banner864

'Hatalı, yanlış yönlendirme' 05 Nisan 2015, 10:42

 DİN İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı'nın kadın veya erkekteki 'bir kusur' nedeniyle, 'Tabii ilişkiyle gebeliğin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı' durumlarla ilgili 'Taşıcıyı anneliğin' eşlerin nikahlı olmaması nedeniyle zina olarak değerlendirilebileceği fetvasına bilim insanları karşı çıktı.
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı nikahlı olmayan kişiler arasında başlayıp sonuçlanmayan 'tüp bebek' uygulamasının da zina unsurlarını taşıması sebebiyle caiz olmadığına dair fetva verdi. Kurul, geçen ay bu konuda 5 Ocak 2002 yılında aldığı kararı hatırlatırken, şöyle denildi:

"Döllendirilecek yumurta ve sperm, her ikisinin de nikahlı eşlere ait olması, yani bunlardan herhangi biri yabancıya ait olmaması; döllenmiş olan yumurta başka bir kadının rahminde değil de, yumurtanın sahibi olan eşin rahminde gelişmesi; bu işlemin gerek anne, babanın; gerek doğacak çocuğun maddi, ruhi ve akli sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı sabit kalmak şartıyla tüp bebek yöntemine başvurmakta bir sakınca yoktur. Fiilen nikahlı olmayan kişiler arasında başlayıp sonuçlanmayan tüm bebek uygulaması, insanlık duygularını rencide etmesi ve zina unsurlarını taşıması sebebiyle caiz değildir."

BİLİM İNSANLARININ GÖRÜŞLERİ

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşegül Akbay Yarpuzlu, 'Taşıyıcı anneliğin' İslam dini açısından uygun olmadığına dair fetvayı eleştirdi. Prof. Dr. Yarpuzlu, tıbbi bir uygulama olarak 'Taşıyıcı anneliğin' tüm dünyada yaygın ve iyi bilinen bir üreme tekniği olduğunu hatırlattı.

ABD'deki Cornell Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi'nde 'Bilim Kurgu, Tıbbi Uygulamalar, Gerçeklik ve Etik' alanında doktora yapan Prof. Dr. Ayşegül Akbay Yarpuzlu, 'Taşıyıcı anneliğin' yumurtalık, rahim ya da üreme yolları cerrahi müdahale ile çıkarılmış ya da aldığı çeşitli tedaviler nedeniyle gebe kalınması sakıncalı durumlarda uygulandığını belirterek, şöyle dedi:

"Bu uygulama örneğin; 'frajil-X sendromu' gibi, dişiden kaynaklanan genetik bozukluklar gibi üreme sorunlarında olduğu gibi, baba adayı ile cinsel birliktelik yaşayan ancak fizyolojik gebelik seçimini tercih etmeyen kişilerin ve hatta eşcinsel çiftlerin tercihi gibi durumlarda konu olabilmektedir. Bugünün bilim dünyası, bırakınız taşıyıcı anneliği, yapay rahim ile türler arası gebeliği tartışmaktadır. Bireylerin, cinsel yaşamları, tercih, zevk ve kararları, tümüyle bireysel seçim ve tercihleri ve aynı zamanda özel yaşamlarıdır. Geleneksel sosyal baskılara aykırı olsa bile, herkes seks ve üreme konusunda yöntem ve sonuç kararını kendi bilinç ve tercihiyle verir. Diyanet'in, bilimsel anlamda çağı ve güncel tıbbi uygulamaların teknik ve kişisel etik boyutlarını derinlemesine takdir etmesini beklemiyorum. Ancak, böyle bir rutin uygulama için, engelleyici fetva verilmesi de son derece hatalı bir yanlış yönlendirmedir. Umarım, yaptıkları hatayı toplumun geleceği adına geri alabilirler."

KURULA ELEŞTİRİ

Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Fehmi Ekmekçi de fetvadan çok, bunu veren kurumu eleştirirken, devletin, belli bir dine mensup yurttaşların yaşamsal ve hukuk haklarına sahip çıkması gerektiği gibi, ateist yurttaşlarının da yaşamsal ve hukuk haklarını koruması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Ekmekçi, "Uygar dünyada 'Diyanet' diye bir kurumun devlet erkinde yeri olmamalıdır. Uygar devlet yönetimi anlayışında 'Diyanet', sadece toplum bireylerini ilgilendiren özel bir kurum olmaktan öteye gitmemelidir. Bununla ilgili yasal düzenlemeler yapılıp, diyanetin işlevi kontrol altına alınmalıdır. Aydınlık geleceğe ancak bu yönteme dayalı yönetim erki ile yol alınabilir" diye konuştu.

KIBRIS SEÇENEĞİ

Türkiye'de, Sağlık Bakanlığı'nın son olarak 2010 yılında, 'Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik' kapsamında; 'Surrogate anne' veya 'Taşıyıcı anne' uygulaması yasak kapsamında bulunuyor. Ancak, yine de bu yöntemle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin Kıbrıs'a gittikleri belirtildi.

Taşıyıcı anneliği meslek edilen 'Taşıyıcı annelerin', 'Kiralık rahim', 'ücretli annelik', 'kiralık anne', 'ödünç rahim' gibi tanımlardan rahatsız olması nedeniyle 'Surrogate anne' tanımlaması kullanılan uygulamada, anne kendi biyolojik çocuğuna gebe kalırken çocuk doğduktan sonra başka bir aile tarafından yetiştirilmek üzere evlatlık veriliyor.

Gebelik genellikle çocuğu büyütecek ailenin erkeğine ait sperm ile suni döllenme (intrauterin inseminasyon) yöntemi ile oluşuyor. Alıcı aile biyolojik baba ve eşi oluyor.

HİNDİSTAN 'TAŞIYICI ANNE'LİK CENNETİ

Kıbrıs'taki çeşitli sağlık kuruluşlarının dışında, başka birçok ülkede de, taşıyıcı anneliğin sektör haline geldiği ifade edildi. Bu konuda çeşitli ücretler alınırken, dünyada taşıyıcı annelik için gönüllü kadınların fazlalığı nedeniyle Hindistan'ın 'Taşıyıcı anne cenneti' konumunda olduğu belirtildi. Hindistan'ın ilk sırada yer aldığı, özellikle yurtdışından gelen aileler için yaygın kliniklerin bulunduğu da belirtildi.
İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, (DHA) -
Etiketler

Yorum Gönder