banner864

Fedailerle yürümek... 23 Mayıs 2014, 15:34

 Kızım Kayseri TLB, ben de TGB üyesiyim, hep birlikte gideceğiz. Elbirliğiyle tutulan otobüs ve yolcuları, buluşma yerine gece saat 23.00’te gelecek. İlk ben gidiyorum. Yavaş yavaş geliyorlar. Gözlerinden ateşler çıkıyor hepsinin. Son eksiklerimizi de tamamladıktan sonra yola çıkıyoruz.

Samsun’da buluşma

Uğur Mumcu parkına ilk varan bir iki otobüsten biriyiz. Türkiye’nin her yerinden akın akın geliyor gençler. Bir de İhtiyar delikanlılar var. Silivri tutsaklarından E. Korg. İ. Hakkı Pekin, 68 kuşağından Atilla Sarp, Askeri Öner, Silivri Bölge Valisi Hıdır Hokka ve ben... Hıdır Ağabey’in minik torunu Defne de gelmiş.

Bir polisin çaresizliği

Yürüyüşün başlaması için yolda toplanmaya başlandığında dikkatimi çekiyor. Çok hızlı hareket ediyorlar. Herkes ne yapacağını biliyor. Kargaşa, bocalama yok. Yolculuğun da etkisiyle bacağımın ağrıları şiddetlendi. O yüzden ilk korteje biraz ileride katılacağım. Bir araçla Atatürk anıtının yakınlarına kadar iniyorum. Yol, neredeyse her 10 metrede bir dizilmiş polislerle dolu. Neden bu kadar tedbir?

Bunu merak eden bir gencin, yakınımdaki bir polisle konuşmasına tanık oluyorum. “Ağabey hayırdır, bugün banka mı soyacaklar” diyor polise... Polis şaşkın. Basıyor kahkahayı. Az ilerdeki arkadaşına sesleniyor: “Duydunmu soruyu, ‘ben şimdi buna ne diyeyim, 19 Mayıs yürüyüşü için buradayız desek kimse inanmaz...”

İbret verici... Polis de rahatsız bundan. Kendi ülkelerinde, milli bayramlarını kutlamak isteyen, elleri Türk bayraklı gençler... Bütün o tedbirlerin nedeni bu...

Halk fedailerini bağrına bastı

Kortejin geçtiği caddelerdeki evlerden bayraklar sarkıyor, camlardan eller sallanıyor. Samsun halkı fedailerini selamlıyor... Gittiğimiz her yerde durum aynı, yollardan geçen araçlar kornalarıyla selamlıyor. Her etapta halk, korteje katılıyor, alkışlıyor. Müthiş bir coşku... Havza’da, Amasya’da... Yağan yağmura rağmen Çorum’da...

Koltukların konforu

Gece konkalama yerlerinde herkes otobüslerinin içinde yatacak. Kumanyalar dağıtılıyor. Ekmek arası biraz peynir ve domates... Gençler ne yiyorsa aynısını yiyorum. Hiç bu kadar lezzzetli olmamıştı.

Ankara’da bizi karşılayanların arasındaki ablamla sarılıyoruz. Abla dediğin, anne yarısı gibidir. İlk sorusu aç mısınız? Çok ısrar ediyor yiyecek birşeyler getirmek için... Aybüke... Kızım benim... “Olmaz halacığım” diyor. “Arkadaşlarımın yemediği bir şeyi ben yiyemem, hep birlikte yiyeceğiz...” Yemekler hep böyle, birlikte. Ne varsa bölüşerek. Açlığı da, tokluğu da...
Nöbetçi de var, mıntıka temizliği de

TGB’yi diğer örgütlerden ayıran en önemli özelliği disiplini. Üstelik bu disiplin içselleştirilmiş, yaşam biçimi haline getirilmiş. Kimsenin zorlamasına gerek yok. Bir anonsla herkes yerine geçiyor. Otobüslerde uyuyorlar ama nöbet tutuyorlar. Hem otobüslerinin içinde, hem de alanda...

Alan terk edilirken toplanıp gitmek de yok. Önce mıntıka temizliği... Yerdeki izmaritler bile toplanıyor. Ve bunu büyük bir mutlulukla yapıyorlar.

Topluluğun en dikkat çekenleri TLB üyeleri. Liseliler. Geleceğin TGB’lileri. Yaşlarından çok daha olgunlar ama sloganları, pankartları hep kendilerine has... Bir ara Çağdaş ile birlikte TGB’lilerin korteje yetişmek için koştuklarına tanık oluyoruz. Çağdaş bir espri yapıyor: “ TLB Amansız” Hemen bunu esprili bir atasözüne dönüştürüyoruz: “Derler ki, TLB amansız TGB fermansız olurmuş...” Yalan mı?

Değil mi ki, bu yolu bütün zorluklarına katlanarak yürüyenler onlar, 19 Mayıs’ına, 29 Ekim’ine, ordusuna, cumhuriyete sahip çıkan onlar... Amansızlar işte... Değil mi ki, Amerikan askerlerinin kafalarına çuvalları takanlar, Tayyip Erdoğanlar’ı her gittikleri yerde protesto edenler... Fermansızlar işte...

TGB’nin saygı anlayışı

Bu, alışıldık bir bayram kutlaması değildi. 19 Mayıs, Soma’da öldürülen yüzlerce madencinin hesaplarının sorulacağına yemin edildiği gündü. Yasımız vardı. Bu yüzden o genç yürekler, eğlenceli şarkılar değil sadece marşlar söylediler. Ezan okunmaya başlandığında konuşma yapılıyorsa kesip bitmesini beklediler. Attıkları her adımda nasıl bir toplumun parçası olduklarını gösterdiler. Toplumun değerlerine saygıları onların en önemli nitelikleri...

Ama ne yazık ki, herkes onlar gibi değil. Çorum’un AKP’li belediyesi bir kitap fuarı düzenlemişti. TGB’li gençler şehitler için saygı duruşu yaparken ve hemen arkasından İstiklal Marşı söylerken o müzik hiç durmadı. Meydandaki açıklamalar başladığında müziğin sesi biraz daha arttı. Orada yürüyen ve yaşları 16 ile 20 arasında değişen gençler kadar da mı olgun olunamıyordu? Umarım TGB’den bir şeyler öğrenmişlerdir.

Sandaletli kız


Çorum bizi yağmurlu ve soğuk karşıladı. Işık yüzlü bir TGB’li. Kortejdeki görevlilerden biri. Ayağında her tarafı açık bir sandalet var. Ne bilsin havanın bu kadar bozacağını. Üzerinde sarı renkli bir naylon yağmurluk var ama ayakları açık. Gözüm takıldı. Bir ara göz göze geldik, ayaklarını işaret ettim, “üşüyeceksin kızım” dedim. Aklımdan, “kortejdeki araçlardan birine geçse, bu etabı yürümese” diye geçiriyordum. Gülümseyerek, ellerini iki yana açıp omuzlarını silkti, “bir şey olmaz” dedi sessizce. Yanımdaki Hıdır Ağabey’e “çocuk üşüyecek” dedim. Biraz sonra kızımız, ayağında az önce yol üzerindeki bir dükkandan aldığı kapalı ayakkabılarıyla tekrar görev yerindeydi. Sandaletli kız, benim için o gün fedakarlığın ve görevine sadakatin sembolüydü. Tıpkı bütün diğer arkadaşları gibi... Ve Hıdır Hokka, baba şefkatinin...

Türk milletinin fedaileri

Karşınızda oturan 2 bin fedaiye, fedailiği anlatmak hem zor hem de çok güzel. TGB’lilere en çok yakışan isim bu: Millet Fedaisi...

Çünkü onlar, hiçbir karşılık beklemeden, sahip oldukları her şeyi Türk milletine feda eden bir kuşak. Bütün yürüyüş onların elbirliğiyle yapıldı. Yenilecek kumanyalardan, ellerindeki pankartlara kadar o fedakarlığın ürünüydü. Tıpkı bundan 95 yıl önce iki çorabından birini, Mustafa Kemal’in askerlerine veren Türk milleti gibi...

Fedai bir şey verileceği zaman en önde, alınacağı zaman en arkada olandır. Fedai mücadele meydanlarının isimsiz kahramanıdır.

Ve TGB Türk milletinin fedailer birliğidir. Bu yüzden onlara hitap ederken sadece, “Fedailer” diye seslenince, ne kadar yorgun olurlarsa olsunlar “burada” diye haykırdılar. En kısa konuşmaydı ama her şeyi anlatıyordu, bu yüzden meydanı inletircesine alkışladılar...

TGB birliğin sembolü

İçlerinde kendisini ülkücü ya da devrimci olarak adlandıranlar var. MHP, CHP ve İşçi Partisi üyeleri var. Hep bir aradalar. Aynı şeye üzülüp, aynı şeye seviniyorlar. Aynı amaç uğrunda birleşmişler: Türk milletinin birliği... Biliyorlar, milliyetçi olmayan devrimci olmaz, o başkalarının piyonudur. Ve devrimci olmayan milliyetçi olmaz, o da gerici, karşı devrimcidir.
Ben bu 19 Mayıs’ta Türkiye’nin en milliyetçi ve en devrimci gençleriyle birlikte yürüdüm. Samsun’dan Ankara’ya... Mutluydum. Her adımında gururluydum. Bu yürüyüşten geriye aklında ne kaldı derseniz, iki kelime: Fedailer yürüdü... Tarih böyle yazacak...

Oktay Yıldırım
Aydınlık
Etiketler

Yorumlar

mehmet dulger :

fedailer degil, yarınlarımız yurudu

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder