banner864

''Başbakan bana iki kişi gönderdi'' 08 Ocak 2014, 17:29

Gündeme bomba gibi düşen bir açıklama da görevinden alınarak Bakırköy'e atanan savcı Zekeriya Öz'den geldi. Öz, rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına müdahale etmesi için Başbakan Erdoğan tarafından tehdit edildiğini iddia etti. Hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Öz, Ergenekon soruşturmaları sırasında kendisinden istenen hukuk dışı uygulamaları kitaplaştıracağını açıkladı.
Görevden alınarak Bakırköy Adliyesi'ne atanan Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından tehdit edildiğini öne sürdü.

Hakkındaki iddialara yazılı bir açıklama ile yanıt veren Öz, Tayyip Erdoğan'ın yüksek yargı kökenli 2 kişi ile haber göndererek rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarına müdahale etmesini istediğini açıkladı.

Bizzat Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından gönderilen 2 kişi, Başbakan'ın bana çok kızgın olduğunu mektup yazarak kendisinden özür dilemem gerektiğini söyledi. Rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına müdahale etmemi aksi takdirde sonuçlarının kötü olacağı belirtildi.

Zekeriya Öz geri adım atmayacağını açıklamasının ardından Başbakan'ın kendisine tahsis ettiği koruma aracının gerekçe gösterilmeksizin alındığını ifade etti.

Hakkında yayımlanan haberlerin asılsız olduğunu öne süren Öz, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

Zekeriya Öz, Ergenekon soruşturmaları sırasında kendisinden talep edilen hukuk dışı uygulamalarla ilgili hatıralalarını yazmaya başladığını duyurdu.

İşte Öz'ün açıklamalarının tam metni:

HAKKIMDAKİ İDDİALARA CEVAP

İstanbul C.Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan ve kamuoyunda yolsuzluk operasyonları olarak adlandırılan soruşturmalardan sonra şahsıma yönelik olarak başlatılan ve dozu her geçen gün artarak adeta bir itibarsızlaştırma kampanyasına dönüştürülen saldırı boyutuna ulaşan yayınlar nedeniyle HSYK'dan aldığım yazılı izin doğrultusunda aşağıdaki hususlarda kamuoyunun bilgilendirilmesi zorunluluğu doğmuştur.

1 - Önce sayın Başbakan tarafından basın mensuplarına açıklanan sonrasında da bazı gazeteler tarafından yayınlandığı üzere bugüne kadar 22 kez yurtdışına çıktığım hususu kesinlikle gerçek dışıdır. Bu konudaki gerçek bilgiler hakkımda 2802 sayılı Kanun gereğince soruşturma yapma yetkisine sahip HSYK tarafından ortaya çıkarılacaktır. Eğer iddia edildiği gibi bu güne kadar 22 kez yurtdışına çıktığım ispatlanırsa mesleğimden aynı gün istifa edeceğimi ilan ediyorum. İddiaların asılsız çıkması halinde aynı erdemli davranışı bana bu tür suçlamaları yapanlardan da bekliyorum.

2 - Bir kişinin yurtdışına giriş çıkış kayıtları devletin resmi kurumlarında muhafaza edilen ve ancak bir soruşturma sırasında sorgulanabilecek kayıtlardır. Hakkımda herhangi bir adli ya da idari soruşturma bulunmayan dönemde usulsüz ve yetkisiz olarak yurtdışına giriş çıkış kayıtlarının sorgulandığı ve bunun neticesinde kişisel veri niteliğindeki bu bilgilerin (üstelik kesinlikle yanlış olarak) sayın Başbakan'a iletildiği ve sayın Başbakan tarafından da basın mensuplarına açıklandığı gazete haberleriyle ortaya çıkmıştır. TCK'nın 134, 136, 137 ve 257. maddeleri kapsamında suç teşkil eden bu eylemlerden dolayı gerek yetkisiz olarak sorgulama yapan kamu görevlileri gerek bunları yetkisiz olarak açıklayanlar hakkında yasal yollara başvuracağım.

3 - Devletin resmi kayıtlarında bulunan bu bilgilerin bile kamuoyuna abartılarak ve yanlış şekilde açıklanması sadece görevimi hukuka uygun olarak yapma gayreti içinde olduğum için tarafıma yöneltilen husumetin boyutunu gözler önüne sermektedir.

4 - 16-22 Ekim tarihleri arasında Dubai'de tatil yaptığım ve bunun 77.500 TL bedelini Ali Ağaoğlu isimli işadamına ödettiğim hususu da gerçek dışıdır;

a ) HSYK tarafından yapılacak soruşturma yurt dışı giriş çıkış kayıtlarım sorgulandığında da anlaşılacağı üzere ailem ve bir meslektaşım ile birlikte Dubai'deki otele giriş tarihim 17 Ekim 2013, çıkış tarihim ise 20 Ekim 2013'tür. Bu yurtdışı seyahati kendisi ile 5 yıldır tanıştığım ve samimi dostum olan Halil İbrahim Demirhan tarafından organize edilmiştir. Halil İbrahim Demirhan, uzun yıllar Dubai'de yaşayan ve bu ülkede tanındığını ve sevildiğini bildiğim bir işadamıdır. Bu güne kadar kendisinin benden adli konulara ilişkin herhangi bir talebi olmamıştır.

Konunun iddia edildiği gibi yolsuzluk operasyonu olarak bilinen soruşturmanın şüphelilerinden Ali Ağaoğlu ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Gerek seyahat öncesi gerekse sonrasında kendisiyle herhangi bir görüşmem olmamıştır.

b ) Dubai'de karşılanmamız ve şehirde dolaştırılmamız Halil İbrahim Beyin kardeşi İdris Demirhan tarafından yapılmıştır.

c ) Uçak biletleri tarafımdan nakit para ile bir seyahat acentesinden alınmış, geziye daha sonradan katılmaya karar veren çocuğunun uçak bileti ise kendisine ait kredi kartı ile alınmıştır.

d ) Gezinin tüm masrafları tarafımdan ve geziye benimle birlikte katılan meslektaşım tarafından ödenmiştir.

e ) İddia edildiği gibi otelde oda servisi olarak yediğimiz herhangi bir yemek bulunmamaktadır. oteldeki ücretlere sabah kahvaltısı dahil olup bunun dışında kaldığımız 3 gün boyunca oteldi sadece bir öğün yemek yenilmiştir.

f ) Otel ücreti basına abartılı olarak yansıtıldığı şekilde değildir. Gezinin maliyeti uçak biletleri dışında ailemle birlikte şahsım için 4150 dolar, meslektaşım ve ailesi için 3500 dolardır. Bunlara ilişkin bilgi ve belgeler yapılan inceleme sırasında ibraz edilecektir.

h ) Gazete haberlerinde verilen fatura vb. belgeler gerçek dışı olup ne şekilde temin edildiği soruşturma sonucunda ortaya çıkacaktır. henüz yurtdışına çıkmadığım ve yurda döndükten sonra otelde kalmam fiilen imkansız olduğuna göre bu belgeler gerçeği aykırıdır ve şahsımı yıpratmak için sonradan temin edilmişlerdir. Kanunla kendilerine verilmiş görevleri yapmaları gereken kurumlar ve bunların yöneticilerinin işlerini bırakarak bizzat bu belgeleri temin ile uğraşmaları ve bazı medya organlarına servis etmeleri de dikkat çekicidir.

5 - Hakkımdaki bu iddiaları sayın Başbakan tarafından açıklanmadan önce yüksek yargı kökenli olan, daha önceden tanıştığım ve saygı duyduğum iki kişi bizzat sayın Başbakan tarafından bana çok kızgın olduğunu hakkımda ağır laflar ettiğini, bir mektup yazarak kendisinden özür dilemem gerektiğini, hükümete yönelik soruşturmaların derhal durdurulmasını, aksi takdirde zarar göreceğimi ve bunun sonuçlarının benim için ağır olacağını, emniyete neden gittiğimi, bunun herkesi çok kızdırdığını söylediler. Tehdit niteliğindeki bu haberi getiren değerli kişilere; soruşturmanın benim dışımda vicdanları ve kanunlar çerçevesinde görev yapan savcılar tarafından yürütüldüğünü, kaldı ki kuvvetli deliller nedeniyle bir çok şüphelinin tutuklandığını, kuvvetli deliller bulunduğunu, emniyet müdürlüğüne de yeni atanan personelin şüphelilere sorulmak için hazırlanan soruları değiştirdiği yolunda bir ihbar yapılması üzerine gittiğimi ve sorulacak soruları kapalı zarf içinde mühürlü olarak teslim aldığımı, başıma gelebilecek en kötü şeyin ölüm olduğunu, görevim nedeniyle ölmem halinde de görev şehidi olacağım için bunun benim için şeref olacağını ifade ettim. Bu cevabımdan sonra çok zarar göreceğim tarafıma söylendi.

Daha sonra kamuoyunda 2. yolsuzluk operasyonu olarak isimlendirilen dosyada ilgili savcılarla görüşerek bu soruşturmaya müdahale etmem gerektiğini, işin farklı boyutlara kaldırılmasını, bu konuda yardımcı olmam gerektiği söylendi. Ben de, o soruşturmadan bilgimin olmadığını, soruşturmanın TMK 10. Maddesi ile yetkili Başsavcı Vekilliği tarafından yürütüldüğünü belirttim.

Bu görüşmeden bir gün sonra sayın Başbakan tarafından şahsıma yönelim gerçek olmayan iddialar dile getirildi. Bazı basın yayın organları da bundan sonra şahsıma yönelik yıpratma kampanyasına başladı ve halen bu saldırılar devam etmektedir. Bu konuda gönderdiğim tekzipler de yayımlanmamaktadır.

6 - Bu görüşmeden sonra tarafıma tahsis edilen koruma aracı, önceden hiçbir tebligat yapılmaksızın, bilgi verilmeksizin ve gerekçe de gösterilmeksizin 06 Ekim 2014 tarihinde alınmıştır. Yürüttüğüm Ergenekon soruşturmasında aldığım sayısız tehditler nedeniyle tarafıma tahsis edilen koruma aracının alınmasından sonra şahsımın ve ailemin başına gelebilecek her türlü olayın sorumlusu bu usulsüz işlemi yapanlardır.

7 - Hakkımdaki asılsız haberleri yayınlama konusunda öncülük yapan bazı gazetelerin sahiplerinin kamuoyunda 2. yolsuzluk operasyonu olarak isimlendirilen soruşturma kapsamında tüm malvarlıklarına mahkeme kararıyla tedbir konulmuş olması aslında bütün yapılanların nedenini ortaya koymaktadır.

8 - Tüm bunların yaşandığı günlerde çıkan asılsız basın haberlerine dayanılarak hakkımda başlatılan inceleme daha sonuçlanmadan aynı gün tayinimin çıkarılması üzerimdeki baskının artacağını göstermektedir.

9 - Ümraniye'de bir gecekonduda yakalanan el bombaları üzerine başlayan Ergenekon soruşturması nedeniyle bugüne kadar şahsıma ve tüm ailemin maruz kaldığı tehditlere bugün yenilerinin eklenmesini ve bunun Ergenekon Terör Örgütünün ve faaliyetlerinin büyük oranda deşifre edilmesinin sağladığı huzur ortamında varlığını her geçen gün güçlendirerek sürdüren kesimlerden gelmesini aziz milletime havale ediyorum.

10 - Bu yaşananlardan sonra Ergenekon soruşturmasını yürüttüğüm sırada gerek doğrudan gerekse dolalı olarak şahsıma iletilen ancak yerine getirmediğim için husumet beslenen hukuka aykırı taleplerle ilgili hatıralarımı yazmaya başladığımı belirtirim.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da haksızlıklar karşısında yılmayacağımı, hukuka uygun olarak haksızlık, hukuksuzluk ve yolsuzlukların üzerine korkmadan gideceğimin herkes tarafından bilinmesini istiyorum.

Kamuoyuna saygılarımla arz ederim.

ZEKERİYA ÖZ
Etiketler

Yorumlar

Harman kaplan :

Hala Ergenekon terör örgütü diyor bu adam. Hayret!!! Boğazına kadar b..a batmışlar, hala başkalarına iftira atıyor...

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder