banner864

Alo Fatih'in Ulusal Kanal ve Aydınlık ile ne ilişkisi var 19 Şubat 2014, 12:41

Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, M. Fatih Saraç'ın "Er­ge­ne­ko­n’­la olan il­gi­si"ni yazdı.
 Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, M. Fatih Saraç'ın "Er­ge­ne­ko­n’­la olan il­gi­si"ni yazdı.
Yazısında, Ben bu “A­lo Fa­ti­h”­i bir yer­den ha­tır­lı­yo­rum!' diyen Yalçın, Erdoğan'ın Fatih Saraç ile olan "akçeli konuşmalarını" yayınlayan eski Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve Ulusal Kanal'ın istihbarat şefi Ufuk Akkaya'nın başına gelenleri yazdı.

İşte Soner Yalçın'ın “A­lo Fa­ti­h”­in Er­ge­ne­ko­n’­la il­gi­si" başlıklı yazısı:

M. Fa­tih Sa­raç; na­mı di­ğer “A­lo Fa­ti­h”!
Yi­ne gün­dem­de…
Baş­ba­kan Er­do­ğan ile ye­ni te­le­fon ka­yıt­la­rı sız­dı­rıl­dı.
İyi bir iki­li ol­du bun­lar!
Mus­ta­fa Sa­rı­gül hak­kın­da ko­nuş­tuk­la­rı­nı din­ler­ken bir­den ak­lı­ma gel­di:
Ben bu “A­lo Fa­ti­h”­i bir yer­den ha­tır­lı­yo­rum!
Üs­te­lik yi­ne bir te­le­fon gö­rüş­me­sin­den!
Te­le­fo­nun ucun­da yi­ne Er­do­ğan var­dı; “ü­çe ka­pa­tı­n” di­yor­du!
Evet evet ha­tır­la­dım…
Ta­rih: 18 Ekim 2009.
Er­do­ğa­n’­ın bu te­le­fon ka­yıt­la­rı Ulu­sal Ka­nal ve Ay­dın­lı­k’­ta ya­yın­lan­dı.
He­men ay­nı gü­nün ak­şa­mı…
Sa­at 18.00 su­la­rı…
İs­tan­bul Em­ni­yet Mü­dür­lü­ğü­’ne “ih­ba­r” gel­di. (Er­ge­ne­kon so­ruş­tur­ma sü­re­ci­ni ta­kip eden­ler, bu tür ih­bar­la­rın Ce­ma­at­çi po­lis­le­rin tez­ga­hı ol­du­ğu­nu ar­tık bi­li­yor.)
Sah­te isim “Rı­za Yıl­dı­rı­m”, e-pos­tay­la gön­der­di­ği ih­ba­rın­da; “Er­do­ğa­n’­a ve AK­P’­li­le­re ait çok sa­yı­da te­le­fon kay­dı­nın Ay­dın­lı­k’­ta ol­du­ğu­nu­” yaz­mış­tı.
Po­lis gün­ler­den pa­zar ol­ma­sı­na rağ­men he­men sav­cı­lı­ğa git­ti; ara­ma ve gö­zal­tı iz­ni al­dı;
“ı­şık hı­zıy­la­” Ay­dın­lık ve Ulu­sal Ka­na­l’­ı bas­tı.
Ya­yın­la­nan­lar dı­şın­da te­le­fon kay­dı yok­tu.
Ay­dın­lık Ge­nel Ya­yın Yö­net­me­ni De­niz Yıl­dı­rım ve Ulu­sal Ka­nal İs­tih­ba­rat Şe­fi Ufuk Ak­ka­ya gö­zal­tı­na alın­dı; tu­tuk­lan­dı. Ga­ze­te­ci De­niz Yıl­dı­rım 4.5 yıl­dır hâ­lâ ha­pis­te.
Ge­le­lim…
“A­lo Fa­ti­h”­in bu ilk te­le­fon vu­ku­atı­na…

Er­do­ğan Si­liv­ri­’de din­len­di

Ön­ce, Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­ın X şa­hıs­la yap­tı­ğı te­le­fon gö­rüş­me­si­ne ba­ka­lım:
X: Aley­küm se­lam…
Er­do­ğan: Şim­di bu… Fa­tih Bey sen­le ir­ti­bat ku­ra­cak ve­ya ara­dı mı bil­mi­yo­rum.
X: Gö­rü­şe­cek evet. Şey de ara­dı… Zap­su da ara­dı bi­raz ev­vel.
Er­do­ğan: Ha.. N’ap­tı­nız?
X: Bir şey söy­le­me­di­ler ama, fi­yat ola­rak şey ola­rak siz­le gö­rüş­müş­ler.
Er­do­ğan: Evet.
X: Ba­na bir şey söy­le­me­di­ler.
Er­do­ğan: İş­te şey ola­rak…
X: Ben o ak­şam, ge­çen ak­şam sa­na söy­le­di­ğim şe­kil­de ben on­la­ra da söy­le­miş­tim
za­ten.
Er­do­ğan: Ama on­lar iş­te…
X: 4 ya da 3 bu­çu­ğa…
Er­do­ğan: Na­sıl?
X: 4-3 bu­çu­ğa doğ­ru dü­şün de­miş­tim.
Er­do­ğan: İş­te on­lar en son 3 ver­miş­ler.
X: Ne ya­pa­lım ka­pa­ta­lım mı?
Er­do­ğan: Ya­ni on­la­rın yap­tı­ğı şey de, ben­ce ka­pa­ta­lım ya­ni. Şey ola­rak da on­lar da bi şey yap­mış­lar, de­ğer­len­dir­me. Ya­ni şu an­da o isa­bet­li­dir di­yor­lar. (…)
Te­le­fon böy­le sü­rü­yor…
Bu ka­yıt, 9 Ara­lık 2010 gü­nü Er­ge­ne­kon da­va­sı­nın 169’un­cu du­ruş­ma­sın­da din­le­nil­di.
De­vam ede­lim…

“Ok­tay Ek­şi re­zil yaz­mı­ş”

“Fa­tih be­y” M. Fa­tih Sa­ra­ç’­tı.
“Zap­su­”, Cü­neyd Zap­su.
Pe­ki pa­zar­lık ko­nu­su ney­di?
Te­le­fon ka­yıt­la­rın­dan or­ta­ya çı­kı­yor.
Fa­tih Sa­raç ile Cü­neyd Zap­su te­le­fon gö­rüş­me­sin­de ko­nu­şu­yor­lar:
FS: Cü­neyd abi Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı­’nın (Hil­mi Öz­kök -S.Y.) ko­nuş­ma­sı çok gü­zel­di ya. Bak bu­gün Ok­tay Ek­şi­’nin ya­zı­sı­nı oku abi.
CZ: He!
FS: Ok­tay Ek­şi re­zil bi ya­zı yaz­mış.
(…)
CZ: Şim­di Sa­yın Abim ya­rın sa­ba­ha kar­şı ge­li­yor…
FS: Öl­müş bu­gün ya­rın öl­müş va­zi­yet­te…
CZ: Cu­ma gü­nü de cu­ma, cu­mar­te­si, pa­zar nor­mal An­tal­ya­’da, fa­kat cu­mar­te­si de­di­ğin gi­bi bel­ki MÜ­Sİ­AD’­a fa­lan İs­tan­bu­l’­a ge­le­cek, ben ya­rın öğ­re­ne­cem ay­rın­tı­sı­nı…
FS: Ta­mam abi. Ee­e, ya uya­rız onun prog­ra­mı­na uya­rız ya (…)
“Sa­yın Abi­m”; Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­dı. Ja­pon­ya ge­zi­sin­den dön­me­si; An­tal­ya kam­pı­na ka­tıl­ma­sı; ve Ok­tay Ek­şi­’nin ma­ka­le­si­nin ta­ri­hi, 14 Ni­san 2004 gü­nü­ne işa­ret edi­yor.
Pe­ki…
Fa­tih Sa­raç ve Cü­neyd Zap­su o gün­ler­de Er­do­ğan ile ne ko­nu­şa­cak­tı?
Ta­ri­he bak­tı­ğı­nız za­man, o gün­ler­de Bİ­M’­in el de­ğiş­tir­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz:
Sa­tı­cı: Cü­neyd Zap­su.
Alı­cı: Suu­di işa­da­mı El Ka­dı ile or­tak Fa­tih Sa­raç!
Er­do­ğan ise ara­cı… Ni­ye? Ya­zı­sı­nın ko­nu­su Er­do­ğa­n’­ın (X ki­şi­ye, muh­te­me­len M. La­tif Top­ba­ş’­a) “ü­çe ka­pa­tı­n” sö­zü de­ğil.
Ka­fam­da baş­ka so­ru­lar var…

“A­lo Fa­ti­h” Bal­yo­z’­a uzan­dı

İlk so­rum şu:
Bi­ri­le­ri­nin, M. Fa­tih Sa­ra­ç’­ı 2004’te din­le­di­ği or­ta­da.
O te­le­fon ka­yıt­la­rı ba­sın­da yer al­dı; mah­ke­me tu­ta­nak­la­rı­na geç­ti.
Pe­ki…
Fa­tih Sa­raç din­len­di­ği­ni bi­le bi­le, giz­li­siz sak­lı­sız ko­nuş­ma­ya na­sıl de­vam et­ti; ve ne­den ön­lem al­ma­dı?
Ge­le­lim ikin­ci so­ru­ma:
Ay­dın­lık ve Ulu­sal Ka­nal iyi bir ga­ze­te­ci­lik ya­pa­rak, ka­mu ya­ra­rı ge­re­ği Er­do­ğa­n’­ın te­le­fon ka­yıt­la­rı­nı ya­yın­la­dı.
Bu hak­lı­lık pa­yı şu so­ru­yu sor­ma­mı­za en­gel de­ğil:
2009 yı­lın­da­ki bu te­le­fon gö­rüş­me­le­ri­ni kim, ne­den sız­dır­dı?
Son gün­ler­de­ki te­le­fon sız­dır­ma­la­rın­dan an­lı­yo­ruz ki, “A­lo Fa­ti­h”­i din­le­yen­ler ce­ma­at­in is­tih­ba­rat­çı po­lis­le­ri!
5 yıl ön­ce­ki te­le­fon­la­rı ce­ma­at­çi po­lis­ler din­le­yip, ce­ma­at­çi po­lis­ler mi sız­dır­dı?
Bu so­ru­yu sor­ma­mın ne­de­ni var:
2009; Er­ge­ne­ko­n’­da kı­rıl­ma yı­lıy­dı: Po­lis­le­rin, “Er­ge­ne­kon ör­gü­tü üye­si­” di­ye kan­ser has­ta­sı Tür­kan Say­la­n’­ın evi­ne gir­me­si; Meh­met Ha­be­ral gi­bi ta­nın­mış dok­tor­la­rı, aka­de­mis­yen­le­ri, rek­tör­le­ri tu­tuk­lan­ma­sı ka­mu­oyun­da bü­yük en­di­şe ya­rat­mış­tı.
O dö­nem Er­do­ğan bu tep­ki­ler­den ne de­re­ce et­ki­len­di?
Ve ay­rı­ca:
O te­le­fon ka­yıt­la­rı­nın ya­yın­lan­ma­sın­dan üç ay son­ra; Ta­raf ga­ze­te­si 20 Ocak 2010’da “As­ker­ler ca­mi­le­ri bom­ba­la­ya­cak­tı­” man­şe­ti­ni at­tı. Ve as­ker­le­re yö­ne­lik Bal­yoz ope­ras­yo­nu baş­la­dı.
Bir ek da­ha ya­pa­lım:
Si­liv­ri­’de­ki mah­ke­me­nin, Er­do­ğa­n’­ın te­le­fon ka­yıt­la­rı­nın din­le­nil­me­si­ne izin ve­rip ka­yıt­la­ra ge­çirt­me­si de, bu du­ruş­ma­lar­da pek rast­la­nan du­rum de­ğil.
Ya­ni de­mem o ki:
Ce­ma­at­çi po­lis­le­rin, o dö­nem­de bu te­le­fon ka­yıt­la­rı­nı sız­dır­ma­la­rı­nın ne­de­ni; “Sa­yın Er­do­ğan! Ba­kın dar­be­ci­ler si­zin te­le­fon­la­rı­nı­zı din­le­miş­ler, ya­yın­lı­yor­la­r” di­ye­rek Baş­ba­ka­n’­ı Er­ge­ne­kon-Bal­yoz ope­ras­yon­la­rı­na ik­na et­mek miy­di?
Be­nimki sa­de­ce bir so­ru!..

ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder