banner864

ABD istihbaratı verdi, TSK 'vur' dedi 27 Kasım 2013, 16:36

Diyarbakır 2’nci Hava Kuvvet Komutan Yardımcılığı görevinde bulunan emekli Tümgeneral Karataş, Uludere olayında ilk istihbarat bilgilerinin ABD predatöründen alındığını açıkladı
 Diyarbakır 2’nci Hava Kuvvet Komutan Yardımcısı olarak görev yaptığı sırada Balyoz davası kapsamında Ekim 2011'de cezaevine giren emekli Tümgeneral Beyazıt Karataş, tutuklanmasından yaklaşık 2,5 ay sonra meydana gelen Uludere'de 34 köylümüzün ölümüyle sonuçlanan bombalamada ilk istihbarat bilgilerinin Kuzey Irak'ta uçan ABD'nin İnsansız Hava Aracı(İHA) olan Predatör'den alındığını kaydetti.
Karataş, Uludere olayına ilişkin şu bilgileri verdi:

'MİT'ten istihbarat geldiği duyumu kuvvetli'

"28 Aralık 2011 tarihinde Uludere'de ilk İHA görüntüleri önce Kuzey Irak'ta ABD İHA'sı Predatör'den alınmıştır. Daha sonra bölgeye Türk İHA'sı Gözcü sevk edilmiş ve görevi Predatör'den devir almıştır.
MİT tarafından yalanlanmakla beraber, basında çıkan haberlerden Uludere ile MİT'ten önemli olduğu değerlendirilen istihbarat bilgilerinin yayımlandığı duyumu kuvvetlidir.



'Uçakların kullanılması emri Genelkurmay'dan'

Genel olarak İHA görüntüleri, diğer istihbarat kaynaklarından gelen bilgilerle birlikte başta Genelkurmay Karargahı'nda İstihbarat ve Harekat personeli olmak üzere diğer ilgili birliklerde görevli personel tarafından da değerlendirilmektedir.

İHA görüntüleri ve diğer istihbarat bilgileri dikkate alınarak hedef seçilmesi ve Hava Kuvvetleri uçaklarının kullanılması ihtiyacı ortaya çıkarsa, Genelkurmay İstihbarat ve Harekat Başkanlığı temsilcileri tarafından önce Genelkurmay Başkanı'na da çıkılır bilgi verilir ve emri alınır.

Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda bu faaliyetler yürütülürken diğer karargahlarda ve görev verilebilecek birliklerde de hazırlıklar paralel olarak sürdürülür ve Genelkurmay Başkanlığı'nın emri beklenir.
TBMM tarafından hükümete verilen TSK'nın sınır dışı kullanılması yetkisi Hükümet tarafından Genelkurmay Başkanlığı'na devir edilmiştir. İç Güvenlik Harekatı'nda Hava Kuvvetleri'nin sınır içi ve sınır dışı kullanılması yetkisi Genelkurmay Başkanlığı'ndadır.

'Sınır dışı harekatta Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na bilgi verilir'

Genelkurmay yetkilileri tarafından sınır dışı İç Güvenlik Harekatı yapılacaksa; Başbakan'a bilgi vermek üzere Başbakanlık Müsteşarına, ayrıca bilgi için Cumhurbaşkanı'na bildirilmek üzere yaverine bildirilir. Bu uygulama usullerinde bildirim yerleri yapılan koordinasyona göre zaman zaman değiştirilebilir.
Uludere olayında; mevcut istihbarat bilgileri ile önce Predatör daha sonra Gözcü görüntülerinin kıymetlendirilmesi sonucu Hava Kuvvetleri uçaklarının kullanılmasına karar verilmiş ve Genelkurmay Başkanlığı'nın Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na emri ile Diyarbakır'da konuşlu gece görüş imkan ve kabiliyetine sahip F-16'lar kalkmış ve kendilerine verilen görevi icra etmişlerdir.



Aydınlık'ın haberi birçok kaynaktan doğrulandı
Aydınlık, 5 Ocak 2012 tarihli “İstihbarat predatörden” manşetiyle, Uludere olayında ilk istihbaratın ABD'nin İncirlik Üssü'nden kalkan predatörden verildiğini yazmıştı. Amerikan Wall Street Journal gazetesi de 15 Mayıs 2012 tarihli haberinde, istihbaratın predatörler tarafından verildikten sonra, operasyon kararının Türk yetkililerce alındığını vurgulamıştı.
"Kaçakçı grubun içinde teröristlerin olduğu bilgisi bulunduğu” belirtilen TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki Uludere Alt Komisyonu raporunda, söz konusu istihbaratın İHA’larla sağlanamayacağı belirtilerek, bombalamadan 1 saat on beş dakika önce ABD Predatör’ünün bölgede istihbarat topladığı kaydedilmişti.

'Çelik kanatlı kahraman kartallar bir adım öne çıksın'
Emekli Tümgeneral Beyazıt Karataş Aydınlık'a yolladığı mektubunu Silivri'den bir çağrıyla bitirdi. Dava ve silah arkadaşlarına seslenen Karataş, şunları kaydetti:
“Hapiste olmanın verdiği psikolojik durum ile konuşuyorlar, mektup yazıyorlar, bu nedenle tepki gösteriyorlar diye ülkenin geldiği ve gideceği durumu anlamayanlara ve yeni bir sayfa açıp kaçıp kurtulmayı düşünenlere bu kez ben soruyorum 'Ben Mustafa Kemal'in Askeriyim', 'Sen Kimin Askerisin?'


Radyasyon Etkisi
(…) Balyoz Davasında yargılanan general, amiral, subay, astsubay ve sivilin aynı anda şehit edilmesi topyekûn bir savaşta bile mümkün değildir. …40 adet 10 Kilotonluk (KT) atom bombasının aynı anda atılması gerekmektedir. …Karada, havada, denizde, denizaltında ve yurtdışında görevde olanlar ise nükleer bulut onlara geldiğinde şehit olacaklardır.

Evet, sadece 'Balyoz Tertibi' ile aynı anda Türkiye üzerine yaklaşık 40 adet 10 Kilotonluk 400.000 ton TNT etkisine eşit atom bombası atılmıştır. Hasar büyüktür. 'Kartalın Kanatları Kırılmıştır'. Radyasyon etkisini uzun yıllar sürdürecektir. Erken doğanlar, erken yaşta ölenler, sakat doğumlar artacaktır. Hava Kuvvetleri’nde 1990’lı yıllarda başlayan erken ayrılma sürecinin ve ayrılan pilot sayısının artmasının sözde davalardan sonra hız kazanmasının nedenleri 'Radyasyon Etkisi'dir.
Hava Kuvvetleri’nde görev yapan general, subay, astsubay, sivil memur, uzman çavuş, er ve erbaşı ile uçanı ve uçuranı; vatansever, cesur, kahraman, fedakâr ve göklerin çelik kanatlı kartallarıdır. O halde kendilerine Silivri’den seslenmek istiyorum: Çelik Kanatlı Kahraman Kartallar Bir Adım Öne Çıksın."

'TSK'ya karşı operasyonlar NATO'nun yeni konseptiyle başladı'
Emekli Tümgeneral Karataş, Türkiye ve TSK'ya karşı yürütülen operasyonların amaçlarını şöyle sıraladı:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile aziz şehitlerimizin canlarını vererek kanlarıyla topraklarını suladığı, Türk Milletinin fedakâr insanlarının büyük özverisiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 'Aydınlık Güçlerine' karşı çeşitli isimlerle başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere yurt içinden ve yurt dışından alınan desteklerle yürütülen bu operasyonların amaçları özetle;
-Türk Devriminin ve Cumhuriyet değerlerinin yok edilerek ulus devlet direncinin kırılması,
-Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti yerine bir İslam devletinin kurulması,
-Bunların sonucunda ülkenin parçalanmasıdır.
-Türkiye’nin parçalanmasına kadar gidecek süreç içerisinde TSK’ya karşı yürütülen iç ve dış destekli saldırıların;
-Terörist başının 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’nın başkenti Nairobi’de bulunan Yunanistan Büyükelçiliğinde saklanırken yakalandığı ve 16 Şubat 1999 tarihinde Türkiye’ye teslimi ile başladığı,
-01 Mart 2003 tarihinde Irak Tezkeresinin TBMM’de reddedilmesi ile hızlandığı,
-ABD’nin Irak’ı işgali ile devam ettiği,
-04 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de bulunan Türk Özel Kuvvetleri personelinin ABD askerleri tarafından tutuklanması ile düğmeye basıldığı,
-ABD Başkanı Bush’un Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) açıklaması,
-ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın siyasi haritaların değişeceğini belirten beyanı,
-BOP Eş Başkanlarının belirlenmesi,
-Arap Baharı veya Arap İsyanları’nın başlaması ile bu sürecin devam ettiği şeklindedir.
Benim şahsi düşüncem;
-Atatürk Cumhuriyeti’ne, gerçek Türk aydınlarına ve TSK’ya karşı yürütülen operasyonların terörist başının yakalanması veya 01 Mart 2003 tarihli Irak Tezkeresinin reddedilmesi ile değil, 1990 yılında 'Soğuk Savaş'ın sona ermesi ABD ve NATO’nun yeni konseptlerini açıklaması ile başladığı şeklindedir.
-1991 yılında ABD önderliğindeki Koalisyon Güçleri’nin Irak’a karşı başlatılan harekâta Türkiye’nin katılımı konusunda dönemin Cumhurbaşkanı ile ters düşerek istifa eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay’ın onurlu duruşunun, ABD’nin TSK’ya karşı 'düşmanca yaklaşımında' önemli bir yer tuttuğu unutulmamalıdır.”

Gamze Çınlar
Aydınlık

Yorum Gönder