banner864

'Her şey günü kurtarmaktan ibaret sayılıyor' 22 Kasım 2014, 08:40

Son 15 yılda 100’den fazla ülkede maden yasası değişti, ardından yaşam alanlarına saldırılar başladı…
Son 15 yılda 100’den fazla ülkede maden yasası değişti, ardından yaşam alanlarına saldırılar başladı…

Ordu’nun Fatsa ilçesinde bir İngiliz şirketinin Türkiye uzantısı olduğu öne sürülen Altıntepe Madencilik tarafından kurulmak istenen siyanürlü altın işletmesine karşı yöre halkının direnişi sürüyor. Yöre halkının karşı çıkmasına rağmen projeye verilen ÇED Olumlu Kararı’na karşı dava açan TMMOB yöneticileri direniş çadırını ziyaret ederek yaşam savunucularına destek verdi. TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, burada yaptığı basın açıklamasında, Dünya Bankası ve ilişkili kurumların yönlendirmesiyle son 15 yılda 100’ün üzerinde ülkede maden yasasının değiştirildiğini anımsatarak, “Çok uluslu şirketler ve işbirlikçileri, halkın muhalefetine rağmen son dönemde AKP hükümetinin de sınırsız desteğiyle yaşam alanlarına saldırdı” dedi.

HALK, İNGİLİZ KÖKENLİ ALTIN ŞİRKETİNE KARŞI DİRENİYOR

Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Bahçeler köyü mevkiinde Londra merkezli ‘Starex International’ adlı şirketin Türkiye uzantısı olan Altıntepe Madencilik tarafından yapılması planlanan altın madeni işletmesine karşı yöre halkı bir süredir direniyor. Direniş çadırı kurarak siyanürlü altın madenine karşı yaşam alanlarını savunmaya çalışan yöre halkına Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’dan destek geldi. Altın madeniyle ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği ‘ÇED olumlu’ kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle geçtiğimiz günlerde dava açan TMMOB yöneticileri, direniş çadırını ziyaret ederek yöre halkına destek verdi.

TMMOB DİRENİŞ ÇADIRI ÖNÜNDE BİLGİLENDİRME YAPTI

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Torun ve Cemalettin Küçük ile TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül’den oluşan heyet, bölgede çeşitli incelemelerde bulundu. Direniş çadırı önünde TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Cemalettin Küçük tarafından yapılan bilgilendirme sonrası, TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül bir basın açıklaması yaptı.

‘MADENLER HALKIN MALIDIR, KULLANIM HAKKI DA HALKIN OLMALI’

TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, doğal kaynakların halkın olduğunu vurgulayarak başladığı basın açıklamasında, “madenlerin oluşumunda hiçbir sınıfın, hiçbir kişinin emeği yoktur. Bu nedenle tüm insanlığın ortak değerleridir. Anayasanın 168. maddesine göre ‘tabii servetler devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Yani halkın malıdır. Halkın olan bu varlıkların kullanım hakkı da halka ait olmalıdır” dedi.

‘DOĞAYI TAHRİP EDEN YAĞMA DÜZENİ’


Kapitalizmin ‘daha fazla sömürü ve kâr’ politikaları doğrultusunda ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının yağmalanarak her şeyi kar kapısı haline getiren özel mülkiyet hırsının körüklendiğini dile getiren Gül, “Çünkü kapitalizm, doğayı tahrip eden, çevre ve sağlıklı yaşama hakkını gasp eden ve ülke kaynaklarının yağma edilmesine yol açan bir sömürü, soygun ve yağma düzenidir” görüşünü savunduğu basın açıklamasında şunları söyledi:

‘HER ŞEY GÜNÜ KURTARMAKTAN İBARET SAYILIYOR’

“Doğal çevrenin bozulmasında asıl sorumlu olan, her şeyin günü kurtarmaktan ibaret sayıldığı, aklın, iradenin, bilimin tümüyle geçersiz ve işlevsiz kılındığı, insani erdemlerin köreltildiği, toplumsal dayanışma ve paylaşım duygusunun ortadan kaldırılmaya çalışıldığı kapitalist sistemdir. Yani doğanın tahribi, insanı bir nesne haline getiren, insani ve sosyal amaçlı hiç bir yaklaşıma sahip olmayan sermaye ve kapitalist devlet politikalarından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle çevre sorunundan konut sorununa, tarım sorunundan insan haklarına kadar her şeyin sorgulanmasında genel ilke kapitalist/emperyalist sistem olmalıdır.”

15 YILDA 100’DEN FAZLA ÜLKEDE MADEN YASASI DEĞİŞTİRİLDİ

Dünya Bankası ve ilişkili kurumların yönlendirmesiyle son 15 yılda 100’ün üzerinde ülkede maden yasasının değiştirildiğine dikkati çeken Gül, son yirmi yılda madencilik arama ve geliştirme çalışmalarının az gelişmiş ülkelere yöneltildiğini anımsatarak, dünyada 50 kadar ülke doğal kaynaklarının ham olarak, işlenmeden dış satımıyla elde ettiği gelire bağımlı duruma düşürüldüğünü dile getirdi.

‘TÜRKİYE’DE SÖMÜRGE MADENCİLİĞİ UYGULANIYOR’


Türkiye’de de maden yasasının bu doğrultuda düzenlendiğinin altını çizen Dersim Gül, açıklamasında ayrıca şu görüşlere yer verdi: “Ülkemizin maden hukukunda yeni sömürgeciliğin istemleri doğrultusundaki asıl köklü değişiklikler daha seksenli yıllarda gerçekleştirilmişti. 1980 yılının 24 Ocak ekonomik kararlarının uygulamaya konulmasında yaşanan zorlukların 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile aşılmasının ardından, ülkemizde ulusal politikaların yerine açık açık çokuluslu şirketlerin politikaları uygulanmaya başlandı. 1983 sonrasında çıkarılan yasalarla yabancı sermayenin ülkemize girişi ve kolayca dolaşımı amaçlandı. Buna açılan en önemli alanlardan biri de madencilik oldu. 1985 yılında çıkarılan 3213 sayılı Maden Yasası ile yerli ve yabancı sermayeye madencilik sektöründe önemli imtiyazlar tanındı. Tüm bu düzenlemeler, ülkemizde sömürge madenciliği uygulamasının açık göstergeleridir.

KÜRESEL ŞİRKETLER AKP’NİN DESTEĞİYLE YAŞAM ALANLARINA SALDIRDI

Çok uluslu şirketler ve işbirlikçileri, halkın muhalefetine rağmen son dönemde AKP hükümetinin de sınırsız desteğiyle yaşam alanlarına saldırdı. Yaşam alanlarını savunmaya çalışanlar sindirilmeye, susturulmaya çalışıldı. Derelerini, meralarını, ormanlarını, kentlerini savunanlar yargılandı, tutuklandı. Ama; Fatsa’da, Artvin’de, Soma - Yırca’da, Loç Vadisinde, Fırtına Deresinde, Ovacık’ta, Gerze’de, Yatağan’da ve daha pek çok yerde halkın direnişi artarak devam etmekte. TMMOB, bu direnişlerin yanındadır. TMMOB, bu haklı mücadeleyi desteklemektedir. TMMOB, ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz’ demektedir.”

Yusuf Yavuz
ulusalkanal.com.tr
Etiketler

Yorum Gönder