banner864

Bir Liberal’in Karamsarlığı… 19 Kasım 2014, 21:29

Kemalist “Vesayet”e Karşı Ortaklık
Bugün Oya Baydar T24 internet haber sitesinde “Adını cumhur(iyet) koyduk” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazımıza Baydar’ın yazısını kısaca özetleyerek başlayalım:
“1923’de kurulan Cumhuriyet, toplumun bütün kesimlerini kucaklayamadı. Yapılan devrimler elit bir kesimin dışında kimseyi etkilemedi.
Kürt’ü dışladı. Müslüman’ı dışladı.
Hepimizin Cumhuriyet’i olamadı.
Cumhuriyet’in tekçi insan tipi planı tutmadı.
AKP’den kurtulmalıyız ama 1923’lerin kafasıyla bu olmaz.”
Evet…
Yazının temel önermeleri ve özeti bu. Yazının tarihsel olguları görmezden gelişine ve keyfiyetçi tarih okuyuşuna söyleyeceklerimize geçmeden önce, yazının yeni hiçbir şey önermemesine dikkat çeliyoruz. Yazı, Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Cumhuriyet’e yöneltilen klasik, “yeni dünya düzeni”ni içselleştirmiş, liberal-son on beş yılda sıkla karşılaştığımız türden- eleştirilerden herhangi biri niteliğinde.
Üzülerek söylüyoruz ama yazar bu yazıyı yazarak, ellerini ve gözlerini boşuna yormuş. Neden mi?
Çünkü; bugün “kurtulmak” istedikleri iktidarın, Cumhuriyet’le hesaplaşmasının önünü, Oya Baydar’ın da içinde bulunduğu liberal güruh açtı. Hatta açmakla kalmadı, iktidarla birlik olup, “tek tipçi, inkarcı ve elitist” Cumhuriyet’e karşı omuz omuza savaştılar.
Şimdi mızmızlanmalarının sebebi ise “Biz 1923 Cumhuriyeti’ni de, RTE rejimini de istemiyoruz.”demeleridir.
Aslında yazımızın konusu tam da bu!
Bu tutum siyaseten, hayat ve tarih dışı olmasıyla birlikte, aynı zamanda bir itirafı da içinde barındırıyor. İtiraf şu: “Biz AKP ile birlikte Kemalist vesayete karşı birlikte olduk ama şimdi AKP’de kendi vesayetini kurdu.”

Tarihsel Perspektif ve Çözümün Diyalektiği

Her olay ve olgu bulunduğu tarihsel koşullar içerisinde değerlendirilir. Tarih, toplumsal mücadeleler sonucu oluşur. Toplumsal gelişmeler sonucu oluşan tarihe, “şu olay böyle olsaydı, şöyle olabilirdi” gibi yaklaşımlar bilimsellikten olabildiğince uzaktır. Elbette tarihin ilerleyişi sonucu gerçekleşmiş olaylar irdelenir ve eleştirilir. Ancak bu sorgulamalar, olguların ve olayların tarih içerisinde; toplumun ilerlemesine mi gerilemesine mi hizmet ettiği çözümlemesi yapılarak sonuçlanır. Varılan sonuç, yaşadığımız toplumsal mücadele içerisinde nasıl konumlanacağımızı belirler. Örneğin; Fransız Devrimi, Fransa’daki toplumunu Fransız Milleti yapmıştır. Fransa’daki toplumun içinde Frank olmayan birçok etnik unsur vardı. Ama Fransız Milleti, Franklar temelinde milletleşti. Burada sorulacak tarihsel soru şudur:
Bu tarihsel süreç ve olgu toplumu ilerletmiş midir, geriletmiş midir?
Yöneltilen soruya verdiğimiz cevap, içinde yaşadığımız toplumsal mücadelede nerede mevzileneceğimizi de belirler.
Yani şu şekilde yöneltilen sorular bilimsellikten uzaktır: “Franklar değil de başka bir milliyet neden Fransa’da yaşayan toplumun millet olmasına öncülük etmedi?” Tabi bu sorunun da tarihte bir cevabı var ama burada vurgulamak istediğimiz mesele, sorulan sorunun, tarihsel gelişmenin maddesine ve seyrine aykırı olmasıdır.
Ya da şöyle yanlışlığı daha belirgin bir soruyla iddiamızı temellendirelim: “Fransa’da yaşayan toplum milletleşmek zorunda mıydı? Her toplum kendi etnik ve dinsel kültürünü özgürce yaşayamaz mıydı?”
Bu tip sorular elbette sorulabilir. Ama bu sorularla bilim ve siyaset yapılmaz!
Tarihe müdahale etmek ancak tarihi anlamakla mümkündür!

Ya İçindesindir Çemberin Ya da Dışında Yer Alacaksın
Türkiye coğrafyası yaklaşık yüz elli yıldır temel bir toplumsal mücadeleye sahne oluyor.
Bir tarafta Meşrutiyet mücadelesi, Jön Türk Devrimi ve Kemalist Devrim, 27 Mayıs Devrimi, Köy Enstitüleri, emperyalizme karşı verilen kurtuluş savaşı ve Haziran Ayaklanması… Özetle; ilerlemenin, çağdaşlaşmanın ve başı dik olmanın cephesi…
Diğer tarafta ise Abdülhamit despotizmi, Batılı devletlerin müstemlekesi olma süreci, İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Kürt Teali Cemiyeti; Vahdettinler, Ali Kemaller, Şeyh Saitler, Seyyid Rızalar; tarikatlar ve cemaatler; Menderesler, Özallar, Tayyip Erdoğanlar, Öcalanlar; 12 Mart, 12 Eylül Amerikancı darbeleri ve Kontrgerilla… Gerilemenin ve boyun eğmenin cephesi..
Ülkemizde yüz elli yıldır siyasal mücadelenin ana mevzileri bunlardır. Herhangi bir durumdan dolayı alınan, her siyasi tutum, bu ana saflaşama etrafından ilerliyor. Oya Baydarlar düne kadar gerilemenin ve boyun eğmenin saflarında; ilerlemenin, çağdaşlaşmanın ve başı dik olmanın karşısında mevzilendiler. Şimdi ise siyasal olarak saf dışı olduklarını ilan ediyorlar.
Ee, ne diyelim.
Saf dışı oldukları konusunda haklılar…
Kullanıldılar, şimdi de ağlıyorlar(!)
Uzun lafın kısası, kendi düşen ağlamazmış…


Yeniden Atatürk Türkiye’si
Türkiye halkı, Mustafa Kemal’in bağımsız, demokratik ve çağdaş Türkiye’sini yeniden kuracaktır. Düne kadar, gericilikle ve emperyalizmle kol kola yürümüş olanlar, günümüzde topluma sundukları karamsar ve çözümsüz tabloları kendilerine saklasınlar. En azından daha fazla suç işlememiş olurlar.




Kerem Yıldırım
ulusalkanal.com.tr

Etiketler

Yorumlar

Bahattin Nazlı :

Baydargillerin ihanetini AKP dönemiyle açıklamak yetmez. 80 öncesinde millete güvenmeyen ve devrim ithal etmeye çalışan çizginin geldiği yer burası.

Bahattin Nazlı :

Oya Baydar, hangi dönemde doğru çizgide yer almış ki, şimdi alsın. Oya Baydarları

mehmet ayık :

deniz gezmiş leri kullanarak akademik unvan alan, işçilerin parasını çarçur edip politika gazetesini işçilere kakalayan sonrada sınıf adına işçi sınıfını satıp liberalliğe terfi ederek akıl veren boş beyin Kemalizm'i eleştiremez. bu en hafif deyimle hadsizliktir.

enver tasdogen :

bir vatan bir millet kurtarip ortaya koyamadan arkadan elestirenlere gicik kapiyorum.....sen.ne yaptin diyesim geliyor.....hadi al memleketi 23uncu yuzyila koy......koyamazsan da agzini kapa sus otur.....

E.Özaydin :

sayin oya baydar ve esi aynin engin 1980 li yillar ve evveliyatinda da tkp iken sinif mücadelesinin sonuclarindan bir siyasi sonuc cirmakla meskul olacagina, demokrasi ve hukuk devletini hedef koysalardi , ki cumhuriyet bunu koymustur , bugün ihtibari ile beynamaz olmazlardi, sanirim,sayin oya baydar ve sayin aydin engin yarin ne populer olursa orada da yer alacaklarina süpem yoktur,cünki su anda global emoeryalizmin simdi iyi sözcücü dumundadirlar , sanirim

Fırat gül :

Hadi ordan lıbos

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar