banner864

Çin'de ayrılıkçılığı savunmak, ''Kürdistan''ı savunmakla eşdeğerdir 11 Temmuz 2015, 08:48

Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Yener Güneş Sincan Uygur gözlemlerini yazdı
Çin’in Sincan Uygur Bölgesi’ne ilişkin yapılan haberleri okudukça, onca yalanın bu kadar kolayca ve pişkince nasıl yapılabildiğine şaşırmamak mümkün değil. Hayatı boyunca bırakın Sincan Uygur Bölgesi’ni, Çin’i dahi görmemiş olanlar emperyalizmin çıkarları uğruna Uygur Türklerini körü körüne ateşe atıyor. Aynı gruplar, Amerikan conisi, Irak’ta 1,5 milyon Iraklıyı katlederken, PYD, Suriyeli Türkmenleri göçe zorlarken, Süleymaniye’de Türk askerinin kafasına çuval geçirilirken ise istiflerini hiç bozmuyor.

2014 yılı Nisan ayında Vatan Partisi Heyeti, ÇKP’nin davetlisi önce Pekin’de ardından da Sincan-Uygur Bölgesi’nde bir dizi temasta bulundu. Vatan Partisi üyesi bir gazeteci olarak ben de o heyette yer aldım.

Ziyaretimizin Sincan ayağında bizi ÇKP Sincan Daimi Komitesi Üyesi Xiaokaiti Yiming’in (Şöhret Emin) karşıladı. Onun başkanlığındaki Sincan Heyeti’nin diğer üyeleri ise III. Büro Genel Müdür Yardımcısı Jiao Zhixin, Sincian Kalkınma ve Reform Komisyonu Sekreteri Dulukun Tuohuti, Sincian Etnik ve Din İşleri Komisyonu Genel Müdürü Tuergan Pida, Sincian Dışilişkiler Bürosu Genel Müdür Yardımcısı Tan BangLin, III. Büro Ortadoğu Dairesi Başkan Yardımcısı, Tercüman Guo Yamin oldu.



Heyet Başkanımız Sayın Semih Koray, ÇKP Sincan Daimi Komitesi Üyesi Şöhret Emin’e Sincan Uygur Bölgesi’nin ve Uygur Türklerinin durumuna ilişkin Türk Kamuoyunun merak ettiği soruları ve basında sıklıkla yer alan iddiaları yöneltti. Sayın Şöhret Emin’in anlattıklarını harfi harfine okurlarımızın bilgisine ve dikkatine sunmayı Uygur Türkü soydaşlarımız ve Çin-Türk dostluğu için borç biliyorum.

Yalanlarla insanların kandırıldığını ve insanlara gerçekleri anlatmak için daha çok çaba harcamaları gerektiğini belirten Şöhret Emin “burada yaşanan gerçek neyse size onu anlatmaya hazırım” dedi. İşte kendisi de Uygur Türkü olan ÇKP Sincan Daimi Komitesi Üyesi Şöhret Emin’in anlattıkları.

“Çin’in 19 eyaleti sincan’ın gelişmesi için 5 yıldır destek veriyor”
“Sincan’da 55 etnik grup var. 13 etnik grup uzun yıllardır burada yaşıyor. 858 mahallemiz var. Nüfusumuz 22 milyon. Üretime büyük önem veriyoruz. 2 milyon 260 bin kişilik bir üretim inşası ordusu kurduk.

Şehirde kişi başına düşen gelir 20 bin Yuan. Kırsalda ise kişi başına düşen gelir 7 bin 500 Yuan. Sincan Uygur Bölgesi’nin 2013 geliri 19 milyon Yuan.

Çin’in Merkezi Hükümeti, Sincan’ın gelişmesine ve halkımızın dayanışmasına büyük önem veriyor. Dört yıl önce ÇKP Merkez Komitesi, Sincan’da toplandı. Alınan karar doğrultusunda Çin’in 19 eyaleti Sincan Uygur Bölgesi’nin gelişmesi için destek ve yardımlara başladı. Geride kalan 4 yılda Sincan çok gelişti. Sincan tarih boyunca yavaş gelişti ama şimdi hızlı gelişiyor.

Sincan dışa açık bir bölge. İpek Yolu’nun bir parçası olduğu için kültürel ve tarihsel olarak zengindir. Yer altı kaynakları bakımından da öyle... Çin'in toplam petrol rezervinin yüzde 30'u, doğalgaz rezervinin de yüzde 34'ü, kömür rezervinin yüzde 45’i bu bölgede bulunuyor.

“Milli birliğimizi kendi gözümüzü korur gibi koruyoruz”
Emperyalistler bu bölgeyi karıştırmak istiyor. Biz şunu biliyoruz ki, Sincan’ın istikrarı Sincan’ın gelişmesinin ön şartıdır. O nedenle kendi gözümüzü korur gibi milli birliğimizi ve bütünlüğümüzü koruyoruz.

Sincan’da 4 dilde TV yayını, 5 dilde de radyo yayını yapıyoruz. 5 il özerk, 30 ilçe özerk. Bu il ve ilçelerde de kendi dillerinde yayın yapan TV, radyo ve gazeteler bulunuyor. Bunun dünyada başka bir örneğini bulamazsınız.

Eğitime büyük önem veriyoruz. Sincan’daki öğrenciler, hangi etnik gruptan olduğuna bakılmaksızın Çin’deki bütün okullarda eğitim-öğrenim görebiliyor. Bizim esas ilkemiz şudur: Eşit hak, karşılıklı dayanışma ve uyum.



“Türkiye’den dinin laikleşmesini öğreneceğiz”
Sincan’da 6 büyük din var. En yaygın olanı İslamiyet. Burada 29 bin ibadethane var. Yeterli sayıda camii ve mescit yapıldı. Çok sayıda İslam Enstitüsü kurduk. Bu ibadethane ve enstitülerin tamir ve onarımı için kaynak ayırıyoruz.

Bütün etnik grupların durumlarına ilgi gösteriyor ve koruyoruz. Böyle yaparsak, barışı sağlayabileceğimizi biliyoruz.
Din adamlarının gelişimine büyük önem veriyoruz. Arap ülkelerine çok sayıda din adamı gönderdik. Burada yaşanan terör olaylarında din adamlarımız yoktur.
Sincan’da din özgürlüğü var. Ama yasa dışı ve ayrılıkçı din olmaz. Yasa dışı dini etkinlik dini özgürlüğün önünde engeldir. O nedenle yasa dışı dini faaliyetlere darbe indireceğiz.
Ayrılıkçılığa karşı Türkiye ile işbirliğini geliştirmeliyiz. Türkiye’den dinin laikleşmesini öğreneceğiz. Buna ihtiyacımız var.

Uygur Türkleri Sincan’da terör istemiyor
Çin karşıtı yayınların ABD’nin psikolojik savaş unsuru olarak kullanıldığı ve Sincan Uygur Bölgesi’nin ABD tarafından karıştırıldığını Çinli yetkililer de bilmektedir. “Terör örgütlerinin faaliyeti Sincan’daki ekonomik gelişmeyi frenliyor. Bu nedenle Sincan şu an terörle mücadeleye odaklanmış durumda” diyen yine Çinli yetkililer. ÇKP yöneticilerinin bildiği bir başka gerçek ise Türkiye’de Sincan Uygur gerçeğini en başından beri saptayanın Doğu Perinçek’in başkanlığındaki Vatan Partisi olduğudur.

Çin Devleti, Sincan Uygur’da yaşanan olaylara soğukkanlılıkla ve çözüm odaklı yaklaşıyor. Böyle olmasaydı, Sincan Uygur’da yaşananları çarpıtan ve kışkırtıcı yayınlar yapan CİHAN Haber Ajansı faaliyetlerini sürdüremezdi. (Çin ile ekonomik ilişkilerin, Fethullah Gülen Cemaati’nin kontrolündeki kuruma teslim edilmesi, bu kurumun Pekin’de bir temsilciliğinin bulunması ise bambaşka bir muamma.)

İstanbul’dan Sincan’a doğrudan uçak seferleri karşılıklı olarak yapılmaktadır. Basınımızın temsilcileri ve yurttaşlarımız Sincan Uygur Bölgesine gidince yapılan haberlerin yanlış ve yanlı olduğunu görecektir.

Sincan Uygur’da kaldığımız otelin personeli soydaşlarımızdan oluşuyordu. Uygur sokaklarında sorduğum soruları onlara da sordum. Uygur Türkleri ve Sincan halkı Sincan Uygur Bölgesinin daha da gelişmesini istiyor ve bunun yolunun ABD destekli terörün/bölücülüğün kökünün kazınmasında olduğunu görüyor.

Çin’e düşmanlık kimin yararına
Türkiye, Çin ve Sincian’ın gelişmesi birbirine bağlıdır. Sincan gelişirse Türkiye gelişir, Türkiye gelişirse hem Sincan hem de Batı Asya gelişir. Dolayısıyla, Çin’e düşmanlık sadece Uygur Türklerine değil Türkiye’ye ve Batı Asya ülkelerine de yapılan en büyük kötülüktür.

Sonuç olarak; Emperyalizm, nasıl ki emelleri için, Türkiye’yi bölmek için, bazı yurttaşlarımızı PKK üzerinden kullanıyorsa, Uygur Türklerini de emelleri doğrultusunda, terör faaliyetleri yoluyla Çin’e karşı kullanmaktadır. Çin’e Medyada Çin karşıtı yayınlar artması. Emperyalizm ve Ezilen uluslar arasındaki kamplaşmanın bir tezahürüdür. Bu kamplaşmanın somut yansımasını dün Irak’ta gördük bugün Suriye’de görüyoruz. ABD’nin başını çektiği Batı Bloğu, Suriye’yi bölerek Kukla Devlete koridor açıyor. Rusya, Çin, İran ve Türkî Cumhuriyetlerin oluşturduğu blok ise ABD’nin bölgemizi kaosa sürüklemesine ve kukla devlet kurmasına ise direniyor.

Tıpkı Çinli dostlarımızın söylediği gibi, Sincan kazanırsa Türkiyede kazanır. Çin’de Uygur Türklerini kullanarak Çin’i karıştırırsan, ABD’nin bölgemizde kurmak istediği “Kukla Devlet”e destek olursun.

Yener Güneş
Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni
[email protected]

ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar