banner864

Doğu Perinçek'i tanımak 09 Haziran 2015, 10:57

 Ülkemizde kişileri değerlendirirken kendimizi bir yanılgıdan kurtaramamanın sorunlarını halâ yaşamaktayız? Kişinin bugün nerede ne düşünüyor ne tür amacın peşinde olduğunu dikkate almadan ya da önemsemeden onu 20 yıl 30 yıl önceki kişiliğiyle değerlendirmeye çalışıyoruz.. Kendimizde değil başkasında kusur aramanın uzmanı olduğumuz için...

Doğu Perinçek'in 30 yıl önce kim olduğu, ne yapıp ne söylediği bugünkü koşullarda hiç kimseyi ilgilendirmeyen konu olabilmelidir. Doğu Perinçek bugün ne yapıyor, ne düşünüyor, nelerin ülkemiz için gerçekleşmesine çaba harcıyor ve bu uğurda özgürlüğünden yoksun kalmayı göze alarak zindanda bile karanlığa meydan okuyor, (mu?) önemli olan bu. Aydınlarımız birbiriyle geçinebilseler birbirlerini tamamlayabilselerdi, gericilik bu denli yaygınlaşamaz ve siyasal iktidara ulaşamazlardı.

Mustafa Kemal 1919'da yola çıktığı zaman herkes O'nun Osmanlı devleti ve saltanatı kurtarmayı amaç aldığını sanıyor ve O da bunu açıklamakta sakınca görmüyordu. TBMM'nin gizli celselerinde bunun sayısız örneklerine tanık olabilirsiniz. Çünkü, geleceği yaratırken günün koşullarını hemen yadsıyamazsınız. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurulmasını sağladığı 23 Nisan 1920'nin bir gün sonraki gizli celsede (24 Nisan 1920) Mustafa Kemal o genç yaşlında günün koşullarını yadsımadan şu sözleriyle amacı nasıl dile getirmişti:

Efendimiz Hazreti edayı salât için Camiye gittikleri zaman kendilerini muhafaza eden kıtaatı askeriye islâm askeri değildir. İngiliz askeridir. Bu şeraiti elimiye duçar olmuş (bu elim koşula uğramış) olan Padişahımızla hususî temas dahi mümkün olamaz. Sureti umumiyede bir şey arzedeyim: Farzedelimki resmî ve hususî her türlü temas mümkündür. Ne anlamak istiyoruz? Bu temastan millet; istiklalini, tamamiyeti mülkiyesini Makamı Hilafet ve Saltanatın müstakil ve masun olmasını vicdanî bir emel telâkki etmiştir. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız.

O günün koşullarında amacının ne olduğunu böyle tanımlamasaydı yanında bir kişiyi bile bulamazdı. Ve Eğer Padişah olan Vahidüddin Efendi İngiliz savaş gemisine sığınıp kaçmasaydı Kurtuluş Savaşının sonucunda nasıl bir devlet yapısı oluşurdu bugün bunu hiç kimse tahmin edemez. Yukarıki alıntı bir gerçeği önemsememizi kanıtlıyor. Hiç kimseyi dünüyle değerlendiremezsiniz. Bugün nerdedir o, ne yapıyor? En gerçek ve gerekli değerlendirme budur.

Bu kısa ön açıklamadan sonra, Aydınlık gazetesi, 10 Kasım 1979 günü Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşamını yitirerek ölümsüzlüğe ulaştığının 41. yılında açık oturum düzenlemişti. Prof. Turan Güneş, Doç.Emre Kongar ve Doğu Perinçek konuşucu idiler. Sayın Perinçek'in bundan 35 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk'ü nasıl tanımladığını görelim::

10 Kasım'ın, hem de Atatürk'ün kurduğu partinin iktidarda olduğu bir sırada, böyle sönük karşılanmasını yadırgadığımı açıklamak istiyorum. Hele İstiklâl Marşının saygısızlığa uğradığı, dünyanın ve ülkemizin bir hengameye doğru gittiği bir ortamda, bu tutum kanımca milletimizin ihtiyaçlarına, ülkemizin ihtiyaçlarına uygun değildir....

Konuşmasına bu sözlerle başlayan Doğu Perinçek'in Mustafa Kemal Atatürk'ü nasıl tanımladığını görelim:

Atatürk yalnız gerçeğe dayanmamıştır. Gerçeği canlı, dinamik bir şekilde gözlemlemiştir. Yani gerçeğin önünde boyun eğmemiş, gerçeğin değişmekte olduğunu, olmazların olur olabileceğini görmüştür.

Hiçbir düşünüz bugüne kadar Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekçiliğini böyle niteleyememişti. Ve ayrıca o konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihimizdeki yerini bakınız nasıl betimliyor:

Türkiye tarihi, Atatürk'ün başına geçip başardığı eylem kadar büyük bir eylemi, altı yedi yüzyıldan beri yazmamıştır. Atatürk, ölmezliğini tarihi olarak sınamış ve toplumumuzda büyük değişiklikleri yaratmış olmasından alıyor. Önümüzdeki dönemde fırtına büyüdükçe, ona olan ihtiyaç daha da artacaktır; kesin, köklü, devrimci politikalara duyulan ihtiyaç anlamında.

Doğu Perinçek 35 yıl önce bugünlerin Atatürk'e gereksinim duymayı yaratacak fırtınasını anlatıyor ve bugün; Vatan Partisini kurarak bu fırtınadan nasıl kurtulacağımızın çözümlerini de sunuyor:

Millî Hükümet ve Güçlü Devlet ile.

Birleşen bütünleşen Türkiye,

Üreten Türkiye,

Borç dilenme devrimi bitirerek verimli ekonomi için adalet reformu ile,

Aydınlık Türkiye,

Halka dayanan güçlü devlet,

Bölünen Türkiye yerine Birleşen Türkiye ve

Komşularla iyi ilişkiler, vurguncuların devrini sonlandırıp namuslu Türkiye ile ve de

Atlantik'e bağımlılığı bitirip,

Avrasya'da Saltanat düşkünlerin devrini bitirip Halk Hükümeti çağına girişile,

Tayyip'in BOP Eşbaşkanlığı devrini sonlandırarak

Altı ok ile yeniden Atatürk devrimlerinin rotasına girilerek.


Bu temel ilkelerin hiç birisine öteki siyasal partilerin ne söylemlerinde ne yazılı programlarında tanık olamazsınız.

İşte Doğu Perinçek bu.

Başka Doğu Perinçek yok.

Doğu Perinçek'lerin çoğaldığı tam bağımsız Türkiye için yaşamak kadar ölmek te görev olabilmeli.

Böyle biline çare buluna. 

Dr. Ali Nejat Ölçen
orajpoyraz.blogspot.com.tr


Yorumlar

Zekeriya Namdar :

Cok güzel bir tespit.Dogu perinçek gerçek bir vatan severdir.Yazınız için teşekkürler.

Sami can :

Ülkenin içinde bulunduğu gerçekler...

selma :

katılıyorum yazınız için tebrik ve teşekkür ediyorum.

necla bilener :

Cok tesekkurler

özdemir yeşildağ :

agzınıza yüreginize saglık,daha iyi ifade edilemezdi

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder