banner864

Açılımın son perdesi 13 Aralık 2013, 10:45

Bu yazıyı okuduğunuz zaman, büyük olasılıkla BDP milletvekillerinin tahliyesi de başlamış olacaktır. AKP-PKK işbirliğiyle yürütülen açılım, CHP'nin de katkılarıyla yürümektedir.
 Duvarlardaki pencere ve aklın penceresi

Son perde açılmış bulunuyor. Son perde, sonuncu perde olabilir. Çünkü Türkiye halkının da sözünü söyleyeceği aşamaya girmiş bulunuyoruz.

Türkiye'nin yaşadığı sürece, Cumhuriyet Devrimi ve vatanın bütünlüğü açısından bakmadığınız zaman, önünüze konan pencere insan hakları ve merhamettir. Duvarların içinden dışarıya açılan pencere de, dışardan duvarların içine bakan pencere de en sonunda "insancıl" duyguları besliyor.

Bunlar her insanın insan olmaktan kaynaklanan kendiliğinden duygularıdır. Kendiliğinden duygular, her an yönlendirilebilen duygular olabiliyor. Toplumların güdülmesi böyle oluyor zaten. Akılsız duyguların dizginleri, sanıldığı gibi insanların gönlünde değil, yabancıların elindedir.

Bölenleri ve bölünmeye direnenleri aynı torbaya atmak

Yalnız duyguların değil, aklın da gözü vardır. Türkiye, "demokratik" yoldan ve "insan hakları" söylemleriyle bölünmektedir. Batılı emperyalistlerin Türkiye'nin önüne koyduğu program budur. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Abdullah Öcalan'ın özel hizmetiyle yürüttüğü "Barış Açılımı" veya "Kürt Açılımı", bu programın odağında bulunuyor. Türkiye'nin bölünmesine direnen milletin programı ise, Kemalist Devrimi savunmak ve tamamlamaktır.

Batı emperyalizminin "Barış Açılımı"nı uygulayanlar, Türkiye'yi bölenler ile bölünmeye karşı Cumhuriyeti savunanları aynı torbaya atarak bu süreci yürütüyorlar. Yılmaz Özdil'in 11 Aralık Çarşamba günlü yazısındaki deyişiyle "Amerikan ajanı liboş ve bölücülerin" kuşatması altındaki CHP yönetimi bu siyasetin hizmetindedir. Hele son Washington gezisinden sonra bu siyasete tam teslim görüntüler veriyor. CHP yöneticilerinin söylemleri ile AKP ve PKK yönetiminin söylemleri aynı eksende buluşmuştur.

Temizlenen "darbeciye" merhamet

Aslında eskiden beri böyleydi. "Darbeciler temizlensin" sloganı, Türkiye'yi bölen sürecin temel sloganlarındandı. Türk Ordusu bu sloganla etkisiz hale getirildi ve komuta kademesi Atlantik emperyalistlerinin denetimi altına alındı. CHP ve MHP, "darbeciler temizlensin" nakaratına tempo tutarak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin temizlenmesine eşlik ettiler. Darbecileri temizleyenler, temizledikleri darbecilerin ezikliğini şimdi Türkiye'nin bölünmesi sürecinde bir olanak olarak değerlendiriyorlar.

Ama millet, yaşanan sürece o pencereden bakmıyor. Seçmen de, bu milletin seçmeni olduğuna göre, bütün perdelemelere rağmen, yaşanan sürecin farkındadır. Bölünme kaygısı içindedir. O nedenle önümüzdeki seçimi, o eziklikler ve sahte "insan hakları" gevezelikleri değil, vatanseverlik eğilimi belirleyecektir. Dikkat ederseniz, seçim düzlemine gelince, AKP de o vatansever oyları avlama peşindedir.

Açılımın son perdesine bu koşullarda gelmiş bulunuyoruz.

İnsanlık düşmanlarının av alanı

Bizi güdülebilen duygulardan kurtaran, akıldır. İnsanlık ve insancıllık, ancak ülkenin bağımsızlığı ve bütünlüğü içinde akılla birleşiyor.

Akılla birleşmeyen insancıllık, insanlık düşmanlarının avlanma alanı içindedir.

Çağımızda insanlık, emperyalizme karşı vatan ve millet cephesinde savunulabiliyor.

Türkiye vatanı ve Türk milleti, bugün insanlık kaleleridir.

Suriye, Irak, İran veya Ukrayna da öyle.

Emperyalizm çağında vatanseverlik, hümanizmanın özüdür.

Özgürlük ise, açılımın son perdesine düşmanın kullandığı duygularla değil, akılla girmektir.

Akılsız bir özgürlük bulunmuyor.

Doğu Perinçek
Aydınlık/Rota

Yorum Gönder