banner864

HDP'nin Kürkçü'sü Pişmancılar Koğuşu'nda 26 Mayıs 2015, 12:17

Kürkçü’nün de aralarında bulunduğu pişmancılar, aynı koğuşa verildi. Selimiye’nin kötü ünlü bu 6. koğuşunda üretilen ‘teslimiyet teorileri’yle Abdülhamit ‘yurtsever’ ilan edildi
Kürkçü’nün de aralarında bulunduğu pişmancılar, aynı koğuşa verildi. Selimiye’nin kötü ünlü bu 6. koğuşunda üretilen ‘teslimiyet teorileri’yle Abdülhamit ‘yurtsever’ ilan edildi

İkinci THKP-C davası duruşmalarının başlamasından 2 ay kadar önce Ertuğrul Kürkçü, Yusuf Küpeli, Münir Aktolga ve THKO davasından Nahit Töre Selimiye Kışlası’nın kötü ünlü 6. koğuşunda bir araya geldiler. “Pişmancılar” bu koğuşa veriliyordu. Burada yeni duruma uygun bir “teori” imal edildi.

Buna göre Abdülhamit, 31 Martçılar, Serbest Fırka, Menderes ve Demirel “ilerici” idiler. Bu, bir teslimiyet teorisiydi. Bunu mahkemede ilk açıklayan Nahit Töre oldu. Bu açıklama kamuoyunda tepki çekince bir daha Abdülhamit’ten söz edilmedi. Ama aynı içerikteki açıklamalar devam etti. O dönemde bir hayli tartışılan “Asya Tipi Üretim Tarzı”nı (ATÜT) savunan İdris Küçükömer’in fikirleriydi bunlar.

 

THKP-C Merkez Komitesi üyesi Münir Ramazan sorgusuna şu sözlerle başlıyordu: “ABD emperyalizminin ihraç malı ‘solculuğu’ işçi sınıfının ideolojisi sanarak benimsediğim günden bugüne kadar hangi niyet ve istekle olursa olsun, objektif olarak vatana, insanlığa ihanet hareketinin içinde yer aldım. Bu nedenle bugüne kadar ki ideolojik, politik olarak bütün yazdıklarımı, çizdiklerimi, konuştuklarımı, kafamın içinden geçen bütün düşünceleri ve bu hareketin üzerimdeki bütün sıfatlarının hepsini inkar ediyorum. Bugün dünün tam karşıtı olma çabası içindeyim. Bunu başardım. Başaramazsam en azından normal bir insan olabilmeye çalışacağım. İlerde Türkiye halkı bize isim takacaktır.”

MDD: EMPERYALİZMİN TEORİSİ!
Ertuğrul Kürkçü de şunları söylüyordu: “Emperyalizm, Türkiye’de özellikle son yirmi yıldan beri Amerika Birleşik Devletleri emperyalizmi bu tarihsel devrimci eğilimleri kendi kontrolü altına soktu. Ve Türkiye’ye Marksizm, sanıldığı gibi Sovyetler Birliği aracılığıyla değil, bu batıcı tarihsel devrimci geleneğe yaslanmak isteyen ABD emperyalizmi aracılığı ile ve fakat tahrik edilerek sokuldu.

Milli Demokratik Devrim stratejisi, kısaca bu gelenek üzerine yerleştirilmek istenen emperyalist müdahalenin ideolojik saptırma aracı olarak ortaya konulmuştur.”

 
Aktolga bu tezi “tarihsel” olarak şöyle açıklıyordu:

“Halkımız yüzyıllardır Türkiye toplumunu mahvetmek isteyen güçlerle alt alta üst üste mücadele etmektedir. Bu mücadelede 1950’lere kadar altta kalan Türkiye halkı, 1950’de tarihi birikiminin doruk noktasına varmış ve nihayet zembereğinden boşalmıştır. Menderes’in kişiliğinde kendi tarihsel ilerleme isteğini bulan halkımız, önüne dikilen bütün engellere rağmen bugün de baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir.”

6. Koğuş sakinlerinin kimisi 12 Mart muhtırasının Demirel için verildiğini söylüyor, kimisi de 12 Mart’ı, Avrupa’ya yakınlaşan Demirel’in ABD’ce devrilmesi olarak açıklıyordu.

Küpeli’yi dinleyelim: “Avrupa Ortak Pazarı ile yakınlaşmaya doğru bir gidiş vardı ve bunu temsil eden siyasi iktidarın devrilmesi gerekiyordu. Bizler sadece devlet üzerinde oynanan bu oyuna farkında olmayarak alet olduk.”

Küpeli devrimci hareketi şöyle açıklıyordu: “Türkiye’de bu hareketler, TİP’in bir kanadı dışında Amerikan emperyalizmine hizmet etmiştir. Bu oyun anladığım kadarıyla şu şekilde oynanmıştır. 27 Mayıs hareketi sonrası Türkiye’de sol olarak aydınların, gençlerin, kitlenin karşısına Sosyalist Kültür Derneği, Yön, Türk Solu ve Devrim gazeteleri, Kırmızı ve Beyaz Aydınlık çıkmıştır... provokasyon diye bir mekanizma vardır, emperyalizm de bu mekanizmayı, provokasyon çarkını son derece usta kullanmaktadır.”

DİRENENLERE ‘AJAN’ YAKIŞTIRMASI

Direnme yolunu seçen THKP-C militanları, teslimiyetçiler tarafından “küçük burjuva gösterişçiliği” ile eleştiriliyor ya da “ajan” olmakla suçlanıyordu.

1979 yılında PKK tarafından öldürülen TİKP Nazimiye İlçe Başkanı Hasan Erkılıç da THKP-C davası sanıklarındandı. Erkılıç, şunları söylüyordu:

“Ben o sıralar devrime inanan bir işçiydim ve 12 Martçıların aradığı bütün devrimcilere yardım etmekten çekinmiyordum. Bunun için Yusufları da sakladım.
Yusuf mahkemede hakimlerden bana şunun sorulmasını istemişti: ‘Evin sarılmış olduğunu bildiği halde neden çatışmak istediğini izah etsin.’ Bu soruyla benim ajan olduğumu ima ediyordu. Küpeli hapisteyken evin basılmasından bir süre önce evdeki sobayı tamir etmemi ‘dışarıya işaret vermek’ olarak açıklıyor, gece vardiyasında işe gitmemi ‘ajanlığıma kanıt’ olarak gösteriyordu. Mahkemede bu soru üzerine kavga çıkmıştı.

Hakim bana bu soruyu sordu. Ben ‘Yusuf’un tavrı ortadadır, başka verilecek bir cevabım yoktur’ diye cevap vermiştim.

Sonra Yusuf’a dönerek ‘Ben sizin gibi halkın davasına ihanet edecek kadar alçalmadım’ dedim. Ertuğrul Kürkçü de ayağa kalkarak ‘Sen bize nasıl hain dersin’ diye bağırmıştı. Bunun üzerine ben tekrar

‘Sizin gibi satılmadım’ dedim. Kavga büyüdü. Bazıları araya girdiler.”

'KURTULMAK İÇİN YAPMAYACAKLARI ŞEY YOK'

THKP-C davasında bu iki kesim arasındaki mücadele davanın sonuna kadar devam etti. Öyle ki işler, direnenlerin ihbar edilmesine kadar vardı.

O günkü ortamı Ziya Yılmaz bir mektubunda şöyle anlatıyordu:

“Kendilerini kurtarmak için, yapmayacakları şey, yanaşmayacakları liman yoktu. Şimdi de öyle... Her hareket kontrol altında ve her şeyi bir yerlere ulaştırmaktan medet umuluyordu. Böylelikle her şeyimiz Faik Türün’ün masasına kadar gidiyordu. Var düşün.”

Duruşmalar ilerledikçe sanıklar arasında aklî dengesini yitirenler görüldü. Bazılarının ise deli taklidi yaptıkları söyleniyordu.

Teslim olanlardan Bingöl Erdumlu yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:

“Gerçeği buldum ben, yedi bin yıldır pislenen ve benliğimin en ücra köşelerine çekilen, saklanan fakat asla yok edilemeyen gerçek özüme, insanlığıma kavuştum.” 29 Mayıs 1973 tarihli Yeni Ortam, THKP-C davası duruşmasında Ertuğrul Kürkçü’nün ifadesini şu başlıkla veriyordu: “Burada Marksizm- Leninizm değil, Troçkizm, anarşizm yargılanıyor.”

YARIN: Kürkçü mahkemede. “Marksist- Leninist değilim.”

“THKP-C baştan aşağı hatadır.” “Olayların akışıyla gerilla olduk.”

Hikmet Çiçek
Aydınlık

Yorumlar

lale akcan :

bu yazı dizisinde anlatılanlar, ülkemizin bir venezuella olamadığının bir kanıtı.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar