banner864

Edirne taşkınlardan nasıl korunacak? 06 Şubat 2015, 09:06

Edirne’de yaşanan taşkınların ardından hasar tespiti çalışmaları sürerken, konuyla ilgili bir değerlendirme yapan DAYKO Bilim Kurulu Üyesi Yard. Doç. Dr. Musa Uludağ, taşkınları önlemek amacıyla akarsu yatağını temizleme çalışmasının daha fazla alüvyal malzeme getireceğini belirterek bu uygulamanın saha içindeki aşındırma sürecini hızlandıracağını söyledi. Meriç nehri ve taşkınlarını bir sorun olarak görmekten vazgeçip, bunun bir doğal kaynak olduğunu kabul etmek gerektiğine işaret eden Uludağ, “akarsuların her birinin kendine özgü davranışlarının olduğunu kabullenmek ve buna göre projeler üretmek gerekir” diye konuştu.

BAKAN EROĞLU’DAN TAŞKIN AÇIKLAMASI: ‘BULGARİSTAN’I UYARDIK’


Edirne’de yaşanan taşkından Bulgaristan’ı sorumlu tutan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise Bulgaristan'a gerekli ikazları yaptıklarını belirterek, “Bulgaristan'daki barajlarda yeteri kadar taşkın payı maalesef ayırmıyorlar. Özel sektöre vermişler. Baraj doluyor ve birdenbire 'tehlike var' diye kapakları açıyorlar. Bununla ilgili de çalışmalar başlatacağız. Onların keyfini bekleyemeyiz. Oradan su alacağız pompayla, Çömlekköy Barajı'na basacağız. Çok büyük taşkın önleme olmayabilir ama biz kendi içimizde çalışmalarla suyu aktaracağız” diye konuştu.

‘MERİÇ’İN DEBİSİNDE SIK DÜZENSİZLİK MEYDANA GELİYOR’

Edirne’de Meriç Nehri’nin taşması sonucu yaşanan su baskınlarına ilişkin bir değerlendirme yapan Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (DAYKO) Bilim Kurulu ve Koruma Kurulu üyesi Yard. Doç. Dr. Musa Uludağ ise 550 kilometre uzunluğa sahip olan Meriç’in Balkanların en önemli drenaj sistemlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, “İklim özellikleri, Meriç Nehri’nin debi ve rejim özellikleri için çok önemlidir. Yıl boyu akışa sahip olmasına karşın, Meriç Nehri Havzası’nın yağış ve sıcaklık özelliklerine bağlı olarak; sıkça debi düzensizlikleri meydana gelmektedir” dedi.

TAŞKINLAR NORMAL, ÇÖZÜM ÇALIŞMALARI ANORMAL

52 bin 600 kilometrekare su toplama havzasına sahip olan Meriç’in kaynağının Bulgaristan’ın Rodop Dağlarında yer aldığını kaydeden Uludağ, “Edirne şehri, Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin buluşma noktasını bulunmaktadır ve havzanın aşağı bölümü oluşturmaktadır. Akarsuların aşağı havzalarında, yatak içerisinde sel ve taşkın süreçleri birlikte etkinlik gösterir, bu da bu alanlarda yapılacak çalışmaların daha karmaşık ve iç içe olmasına neden olur. Meriç nehrinin tarihi dönem taşkınlarına baktığımız zaman, bu alanda her zaman taşkınların olduğunu görürüz. Taşkınların olması kadar da normal bir şey yoktur. Daha da önemlisi taşkın alanları akarsuların biriktirme sahalarıdır. Akarsu yataklarında yapılması düşünülen ve taşkınlar için bir çözüm olarak öne sürülen, yatak temizleme çalışması sadece nehirlerin kum ve çakıl gibi daha fazla alüvyal malzeme getirmesine ve saha içindeki aşındırma sürecini hızlandırarak özellikle taşkın seddelerinin zarar görmesine neden olacaktır” bilgisini verdi.

‘YAĞIŞLARDA CİDDİ DEĞİŞİKLİKLER OLACAK’


Taşkınlarla ilgili diğer bir konunun ise Bulgaristan’ın baraj kapaklarını açması olduğunun altını çizen Uludağ, şunları kaydetti: “Bulgaristan’daki barajların tamamına yakını enerji üretimi, sulama veya içme suyu temini amaçlı olarak kurulmuşlardır. Diğer bir ifade ile Bulgaristan bu barajlarda su seviyesini her zaman en üst sevide tutmaktadır. Taşkına neden olan sular zaten dolu olan baraja gelen yağış sularının doğrudan akarsuya katılmasıyla meydana gelmektedir. Bölgenin coğrafi özelliklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan yağış özellikleri, yıldan yıla farklılık gösteren bir karakterdedir. Küresel iklim değişimlerine bağlı olarak bu yağış özelliklerinde de ciddi oranda değişikliklerin olacağı kaçınılmazdır.”

‘TAŞKINI KAZANCA DÖNÜŞTÜRMEK PROJE ÜRETMEK GEREK’


Meriç Nehri ve taşkınlarını bir sorun olarak görmekten vazgeçilerek bunun bir doğal kaynak olduğunun kabul edilmesi gerektiği görüşünü savunan Uludağ, “Meriç nehrinin bir doğal kaynak olduğunu anlamak ve bu alanı ekonomik olarak kazanç haline getirmek için öncelikle, akarsuların her birinin kendine özgü davranışlarının olduğunu kabullenmek ve buna göre projeler üretmek gerekir” diye konuştu.

‘ÜÇ ÜLKE BİRLİKTE HAVZA PLANI HAZIRLASIN’


Bu konuda yapılması gerekenleri de sıralayan Uludağ’ın önerileri ise şöyle:

-Üç ülkenin birlikte hareket edeceği bir Meriç havzası havza yönetimi planının hazırlanması,

-Ülkemiz sınırları içindeki nehir yataklarının ve taşkın ovasının jeomorfolojik yapısının belirlenmesi ve buna bağlı olarak taşkın alanlarının sınırlarının çıkartılması,

-Akarsu taşkın alanı sınırları içerisinde; kıyı çizgisinin, kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi ve buna bağlı olarak koruma kuşaklarının hassas bir şekilde oluşturulması,

-Akarsuların ekosistem açısından bir sulak alan olması ve küresel iklim değişimlerinin etkilerinin en çok görüldüğü ekosistemler olması nedeniyle, yapılacak olan mühendislik çalışmalarının, gelecekteki kaçınılmaz iklim değişimi senaryolarına göre planlanması gerekmektedir. 

Yusuf Yavuz
ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder