölgede uzun süre hakim kalacak Türk-Kürt düşmanlığı ve Türkiye'nin müdahalesini bekliyor. Sobhi, ABD'nin İran politikasını da eleştiriyor: "Gerçekçi yaklaşım, İran'ın Körfez'de - ve Hazar Denizi bölgesinde - önemli bir aktör olduğunu kabul etmek ve Tahran'a anlamlı ve doğrudan iletişim kurmaktır".

Afganistan: mücadele başarısız

Sobhi'ye göre özellikle Irak saldırısı, ABD'yi Afganistan'da hem askeri güç, hem de istihbarat açısından zora soktu. Burada El Kaide'ye karşı yürütülen Amerikan girişimi "başarılı olmadı", ülkenin ekonomik çöküşü Afganistan'ı bir "uyuşturucu devletine dönüştürdü", El Kaide'ye zemin hazırladı. Bu durum ABD'nin Orta Asya'daki diğer hedeflerini de etkileyecek.

Demokratikleşme süreçleri

Sobhi tezinde, zamanın ABD Devlet Başkanı George Bush'un yaptığı bir konuşmaya da değiniyor. Bush ABD Kongresi'nde, Mısır ve Suudi Arabistan hükümetlerinin demokratikleşmesi gerektiğini belirttiğini aktarıyor.

Mısır Genelkurmay Başkanı, Batı'nın bakışının "bazen siyasi istikrarı gözardı ettiğini" yazıyor ve ekliyor: "Demokratikleşme süreci siyasi, sosyal, kültürel ve dini meşruiyeti korumalıdır. Diğer bir deyişle bu süreç sadece iç dinamik olarak algılanmalıdır." Sobhi'ye göre demokratikleşme süreçleri ABD müdahalesi olarak algılanırsa "tüm haklılığını yitirir".

Sobhi, 1990'larda ABD'li yeni muhafazakar çevrelerinde dile getirilen adem-i-merkeziyetçi yaklaşımı da eleştiriyor. Özellikle Suriye ve İran için hazırlanan bu yaklaşım, Arap ülkelerinin bölünmesini öngörüyor. Sobhi bu tür ‚rejim değişikliklerinin' istikrarsızlık yaratacağını ve El Kaide gibi örgütlere davetiye çıkaracağını belirtiyor. "Güçlü merkezi hükümetler", Sobhi için demokratikleşmenin vazgeçilmezi.

Arap sokağı ABD'ye karşı

Sobhi, ABD'nin bölgeye yönelik askeri müdahalelerinin artık büyük muhalefetle karşılaşacağını öngörüyor. Mısır Genelkurmay Başkanı'na göre "ABD kuvvetlerinin varlık ve operasyonlarının üstü kapalılığı, bu kuvvetlerin Arap sokağı ve Arap kitle medyası tarafından ulusal demokratikleşme süreçlerine bir tehdit ya da manipülasyon girişimi olarak algılanmasına yol açıyor". Genelkurmay Başkanı ekliyor: "İlginçtir ki, bu algı yanlış olmak zorunda değil."

ABD'nin kapasitesi düşüyor

ABD'nin daralan ekonomik kapasitesi, Sobhi'nin önerisi için öne sürdüğü diğer bir gerekçe. Mısırlı subay, "süper güç statüsüne rağmen ABD'nin kaynakları sınırsız değil, ve bölgede girişeceği yeni askeri maceralar, ekonomik, sosyal ve siyasi kapasitesini aşabilir" uyarısını yapıyor.

Sobhi'nin önerisi: askeri geri çekilme ve Marşal Planı

Sobhi tezini şu cümlelerle bitiriyor: "Eğer ABD Ortadoğu'da demokratik rejimlerin kurulmasını istiyorsa bu hedefin askeri güçlerin uygulayacağı şiddetle gerçekleşmeyeceği aşikardır. Bu nedenle benim çıkardığım sonuç ve tavsiyem, ABD'nin Ortadoğu ve Körfez'den tüm askeri personelini kalıcı olarak çekmesidir. ABD bölgedeki stratejik hedeflerini sosyoekonomik yöntemlerle ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirmeye çalışmalıdır". Sobhi ABD'ye yeni bir Marşal Planı'nı uygulamasını, özellikle eğitim sistemini yeniden Arap öğrencilere açmasını öneriyor.


ABD İsrail’e mesafe koymalı

Mısırlı subaya göre, ABD’ye bölgedeki hedefleri için İsrail’le stratejik ilişkisini tekrar gözden geçirmeli. Subayın tezine göre birleşik ve demokratik Irak hedefi, İsrail’in ulusal güvenlik stratejisi ile çelişiyor. Bu strateji, Arap ülkelerinin parçalanmasına ve oluşan istikrarsız bölgelere El Kaide’nin yerleşmesine yol açabilir.
İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü gibi görece laik hareketlere karşı islami hareketleri desteklemesi, Hamas’ı güçlendirdi. Sobhi bu desteği, Mısır’daki antiterör mücadelesi bağlamında ele alıyor, Hamas’ın bugün İsrail ile Filistin arasında kalıcı barışın sağlanmasına büyük engel oluşturduğunu belirtiyor. Sobhi’ye göre ABD’nin İsrail’e karşı sergilediği dayanışma, Vaşington’un bölgede itibar kaybetmesine yol açıyor. Arap halkları bu politikaya “Gazze’de İsrail tankı, Bağdat’ta Amerikan tankı” gibi sloganlarla karşılık veriyor.


12 Eylül: İran ve Suriye’ye karşı İsrail ve ABD’yle ortaklık

Sobhi, Ortadoğu tarhinin özetlerken Türkiye’ye de kısaca değiniyor. 12 Eylül darbesinin damga vurduğu 80’li yıllar, Mısır Genelkurmay Başkanı’na göre Türkiye’nin Ronald Reagan önderliğinde İsrail ve ABD’yle “stratejik bir eksen oluşturduğu dönem”.
Sobhi’ye göre bu eksen sadece Sovyetler Birliği’ne karşı kurulmadı. Aynı zamanda “Suriye Arap Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı stratejik çevrelemeyi hedefledi. Üstüne üstelik bu stratejik eksen, İsrail ile Türkiye arasında askeri ve istihbarat alanlarında ilişki kurdu.”


Yorumlar

ismail :

aynen katılıyorum...

Emin Eryılmaz :

Türkiye Cumhuriyeti'nin Genelkurmay Başkanı , Türk kelimesini kullanmak'tan korkuyor .

Yekta mert :

"Türk olmanın hiçbir faydasını görme dim." diyen kişi, Siz Türk lüğünüzle övünseydiniz o şeytan abd ortadoğuda bir saniye duramazdı.

Kemalist43 :

Iste bu, nabze göre şerbet dökmüyor! Helal olsun, Türkiye de gık'ı çıkmayan, AKP, CHP, MHP, ve şimdiki TSK gibi pısırık değil...

serkan acarel :

akp li necdet özel yapamadi, misir kafa tutuyor, utan akp li türkiye utan, bilmem anlatabildim mi !!!

TC Baba :

helal olsun sana misir genelkurmay baskani

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder