banner864

40'ıncı yılında Kıbrıs Barış Harekâtı 20 Temmuz 2014, 11:12

Gücü zafere taşıyanlar: 40 yıl önce bugün, öğle saatlerinde saat 13.30 sularında, hepsi Türk tersanelerinde yapılmış çıkarma gemilerinin taşıdığı Deniz Piyade Alayımız, Girne yakınlarındaki Yavuz/Platini plajında kıyı başını tutmuştu.
İlgili Galeriye Git Kıbrıs Barış Harekatından görülmemiş kareler
Gücü zafere taşıyanlar: 40 yıl önce bugün, öğle saatlerinde saat 13.30 sularında, hepsi Türk tersanelerinde yapılmış çıkarma gemilerinin taşıdığı Deniz Piyade Alayımız, Girne yakınlarındaki Yavuz/Platini plajında kıyı başını tutmuştu. Türkiye Cumhuriyeti jeopolitiğinin ayrılmaz parçası olan Kıbrıs adasında, elde edilen bu büyük başarıda çok büyük payları olan, ilk deniz Piyade Alayımız ile gücü zafere taşıyan çıkarma birlik/gemi komutanları ve karargâh subaylarını bugün büyük coşku ve takdir ile anıyoruz. Aramızdan ebediyen ayrılmış, vatan ve Kıbrıs uğruna hayatlarını feda etmiş şehit ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.

Askeri harekât nevileri içinde en zor ve kayıp riskleri en yüksek harekât nevi olan amfibi harekâtı ve daha da zoru olan amfibi hücum harekâtını dünya tarihi içinde başarabilmiş az sayıda silahlı kuvvet mevcuttur. 1963, 1964 ve 1967 Kıbrıs krizlerinde Kıbrıs adasındaki soydaşlarının can güvenliğini ve geleceğe yönelik stratejik çıkarlarını koruyamayan Türkiye, 1974 yılına kadar geçen sürede süratle ve azimle güç intikal yeteneklerini artırmış ve bu çerçevede en büyük önem, amfibi alay ile bu gücü Kıbrıs sahillerine taşıyacak çıkarma gemilerinin tedarikine verilmiştir.

Deniz piyade birliğimizin 1967'den itibaren önce Oramiral Necdet Uran ve daha sonra Oramiral Kenan Kayacan'ın yönlendirmesiyle Binbaşı Neşet İkiz tarafından kurulmasına paralel bir şekilde, çıkarma gemileri de süratle Türk Deniz Gücünün yeni unsurları olarak deniz tarihimizdeki yerini almıştır. Bu gemilerin inşasında 12 Eylül rejiminin kapattığı Donanma Vakfının ve ona her türlü desteği sağlayan kadirşinas Türk halkının katkılarını unutmamız mümkün değildir.

GENÇ KOMUTANLAR

Geçmişinde hiçbir amfibi harekât tecrübesi olmayan Cumhuriyet Donanması, amfibi taburlarını kuruyor, çıkarma gemilerini inşa ediyor, kendi strateji, doktrin ve prensiplerini oluşturuyor, zamanı geldiğinde en kıdemlisi üsteğmen ve üstçavuş olan çıkarma gemi komutanlarıyla bir 20 Temmuz sabahı Anadolu'da oluşturduğu bu gücü Kıbrıs adasına gözünü kırpmadan gönderiyordu. Bu gücü 20 Temmuz 1974 sabahı Girne sahillerine Cumhuriyet Donanması taşıdı. Düşman sahillerine ilk kapak atmanın yüksek risklerini o genç komutanlar taşıdı. Çoğu, aileleriyle bile vedalaşamadan, bu büyük sorumluluğu aldı ve görev tamamlandığında gelecek nesillere gururla aktaracağı zaferin haklı onuru ile anavatana hiç bir kayıp vermeden döndü.

SİZLERE MÜTEŞEKKİRİZ

Deniz piyadelerimiz ile çıkarma gemi komutanlarına müteşekkiriz. Cumhuriyet Donanmasının tarihine böylesine görkemli bir zafer ve başarıyı armağan ettiğiniz için; her türlü zor şart ve yokluklar içinde pervanenizi döndürdüğünüz, geminiz her şartta harekâta hazır tuttuğunuz için; bugünün komutanlarına ve gemi personeline cesaretiniz, kararlılığınız, liderliğiniz ve vatanseverliğiniz ile örnek olduğunuz için, sizlere müteşekkiriz.

KAHRAMAN DENİZCİLER

Kıbrıs Barış Harekâtının ilk gününde ilk sahil dalgasına, yani ölüm riskinin en yüksek olduğu safhaya komutanı üsteğmen olan 24; astsubay olan 10 çıkarma gemisi ile toplam 34 gemi katılmıştır. Komodorları, Albay Ahmet Özon emrinde harikalar yaratan bu komutanların her birinin ayrı hikayesi vardır. Örneğin, harekâtın üçüncü günü şiddetli lodos fırtınasında, ikinci intikal grubunda hedef bölgesine giden, TCG Ç-216 çıkarma aracı Komutanı Deniz Üsteğmen Ateş Alpaygil denizde mide kanaması geçirmiş, kendisini alıp Mersin'e hastaneye götürmek için TCG Akhisar karakol botu görevlendirilmiş, TCG Akhisar açık denizde gemiye aborda olup komutanı almak istediğinde, üsteğmen ayrılmayacağını belirtmiş ve görevine devam etmişti.

TCG Ç-113, ilk saatlerde çıkarma plajı açıklarında karaya oturmuş, Filo Komutanı Tuğamiral Emin Göksan'ın gemiyi terk edin emri vermiş olmasına rağmen, Gemi Komutanı Üsteğmen İlgin Sungur personeli ile birlikte gemiyi terk etmemiş ve akşama kadar uğraşarak Ç-113'ü kurtarmıştı. Harekâtın üçüncü günü ağır dalgalar aynı geminin, baş kapağının kopup denize düşmesine neden olmuş, taşıdığı tanklar ve öteki yüklerle birlikte batması kaçınılmazken, komutanının soğukkanlılığı sayesinde geminin batması önlenmiş, dalgaları baştan alarak ilerleme olasılığı olmadığından, Kıbrıs'taki çıkarma plajı yerine tornistan (geri geri) gidilerek, Mersin'e ulaşılmıştı. Gemi Komutanı daha sonra 13 sayısının uğursuz geldiğine inanarak borda numarası olan 113'ü, bir gecede 118 olarak boyatmıştı.

KIBRIS BAŞARISI GÖLGELENEMEZ

Cumhuriyet tarihinde hiç savaşmamış Deniz Kuvvetleri Kıbrıs'ta büyük bir başarıya erişti. Diğer taraftan çıkarma gününden bir gün sonra 54 denizcimizi kaybettiğimiz TCG Kocatepe muhribimizin karşılıklı müdahale sonucu Hava Kuvvetlerimiz tarafından batırılması olayı, yıllarca Deniz Kuvvetlerimizin bu zaferini gölgeledi. Bu durum, zaferin unutturulmasını isteyen, Kıbrıs'ta "yes be annem" söylemi ile Annan Planı'na destek veren gayri milli cephelerin de işine geldi. Deniz Kuvvetlerinde maalesef 2008 yılına kadar ilk dalgada kapak atan 34 denizciyi kimse hatırlamadı.

Günümüzde de balyoz ve askeri casusluk kumpaslarında deniz piyade subaylarımızla, çıkarma gemi komutanları tasfiye listelerine eklendi. En yetenekli subaylar dört seneye yakın hapis yattı. Ancak çekilen bunca acı ve zorluğa rağmen hiç kimsenin şüphesi olmasın, kumpas davalarda kimseye boyun eğmeyen denizciler, gelecekteki denizcilere örnek olacaklardır. Mustafa Kemal'in denizcileri sonsuza dek boyun eğmeyecektir. Unutmayın tarihin yaşanan bu dönemi Türklerin tarihinin yanlış bir dönemidir. Yanlış dönemler illaki son bulur ve tekrar ettirilmez.

Cem Gürdeniz /Aydınlık

Yorum Gönder