banner864

Abbas Güçlü'den dikkat çeken yazı: Yuh olsun hepimize!.. 20 Temmuz 2015, 00:08

Milliyet gazetesi yazarı Abbas Güçlü, sınavların öğrencileri ve aileleri getirdiği hali köşesine taşıdı.

Yazısında ağır ifadeler kullanan Güçlü "Çocuklarımızı test manyağı yaptık. Çocuklarımızı, hiç sorgulamadan, deli gibi, dershanelere gönderdik." dedi.

Anne ve babaların olup bitenlerden haberdar olmadığını belirten Güçlü, "Anne, babalar ise ne olup bittiğinin hâlâ farkında değil. Siyasetin de zaten hiç umurunda olmadı... Ne olur dizilerden, koşuşturmadan, size dayatılan ezberden, bir an için de olsa kafanızı kaldırın ve çocuklarımızı izleyin.," ifadelerini kullandı.

İşte Abbas Güçlü'nün o yazısı:

Çocuklarımızı test manyağı yaptık.
Kızlarımız yemek yapmayı bilmiyor, oğullarımız tamirat.
Ağaçları, meyveleri, balıkları tanıyan yok gibi.
25 yaşına gelinceye kadar, birkaç ay da olsa çalışanı ara ki bulasın.
Sanat, kültür, edebiyat fantezi olarak görüldü.
Siyasete olan ilgileri hepten kopartıldı.
Sesini yükseltenin canına okundu.
Spor mu, o da ne ki, noktasına gelindi.
Yıldız ve genç takımlar oyuncu bulamadı...
Ama iki şeyi çok iyi başardık,
İlki sınavlar, ikincisi cep telefonu.
Çocuklarımızı, hiç sorgulamadan, deli gibi, dershanelere gönderdik.
Çene çalmada dünya rekorları kırdık.
Çocuk ve gençler üzerinden para kazanan herkes mutlu.
Anne, babalar ise ne olup bittiğinin hâlâ farkında değil.
Siyasetin de zaten hiç umurunda olmadı...
Ne olur dizilerden, koşuşturmadan, size dayatılan ezberden, bir an için de olsa kafanızı kaldırın ve çocuklarımızı izleyin.
Nasıl bu hale geldiklerine biraz olsun kafa yorun.
Kendi çocukluğunuzla kıyaslayın...
Elbette içlerinde bizden çok daha iyi olanlar da var.
Peki, mutlular mı?
Evet demek o kadar zor ki!
Çok çabuk sıkılıyorlar.
Ne alsanız, ne verseniz, ne yapsalar, nereye gitseler onlar için bir anlamı yok.
Hiçbir şekilde tatmin olmuyorlar, çabuk sıkılıyorlar, ne istediklerini de genelde bilmiyorlar.
Zaten onların çok içindeydik ama bayram tatilinde daha yakından gözleme fırsatı oldu.
Hem de yüzlercesini, binlercesini...
Çocuklarımızı bu hale el birliğiyle hepimiz getirdik.
Siyaset, arka bahçe yaratma sevdasıyla, olup biteni görmezden geldi.
Anne babalar herkes ne yapıyorsa biz de onu yapalım içgüdüsüyle hareket etti.
Öğretmene hiçbir zaman ne düşünüyorsun diye soran olmadı.
Siyaset, magazin ve futbolun dışındakiler de medyanın pek ilgisini çekmedi.
Peki, bütün bunlar olup biterken devlet neredeydi?
O da ne ki?
Valiler, kaymakamlar, genel müdürler, müsteşarlar, kurullar, kurumlar, yargı ve devleti devlet yapan diğer unsurlar?..
Onlar da ya tek tek bir yerlere savruldular ya da birilerinin kuyruğuna takıldılar...
Yeni bir hükümet arayışları sürerken, ne olur biraz da bu tür ayrıntılara kafa yorsunlar.
Nereye gidiyoruz sorusuna cevap arasınlar.
Ve ne olur artık eğitimi uzman ellere teslim etsinler ve bir hedef koysunlar.
Ülkesini, ailesini, okulunu, işini, mahallesini, yediği yemeği, yürüdüğü yolu seven, çalışmaktan, üretmekten utanmayan, kendisiyle barışık nesiller yetiştirelim...
Çocuklarımızı her şeyden uzaklaştırıp sınavkolik hale getirdik, teknoloji bağımlısı yaptık ve bunu bir başarı hikâyesi diye yutturmaya çalıştık.
Yuh olsun hepimize!..
Özetin özeti: Kendimizi kandırmaya daha ne kadar devam edeceğiz?..

Yorumlar

nurten mert :

nihayet bunu bir eğitimci dile getirdi.25 yaşına kadar anneye babaya bir bardak su bile vermeyen ,yalnız isteyen,bencil bir nesil yetişti.boşanmalar,işsizliğin temelindebunlarda var.anlayan anlamıştır artık.yeni yetişenleri kurtarmayı düşünsünler.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder